İNSAN iradesiyle meşhurdur. Kıymet başkalarının size biçtiği bir gömlek olamaz. Kıymet Allah’ın katındaki değerinizdir.

Kendine hakim olan farkında olmadan bir kapıyı aralar. İlim kapılarından bir kapı olan bu yenilik onu arayanın bilinciyle bulunmamıştır. Kıymet artar ve kapı kendiliğinden açılır. O kapıdan geçen bunun bilincinde değildir. Gördüklerini duyduklarını hissettiklerini bilmez. Buna tecrübe denir.

Oysa yaşanan deneyimlenen ve sonrasında öğrenilen şeyler herkesçe tecrübe sanılır. İnsan zihnine sancı kalbine pranga vicdanına kelepçe ruhuna bunalım veren şeyler tecrübe olamaz. Onlar ancak birer yaradır. Yaralar arttıkça yozlaştırır insanı. Kalbini karartır buzullar sarar tarif edilemez iç sıkıntıları görülür. Sonra? Antidepresanlarla geçici mutluluk belirtileri gösterir insan. Bir müddet sonra katlanmış mutsuzlukları vardır artık. Bu girdaptan çıkmak için saldırgan olmayı seçenler olabilir. Çocukluğuna dönmeyi tercih edenler. Ya da dine yönelen kendisini arındırmayı arzu edenler. Fakat yaşanmışlık insanın esrarıdır. Gün gelir kriz tutar yine dalar insan o karanlık kapılardan. Oradan bakıldığında her şey tek kalıba bürünmüş gibidir. Kendi girdikleri yoldan başka bir yolun olamayacağına inançları tamdır. Diğer yanda yaşanmışlığı olmayanları hakir görerek vicdanlarını rahatlatırlar. Takdir edilecek ne varsa bu dönem insanlarının yergisine maruz kalır. Oysa başta söyledik ki takdir Allah’ındır.

Elbette pek çok şey kazandın direnerek. Herkesin gittiği yol her zaman temiz olacak değildir. İnsan arzularının esiri olmamalı. Burada tekrar vurgulayalım ki arzularının esiri olanlar arzularına ket vuranlara inanmaz onları hor hakir görürler. Bu elbette imtihanın bir parçasıdır. Kemal Sayar’ın bir şiirinde “aşk yüzünden ayları karıştıran kişinin” ifadesi geçer. Bunu bir düşünün. Kim aşk yüzünden ayları karıştırabilir ki? Bu noktada vurgumuzu yineleyelim. Arzuya ket vuranın atlatması gereken psikolojik evreler vardır. Ermiş olmak niçin zordu eskilerde? Bir dergaha gelip diz çöken o insanlar da nefs sahibi değil miydi ki? Ya Fuzuli Leyla ile Mecnun’u kaleme aldığında niçin bedensel birliktelik, temas olmadı o hikayede? Gaye bir aşkı anlatmak değildi. Asıl mesaj insanın arzularına ket vurduğu anda içine düşeceği buhranlar ve hepsinin sonunda kazanacağı kıymetti. Kıymet insanların biçeceği bir şey değildir. O Allah’ın belirlediği bir şeydir. Bunu belki ölünce daha iyi anlarız. Fakat dünya üzerinde de kimi olaylar bize kıymetimiz hakkında fikir verebilir.

Dünyada sahip olunanlar Allah’ın bize verdiği kıymetin göstergesi değildir. Sahip olduklarımız imtihana dahildir. Geçmişte yaşanan helakler bunu anlamamıza kâfi.

Hâlâ takvaya dair pek çok şeye ihtimam gösteren insanlar o iyi yolculuğun kapısını kurcalıyor.

Herkesin sıradan gördüğü haramlar bizim tasvip etmemizle helal olacak değildir ancak bizi helake sürüklemek için kuvvetli bir araçtır.

Bir gün belki bir elin parmaklarını geçemeyecek o gizli ilim kapısını farkına varmadan aralayanlar. Fakat dünya üzerinde birtakım güzellikler vuku bulacaksa onlar sayesinde.

Üzerine düşeni yap, Allah bilsin yeter. Kimse seni bilmese de olur. Hatta kimse seni sevmese de olur. Sevginin menfi olduğu bir çağda sevilmemek evladır.