Bir lisede, kız öğrencilerin soyunma odasına gizli kamera sokarak suç işleyen medya, görüntüleri yayınlayarak TCK ya göre suç işledi. TCK nın 134. maddesinde, gizli kamera kullanılarak izlenmesinin TCK nın 134. maddesi gereğince de suç olduğu şu şekilde açıklanıyor:
"(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlâl edilmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır."
Şimdi soruyorum:
"Bodrumdaki gizli mescit"te, "gizlenmiş kamerayla" "ortaya çıkarılan" "namaz eylemi" haberini verenler bu maddeleri ihlâl etmişler midir Etmemişler midir
Kimseye göstermeden, kendi hallerinde namazını kılmak isteyen yavrularımızın kalplerine bir korku salınmış mıdır Bu çocuklarımız ibadetlerini yapmamaya, namazı terk etmeye zorlanmış olmuyorlar mı
Anayasacılarımız, yargı mensuplarımız bu olayın yüz kızartıcı bir suç işleniyormuş gibi verilmesi hakkında ne yorumda bulunuyorlar
Medyatik bir mankenin gizli çekilmiş görüntülerini aylarca gündemde tutarak olayı, "Özel hayata tecavüz" olarak niteleyen medyanın, kız öğrencilerin soyunma odasına gizli kamera sokulmasını alkışlaması tam bir ikiyüzlülük örneği!
Son dönemlerde Kutlu Doğum Haftası başta olmak üzere çeşitli münasebetlerle halkın dini hassasiyetlerini ortaya koymak için düzenledikleri bazı etkinlikleri bahane ederek, milletin dini değerlerini tartışma konusu yapan çeşitli medya kuruluşları, bu kez de bir Lisede namaz kılan gençleri gündeme getirerek yeni bir kampanya başlattı. Tek bir merkezden servis edildiği belli olan kasıtlı haber, aynı anda 10 u aşkın gazete ve televizyonda gündeme getirilerek 28 Şubat sürecinde yaşananları anımsattı.
"Kartel medyadaki başörtüsü ve namaz karşıtlığında dikkate değer bir artış gözlemlemekteyiz. 27 Nisan muhtırasında Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizin anıldığı etkinliklerin açık bir dille eleştirilmesi, bu karşıtlıkta tetikleyici bir rol oynamıştır. Düne kadar başörtüsü hakkında karalayıcı ifadeler kullanan kartel medyası, şimdi de namazımızı hedef almaktadır.
Rabbimizin ayet-i kerimelerinin gereğini yerine getirenlere böylesine pervasızca saldıranlar, toplumun inanç ve değerlerine hakaret edenler, Allah a açıkça meydan okuma cesaretini kimden aldıklarını merak ediyoruz.
1977 yılında çıkan bir genelge ile bazı okullarımız ve kurumlarımızda bir oda tahsis edilmiş ve öğretmenler, kurum idarecileri, memurlar, öğrenciler burada namaz kılıyor. Bugüne kadar bu konuda hiçbir sıkıntı olmamıştır. Bu art niyetli olarak çıkartılan bir konudur ve buna bizim katılmamız mümkün değildir. Herkes ibadetini hür şekilde yapmalıdır.
Namaz kılmayı bir suç olarak gösteren bu haberi hazırlayanlar kamuoyunun vicdanında derin bir yara açtı. Anayasamız, kimse dini inanç ve kanaatlerinden dolayı ayıplanamaz dediği halde, namaz kılmanın bir suç gibi gösterilmesinin kendisi esasen bir suçtur. Okulun bodrumunda, namüsait bir yerde evlatlarımızı namaz kılmaya mecbur bırakmak asıl büyük suçtur. Maalesef, Namaz kılmak isteyen öğrencilerin namazlarını kılabilecekleri bir mescid niye yok diye yapılması gereken bir haber, namaz kılmayı esrar kullanmak ve fuhuş yapmak gibi bir suç olarak gösterdi. Bunu şiddetle, nefretle kınıyoruz. Bu haberi yapan medya kuruluşları bağışlanamaz bir suç işlemişlerdir. Onları kamuoyundan, milletimizden ve rencide edilen o gençlerimizden özür dilemeye davet ediyorum.