Uluslararası Hukukçular Birliği (UHUB), Bangladeş’te insan

hakları ihlalleri ile ilgili raporunu Eyüp Bahariye Mevlevihanesi’nde yapılan

bir toplantı ile açıkladı.

UHUB Başkanı Av. Necati Ceylan’ın açıkladığı Rapor’un en

önemli bölümünü, ilk Milli Gazete’nin Türk ve dünya kamuoyuna sunduğu,

Necmettin Erbakan’ın yakın arkadaşlarından Gulam Azam’ın idam kararına ilişkin

satırlar oluşturuyor.

Şu satırlar oldukça dikkat çekici ve çarpıcı:

“Görüştüğümüz tüm kişiler başta Gulam Azam olmak üzere

Cemaat-i İslami Partisi’ne mensup bütün tutukluların suçlu olduklarını peşinen

kabul etmiş görülüyorlar. Oysa iddia ettikleri suçlar 1971 ve öncesine ait

söylentilerdir. O dönemde Bangladeş’in Pakistan’dan ayrılmaması için söylenen

konuşmalar ve beyanatlar bugün savaş suçu olarak iddia edilmektedir. Oysa savaş

suçu ülkenin kendi vatandaşına karşı iddia edebileceği bir suç değildir. Vatana

ihanet suçu olsa zamanaşımı iddia edileceğinden böyle bir suçla

suçlanmaktadırlar. Tamamen siyasi olan bu dava her yönüyle temelsiz ve asılsız

iddialar üzerine kurulmuştur. Yaptığımız bu ziyaret Türkiye’nin ilk sivil

diplomasi faaliyeti olarak kayda geçmiş; Bangladeş’te büyük bir yankı

yaşatmıştır. Gittiğimiz günlerde karar verme aşamasına gelinen davada

uluslararası bir heyetin gelmesiyle karar ileri bir tarihe ertelenmiştir. Ancak

karar konusunda azimli olan idareciler bütün süreci Mart sonlarına kadar

bitirerek, kararı infaz etmek istemektedirler. Bu nedenle çalışmaların

uluslararası arenaya duyurulması önem arz etmektedir.”

“Cemaat-i İslami’nin önde gelen 3 lideri, Başkan Maulana

Motiur Rahman Nizami, Başkan Vekili Allama Delwar Hossain Sayedee ve Genel

Sekreter Ali Ahsan Mohammad Mujahid halkın dini değerlerini istismar etmek

suçlamasıyla 29 Haziran 2010’da gözaltına alındılar. Söz konusu kişiler polis

tarafından gözaltına alınmış iken, 26 Temmuz 2010’da Savaş Suçları Mahkemesi,

Cemaat liderlerinin 1971’de işlediklerini iddia ettiği suçlarla ilgili olarak

yargılama yetkisi olduğunu ilan etti ve herhangi bir makul sebep olmaksızın

haklarında tutuklama emri çıkarttı.”

“Gulam Azam’ın tutuklanmasının ardından diğer üç önemli

ismin -Moulana Abdus Subhan, Azharul İslam, Mir Quasem Ali- de yine aynı suçla

suçlanarak hapse atılmaları, ardından düzenlenen kitlesel protesto

gösterilerinde polisin göstericilere ateş açıp ölümlere neden olması ve

yoğunlaşan keyfi gözaltı ve tutuklamalar, siyasi kaosu zirve noktasına

taşımıştır. Son olarak ise, Prof. Gulam Azam, Genel Başkan Maulana Motiur

Rahman Nizami, Genel Başkan Vekili Allama Delwar Hossain Sayedee ve eski Genel

Sekreter Ali Ahsan Mohammad Mujahid hakkında verilen idam kararı; ve bu

idamların Bangladeş’in bağımsızlığının yıldönümü olan 26 Mart 2013’te

gerçekleştirileceği endişesi, Bangladeş içerisinde olduğu kadar, uluslararası

hukuk ve toplum nezdinde de ciddi bir sorun doğurmuştur.” 

“Ülkede yaşanan ihlallere temel oluşturan Başbakan

Hasina’nın iddialarının hukuki dayanağı yoktur. Roma Statüsü’ne göre

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisi, üzerinden 39 yıl geçmiş olan

suçları kapsamamaktadır. Ayrıca, o günkü adı Doğu Pakistan olan Bangladeş’in,

birleşik Pakistan’dan kopma savaşı sürecinde Pakistan Ordusu ile işbirliği

yapanların savaş suçları dosyaları 1972 ve 1973 yıllarında Bangladeş

mahkemelerinde görülmüş, 1974’te Pakistan’ın Bangladeş’i tanımasıyla mesele

halledilmişti. Bugün suçlananların hiçbiri o gün ne itham edilmiş ne de suçlu

bulunmuşlardı. Ayrıca Cemaat’in tutuklu bulunan beş üst düzey yöneticisinden

dördü 1971 ayrışma savaşında öğrenci, öbürü ise Cemaat’e 1973’te katılmıştı. Ayrılma

sürecinde Cemaat yöneticisi olması imkânsız olan, hatta o tarihlerde Cemaat’e

üye dahi olmayan kişilerin bugün savaş suçu işledikleri gerekçesiyle

yargılanmaları düşündürücüdür.”

Milli Gazetemizi takip ediyoruz, beklentilerimiz var

Sayın Adnan Öksüz,

Milli Gazete’de yazınızı okuduktan sonra bu mektubu

yazıyorum.

Okura açık bir köşe olarak yazılarınızı beğenerek okuyorum.

Gaziantep’te yapılan “Füzeye-Savaşa Hayır” mitingini

gazetemiz yazarları da yoğun şekilde takip edip köşelerinde birkaç gün işleyebilirlerdi.

Kısaca ifade etmem gerekirse;

* Bir gün önceki gazete haberlerinin yer alacağı bir sayfa

hazırlanabilir mi

* Günlük mizah köşesi olursa çok ilgi çekeceğini sanıyorum.

* Adana’da basılan bir gazetede Batı ve Karadeniz illerinin

namaz vakitleri veriliyor. Bölge illerinin namaz vakitleri verilse olmaz mı

* Evinde TV olmayan ve işyerlerinde radyo dinleyen milyonlar

için Milli Görüş’ün Milli Gazete’si gibi bir de Milli Radyo’su kurulamaz mı

* Bir fikir gazetesi olarak güncel olayları yorumlayan güçlü

bir başyazar olamaz mı

* Estetik olarak; fiyatı 70 krş. Yazısı, tarihten sonra

yazılsa, bir de boşluk bırakılsa, “Çarşamba 70 krş. gibi…”

* Bölge sayfalarında illerden kısa kısa haber verilse olur

mu

* Güçlü bir Temsilcilik ve vasıflı elemanlar olmazsa sonuç

alınamıyor.

* Bir fıkra ile bitireyim; Köylünün keçisini çalıp bir güzel

yemişler. Köylü hemen bu işleri her zaman yapan şüphelinin yanına gitmiş. O

kişi, “Valla bu iş benim işe benziyor ama ben yapmadım.” Demiş. Gerçekten de

başka kişiler kesip yemişler. Adı çıkmak kötü bir şey. İşbirlikçilere

duyurulur.

Allah’a (c.c.) emanet olunuz. (Erdem Kölük, Emre Cıvata,

Saadet Partisi Malatya Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyesi-Yedek)

NOT: Bugün 21 Ocak 2013 Pazartesi. İktidar ve TBMM’de grubu

bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi.

Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…