Kurtuluş Savaşı'nın her günü, her safhası çillerle, ibretlerle dolu. Uşak, Eskişehir, Bursa düşman tarafından işgal edilmiş. İşte o günlerde TBMM’nin Kayseri’ye nakledilmesi gündemde. Milletvekilleri bunu tartışıyor. 23 Temmuz 1921 tarihli gizli celse görüşmelerinde bu konuda hararetli tartışmalar oluyor. (c. 2, s. 98) Erzurum Milletvekili Mustafa Durak Bey şöyle demekteydi: “Büyük Millet Meclisi'nin, böyle bir zamanda Ankara’dan çekilmesi hem ahaliye ve hem de orduya pek büyük tesir edecektir, buradan kalkması hem ahaliye hem orduya pek büyük tesir yapar. Meclisin, geri alındığını, geri çekildiğini ordu duyarsa kuvve-i mâneviyesi kırılır. Korkarım orduda panik olur. Bendeniz burada içtihadımı söylüyorum.”

O buhranlı günlerdeki mühim konulardan biri de Eskişehir’in sukutunda, yani düşmesinde yapılan ihmallerdi. Buna ihmal mi yoksa ihanet mi demek lazımdı. Düşmanın Eskişehir üzerine yürüdüğü esnada şehirdeki trenlere en lüzumlu malzemeleri ve halkın bir kısmını yükleyip getirmek mümkündü. Bu yapılmadı. Onun yerine iki vagon dolusu Rum fahişesi getirildi. Gizli Meclis zabıtlarından bu konu ile ilgili görüşmelerin bir bölümüne bakalım:

8 Aralık 1921 tarihli Gizli Celse oturumunda Erzurum Mebusu Mehmet Salih Bey'in, Eskişehir’in tahliyesi esnasında yapılan ihmalleri sorduğu Tekriri okunmuş ve bu takrir tartışılmıştır. Takrir metnine bakıldığında bu tahliye esnasında çok büyük ihmallerin olduğu görülmektedir. Bu tarihî belgeye bakalım:

“REİS- Eskişehir tahliyesinde düşmana terk edilen şimendifer levazımatından bahsediliyor, okunsun takrirde. Arzu ederseniz celse-i aleniye yaparız; Takriri okutuyorum.

“Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesine 29 Teşrinisani 1337

"29 Temmuz 1337 tarihli Makamı Riyasetten  Nafia Vekaleti'ne muhavvel (gönderilmiş) sual takririm cevaptan müstağni addedilmekle tekrarına mecburiyet hâsıl olmuştur. Şöyle ki: Eskişehir’in tahliye-i müessifesi hengâmında Nafia Vekaleti'ne merbut (bağlı) şimendifer idaresi tarafından vaki terahi (gevşeklik gösterme) veya kasdi muşir harekât dolayısıyla Eskişehir’de bililtizam melun düşmana 3 lokomotif, 60 vagon , 12 ton yağ, 50 bin liralık odun, kolaylıkla nakli kabil iki fabrikanın işletme makinesi, İtalya’dan son zamanda mübayaa edilmiş olan yüz bin liralık veya biraz noksan kırtasiye, şimendifere ait bilumum evrakı matbu, hatta kasa ve hesabatı umumiye defatiri, ambarlar dolusu zehair (zahireler), bir hastanenin kâmilen eşyası, pek çok eczayı tıbbiye, Avusturya  tebaasından iki kıymetli mühendis, Eskişehir hattında müstahdem bulunan bilumum makinist, şef-tiren, şef-istasyon, muhabere memurları ve hat komiserliğine emaneten mevdu  gayet kıymettar ve lüks sofra takımı bırakılmış ve bazı şeyler de ihtilâs edilmiştir (çalınmıştır).

Herkesin malumudur ki Eskişehir’in tahliyesine 13 Temmuz 1337'de başlanmış 19 Temmuz 1337'de hitam verilmiştir. Bu hesaba göre Eskişehir’in tahliyesi  yedi gün, yani 168 saat devam etmiştir. Ve yine vesaiki resmiye ile sabittir ki Eskişehir’de 13 lokomotif, 550 kadar açık, kapalı vagon ve sürat katarını temin edecek her şey mevcut idi. Bu vesaiti nakliyenin nısfına (yarısına) asker vaziyet etmiş olsa dahi nısfı diğeri ile (diğer yarısıyla) vazifedaran (görevliler) vazifelerini yapmış ve yaptırılmış olsa idi şu 168 saat zarfında 250 vagonla Ankara’ya iki yüz, Polatlı’ya yüz otuz kilometre yakın olan Eskişehir’de düşmana hiçbir şey terk edilmemiş olurdu. Ve belki  Eskişehir tüccaranile sekenesinin eşyayı beytiyeleri (ev eşyaları) dahi kurtarılmış bulunurdu. Maalesef Eskişehir’de her şey terk edilmiş ve yalnız iki vagon Rum fahişesi Ankara’ya nakledilmiştir. Bunu kimse inkâr edemez, bir cürmü meşhuttur. Cümlemizin eseflerle malumumuz bulunan bu fenalıkların, cinayetlerin mürtekipleri hakkında ne gibi bir takibatı kanuniye  Nafia Vekaleti'ne yapılmış ise lütfen Heyeti Umumiye'yi  tenvir buyurmaları hususunda sual takririmin tekrar Nafia Vekâleti'ne havalesini teklif eylerim."

Erzurum Mebusu Mehmet Salih (TBMM Gizli Celse Zabıtları, c. 2, s. 445)