Siyasi tarihimizde yeni bir sayfa açılmıştır.

Zira Cumhurbaşkanları TBMM deki bir partinin desteği ile seçilmiş dahi olsalar, göreve başladıktan sonra, partileri ile ilişkileri nihayete erer, tarafsız olarak, bütün milleti temsil ederler ve devletimizin bütün kurum ve kuruluşları arasında ahengi ve koordinasyonu tesis etmek gibi bir önemli fonksiyon ifa ederler.

Bu münasebetle yeni Cumhurbaşkanımıza hayırlı uğurlu olsun derken bazı önemli temennilerde de bulunuyoruz:

1. Yeni bir Anayasa yapılması, gündemimize getirilmiştir. Ön hazırlıklar yapılmıştır. Bu yeni anayasanın milletimizin ana tercihlerine, milli karakterine uygun bir yasa olması gerekir. Her milletin kendine mahsus tarihi, milli ve manevi özellikleri vardır.

Bu sebebten bu Anayasa nın % 99 u Müslüman olan milletimizin beklentilerine cevap verecek metinleri ihtiva etmesi gerekir. Doğudan, batıdan, edinilen nazari görüşlerin ürünü olmaması, millet-devlet kaynaşmasını en mükemmel ölçüde net olarak, yorumlara muhtaç olmayarak yansıtması icab eder.

Meselâ başörtüsü meselesi gibi, milletimizi meşgul eden ihtilafların derhal çözülmesi gerekir.

2. Ekonomik ve sosyal barışın sağlanması. Yeni Anayasa nın en önemli hükümleri arasında yer almalı, şimdiye kadar olduğu gibi "Sosyal devlet ilkesi kağıt üzerinde bırakılmamalıdır.

Başka bir deyimle, ülkemiz, para üzerinden kazanç sağlayan rantiyecilerin ve dış finans kuruluşlarının, vurgun vurdukları bir faiz cenneti olmaktan kurtarılmalı, açlık ve yoksulluk sınırında olanların, dar gelirlilerin hakkının ödendiği, teslim edildiği bir ülke olmalıdır.

3. Sağlıklı ekonomiye geçilmelidir. Bu ülke hem yeni anayasanın ve hem de devletimizin düsturu olarak temel hedeflerimiz meyanında yerini almalıdır.

Kendi gücüyle kalkınmak, zengin, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızın değerlendirilmesi, hem Anayasamızın hem yeni Cumhurbaşkanımızın gözeteceği vazgeçilmez görevlerden biri sayılmalıdır.

4. Ahlâk reformu yapılmadıkça milletimize karşı üzerimize düşen görevleri yapmış olmayız.

Zira mevcud anayasanın dahi, 5 inci maddesi, kişilerin manevi gelişmesini devlete ve iktidarlara kaçınılmaz bir görev olarak vermiştir.

İnsanımızın ve bilhassa gençliğimizin, millî, ahlâki ve manevi eğitime tabi tutularak, milletimizin yaratılışında mevcut üstün ahlâk ve fazilet cevherinin, başarılı bir eğitim politikasıyla, hayata geçirilmesi halinde ülkemizin, "mahkemeleri işsiz, cezaevleri bomboş" bir medeniyet şahikasına erişmesi mümkün olacaktır.

Zira çürümeye terkedilmiş bir insan malzemesiyle, inşa edilmiş olan hiç bir resmi veya özel kuruluşun, istenilen ve beklenilen ilerlemeyi sağlayamayacağı bir realitedir.

5. Artık kayıtsız şartsız ABD ye endeksli, bir dış politika izlenimini uyandıran yaklaşımlardan vazgeçilmelidir.

ABD nin, siyonizm ve evangelizmin çağdışı emellerini gerçekleştirmek gibi büyük bir tarihi yanlışın içerisine düştüğü gün gibi ortaya çıkmıştır.

Büyük Ortadoğu Projesinin, Müslüman kanı dökülürek, İslâm ülkelerini işgal etmek suretiyle, ekonomisi çökmeye başlayan ABD yi kurtarmak emelini taşıdığı tecrübe yoluyla sabit olmuştur. Bu sebebten bu inandırıcılığını kaybetmiş projenin eşbaşkanlık  yapmak gibi bir pozisyondan uzaklaşılmasının zamanı gelmiştir ve hatta geçmektedir.

6. Türkiye dünya barışının öncülüğünü ve liderliğini üstlenmelidir.

Oluşmaya başlayan dünya dengelerinde, Türkiye eskiden olduğu gibi, kilit ülke rolündedir. Ülkemiz barıştan yana ağırlığını koyduğu ve barış isteyen ülkelerle ciddi bir işbirliği yaptığı taktirde, dünya bu fanatik siyonist ve evangelist kıskacından kurtarılabilecektir.

Bu sebepten, "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye o dünyada yerini alır," hükmünün ve politikasının hayata geçirileceği zaman gelmiştir, şârt ve imkânlar oluşmuştur.

Sayın Cumhurbaşkanımız size başarı dileğinde bulunurken, şimdilik bu temennilerde bulunmayı da bir vatandaşlık borcu sayıyorum. Saygılarımı sunuyorum.