Yıllarca darmadağınık kaldılar. Gelen vurdu, giden horladı.
1967 yılında Necmettin Erbakan’ın Odalar Birliği organlarına başkan seçilmesine
kadar.
Milli Görüş ve Lideri Merhum Erbakan siyasi hayatında da her
fırsatta onların dertlerini dillendirdi, çareler üretip milletin ve siyasetin
gündemine taşıdı. Ürettiğine haram karışmayan, kazancı helal yoldan ve yediği temiz
olan iş dünyası için çabaladı.
Milli Görüş akımının tırmanışa geçtiği 1990’lı yıllarda iş
adamlarımızın seslerini duyurmaları, milletimizin hak ettiği düzenin
kurulabilmesi için organize olmalarını, bunun için de dernekler kurmalarını
istiyordu. Benim de çok defa bulunduğum özel sohbetlerinde, işadamlarımıza
böyle derneklerin kurulması talimatını verirken önem sırasına göre, açılımını
da ifade ederek iki hedef gösteriyordu:
1- Arzuladığımız ve hepimizin milletçe kurtuluşumuzu
gerçekleştirecek Milli Görüş’ün güçlenmesi için organize bir şekilde gayret
göstermeleri.
2- Yıllardır ezilen, darmadağınık olan, sömürülen, önü
kesilen ve sesi kısılan iş adamlarımızın, güçlü derneklerle dayanışarak,
Türkiye’nin iş pastasından hak ettikleri payları helalinden almaları.
Milli Görüş Lideri’nin bu bu işaret ve cesaretlendirmeleri
üzerine, iki tane dernek ortaya çıktı. İkisinin de kuruluşu ve teşkilatlanması
aşamasında, hem Mali Müşavir mesleğimden dolayı, hem de teşkilatçılık
tecrübelerimle görev aldım, emek sarfettim, ter akıttım. Bunların ilki Müstakil
Sanayici ve İşadamları Derneği, MÜSİAD’dır.
MÜSİAD’da kuruluş ve tırmanma aşamasında, yukarıda açıklanan
iki temel hedefi de gözeten çalışmalar yapıldı. Ama ne zaman ki, Lider’in
referans ve yönlendirmeleri ile gayret gösterip, yeterli üye ve özkaynağa
kavuştular, ilk hedefi önce ikinci sıraya aldılar. Sonra da maalesef teşkilat
olarak ağızlarına bile almayı sakıncalı gördüler. Hele 28 Şubat sürecinde
neredeyse Lider’i suçlayıcı tavırlar sergilediler. Daha sonra ise, nasıl para
kazanabilirizin hesapları arasında kuruluş hedeflerinin ilkini tamamen
unuttular. Üyelirinin çoğu biliyor olsalar bile, şimdiki yönetimleri bu süreci
belki hatırlamazlar.
Lider bütün bunları görüyor, ama yine de engin hoşgörüsü ile
düzeleceğini umarak susmayı tercih ediyordu. Baktı ki beklemek beyhudedir.
İkincisinin kuruluşu için talimat veriyordu. Bu sefer para kazanma hırsını
törpülemiş, Milli Görüş teşkilatları içinde yetişmiş, güvenilir olduğunu
düşündüğü kişilere görev veriyordu. Öyle ya sütten ağzı yanmıştı ki, yoğurdu
üfleyerek yemesi gerekiyordu. Bu sefer de Anadolu Aslanları İşadamları Derneği,
ASKON doğuyordu. İlk yıllardaki faaliyetlerini ve Milli Görüş için neler
yaptıklarını anlatmak bu yazının hacmini aşar. Dediğim gibi ilk zamanlarda
yönetimde ben de görev yapmıştım.
Geçtiğimiz günlerde ASKON’un 8.Olağan Genel Kurulu yapıldı.
Yukarıda önem sırasına göre saydığımız iki tane ana gayenin, ilk sıradaki olanı
unutulup gitmiş diyemem. Ama kendilerine gelip, hallerinin muhasebelerini yapmaları
ve açılarını düzeltmeleri tavsiyesi ile bu yazıyı yazıyorum. Çünkü
başlangıçtaki bir derecelik yön hataları, ilerledikçe telafisi imkansız hedef
sapmaları ile sonuçlanacaktır.
Kısa kısa söyleyeceğim:
Genel kurul salonunda, asıl kurucu olan Lider Erbakan’ı veya
ilkelerini hatırlatan en küçük bir söz veya resim yoktu.
Hakkaniyet Hattı sloganının içini dolduracağı düşünülerek
hazırlanan sinevizyonda, derebeyler, gladyatörler, Hint racaları ya da Buda
tapıcıları arzı endam ettirilmiş, Lider’e layık görülen ise saniyenin bilmem
kaçta biri süresi içinde soluk bir karesinin geçirilmesi olmuştur.
Milli Görüş içinde yetişmiş “Koca” koca adamlar, büyük büyük
sözlerle konuşmalar yaptılar ama, asıl birinci ilkeyi çağrıştıran ya da Lider’i
hatırlatan tek cümle kurmadılar.
Üç beş kuruş dünyalık topladığını düşünüp, bunu da kendi
bilgi, beceri ve maharetine yorup, Lider’i arkadan hançerlemeye teşebbüs
edenlerden bazıları divana aday gösterilebildiler.
Söz uzamasın diye ödül ve plaket dağıtımı konusuna
girmiyorum.
Böylece işin aslını ve kuruluş gayelerini bilenlerce
“Hakkaniyet Hattı” bu şekliyle, “Hakkaniyet Yattı” şeklinde anlaşılmıştır.
Hemen ifade edeyim, bu başlangıçtaki önemsiz gibi
görülebilecek bir açı sapmasıdır. Kardeşlerimize bunun düzeltilmesini tavsiye
ediyorum. Çünkü birbirimize tavsiye ve ikaz görevlerimiz var.
Türkiye’nin ve İslam Dünyası’nın tek kurtuluş reçetesi olan
Milli Görüş kiliminin “eriş”i ya da “argac”ı olmayıp da, salt para kazanmak,
işleri büyütmek ve genişlemek için “aslan”laşacaksak, neden kurulduk O zaman
aynı kulvarda bizden önce kurulan MÜSİAD’ı bölmek demek olmaz mı bu durum
Kardeşler!
Dost olduğum için acı konuşmaya hakkım var!
Sa’lebe’yi hatırlatıyorum. Müslümanlara yardım edebilmek
için mal edinme talebi ile Efendimiz’den dua istedi. Kısa sürede zengin oldu.
Ama ana gayeyi bir tarafa itti. Efendimizin meclislerine bile uğramaz oldu.
“Sa’lebe mahvoldu!” sözlerinin muhatabı olduktan sonra zekatlarını bile
veremedi.
Biraz daha eskiye götüreyim mi sizi:
Karun!
Maddenin kimyasal ve metalürjik sırlarını Lider ve Peygamber
olan Hazreti Musa’dan öğrendi. Peygamber öğütlerine uymadı, bu bilgileri para
kazanmak için kullandı. Sonra zengin olmaya başladı. Kazandıkça bu maharetleri
kendi marifeti saymaya başladı. O kadar çok kazandı ki, sadece hazinelerinin
anahtarları “eşek yükü” miktarına ulaştı. Serveti arttıkça Lider’i olan
Peygamber’e kuyu kazmaya çalıştı. Onu halkın gözünden düşürmeyi ve zengin
olduğu için halkı kendisi yönetmeyi ister duruma geldi. Bunu
gerçekleştirebilmek için, “Lideri”ne komplo kurup, arkadan hançerlemeye
kalkıştı.
Sonra mı ne oldu Kasas Suresi’ni okuyup öğrenmek mümkün.
(Ayetler: 76- 83)
Unutmayalım, gerek Sa’lebe’nin, gerekse Karun’un imanları
başlangıçta bizim imanlarımızdan daha güçlü idi. Onları mahveden salih amel
noksanları oldu.
Askon’un üye ve yöneticileri pırıl pırıl insanlar. Halen de
öyle olduğuna inanıyorum. İçlerinden bir kardeşleri olarak ikaz ediyorum. Kasas
Suresi’ndeki tarihin tekerrürü ile kendilerine yazık etmesinler. Çok para
kazanmak tek gaye olup, Salih ameller ihmal edilirse, arkadan olacakları iyi
hesaplamalılar. Mal ve para kazanma gayesinin tatminine imkan yoktur. Kendileri
ve varisleri yönünden akıbeti iyi düşünmelidirler. Ayrıca arzulanan düzen
olmadıktan sonra çok kazanmak ne işe yarayacaktır Konu ile ilgili bir de kitap
kaleme aldım acizane:
“İnsanlar Ve Mallar”
yakında çıkacak…
Liderimiz ASKON’u neden kurdurmuşsa, önem sırasına göre o
gayelere hizmet etmeli. Yoksa vebalinin karşılanması zordur. Bu gayeden sapmak
için binbir bahane uydurulabilir. Ama bu bahaneler oluşacak vebali asla yok
edemez.
Arkadaşlar ne olur kendinize gelin! “Sıdkı”nız ve
sadakatiniz, Lideri ve Peygamberi’nin gösterdiği yolda, bütün malını defalarca
fi sebilillah sarfeden Ebu Bekir’in sıdkı ve sadakati olsun!
HEPİMİZ DUA EDELİM
Ya İlahi, mallar da, kullar da senindir, Mala kul olmayacak
iz’anı sen indir!..