Türkiye topyekün sahne ve millet oynanan Gölge Oyununun kuklalarını oluşturuyor gibi manzara ile karşı karşıyayız. Yakın zamana kadar bu oyunun senaryosu internet aracılığı ile atılan mesajlarla millete aktarılıyor, sahne ve zemin bu oyuna hazırlanmaya çılışılıyordu.. Ancak, gelen mesajalar fazlaca dikkate alınmıyordu. Şimdi görüyoruz ki, televizyon ekranlarında bu konular tartışılıyor, daha doğrusu tartışılmıyor senaryonun özü millete aktarılıyor.
Cumartesi günükü "Demokrasi ve korkunun iktidarı" başlıklı yazımda internet aracılığıyla yaygınlaştırılmaya çalışılan ve Fısıltı Gazetesi yolu ile bir anda büyük trajlara ulaşan senaryolar üzerinde durmuş, özellikle seçimlerin ertelenmesinin gündeme gelebileceğini belirtmiştim.. Diğer söylentilerin ise üzerinde durmak istemediğimi belirtmiştim.
Şimdi bakıyoruz da, televizyon erkranlarında yılların gazetecileri, son yıllarda gerçekleştirilen suikastlar, canlı bomba eylemleri ve Kuzey Iraka operasyonun gündeme gelmesi gibi konuların hepsinin çok önceden hazırlanmış ve uygulamaya konulmuş bir senaryonun parçalarını oluşturduğunu belirtiyorlar. Tüm bunlar internet yoluyla iletilen mesajlarda da kaldığı sürece fazlaca bir önem taşımıyordu ama internetten televizyon ekranlarına yansıyor ve ciddiye alınarak konuluşuluyorsa bu ülkede artık demokrasiden söz etmenin fazlaca bir anlamı kalmıyor.. Hele hele bu milletin ülke yönetiminde seçimler yoluyla söz sahibi olması gibi olay ise tamamen hayal ürünü olmaktan öte gitmez.. Diyebiliriz ki demokrasi adı verilen Gölge Oyununda ülke topyekün sahne, insanımız ise bu oyunun figüranları konumuna düşmektedir.
Öyle ya birbirleri ile ilişkili bazı iç ve dış çevreler sürekli olarak ülkenin nasıl ve kimler tarafından yönetileceğini belirleyecek, bu hususta hazırladıkları planlarını sahneye koyabilecek ve bunlardan hiçbir şekilde hesap sorulamaycaksa belli zamanlarda milletin sandık başına çağrılmasına ne gerek var
Yıllardan beri seyrettirilen Gölge Oyunundan bu millet usanmadı mı Niçin, oyuncuların gerçeklerini karşımızda seyretmek varken oyuncuları gizleyip bu toplumun sadece gölgeler ile yetinmesi isteniyor.
Lafı uzatmanın anlamı yok.. Oynanan oyunun özünü, millet olayların perde arkasını görmesin, özünü kavrayamasın sadece kendisine ne gösteriliyorsa onunla yetinsin ve kendisinden istenini yerine getirsin isteniyor.. Kısacası ülkemizdeki rejimde kesinlikle milletin serbest iradesine yer yok.. Sadece varmış gibi takdim ediliyor.
Bu arada millete sunulan senaryo öylesine karmaşık bir şekilde takdim ediliyor ki ne olduğunu anlamaya insanımızın ömrü yetmiyor. Söz gelimi bir bakıyorsunuz ülkemize yönelik tezgahlanan oyunların arkasında ABD, İsrail ve AB var.. Ama bu ülkeler aynı zamanda Türkiyenin dost ve müttefiki olarak takdim ediliyor. Bir bakıma bir yandan düşman olarak takdim ediliyor -Takdim edilmeninde ötesinde düşmanlıkları gören gözler için gayet açık- öbür yandan da düşmanlar dost olarak ilan ediliyor.. İşte işin bu boyutunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse bu ülkeyi yönetenler ile bazı çevrelerin Türkiyenin düşmanlarını dost edindiklerini kabul etmek istemiyoruz. Gelişmelere baktığımızda da ister kabul edelim ister etmeyelim görünen de budur. Ancak bu çemberin kırılması gerekiyor.. Bunun bir yolunun bulunması, düşmanlar düşman, dostlar dost olarak belirlenmeli ve Türkiyenin iç ve dış politikası buna göre yeniden belirlenmelidir. Artık bu millet figüran, ülkemiz de Gölge Oyununun sahnesi olmaktan kurtarılmalıdır.