Hafif meyilli Yıldız Yokuşu'nun hemen hemen sonu. Sol tarafta, ilk etapta çok da fark edilmeyen, tabelası da olmayan iki katlı müstakil bir binada hummalı bir çalışma dikkat çekiyor.

Öyle ki bazı günler sabahın ilk ışıklarına kadar süren mesaide, aralarında bazı akademisyenlerin de bulunduğu bir gurup geleceğe ilişkin bazı plan ve programları masaya yatırıyor

***

Ankara Yıldız Yokuşu nun bitimindeki o bina, Abdullah Gül'ün bir dönem üs olarak kullandığı Politik Araştırmalar Merkezi (PAM), burada günün büyük bölümünde çalışmalar yapanlar da Gül e yakın isimlerden başkası değil 2000 yılının 14 Mayıs ında yapılan Fazilet Partisi Kongresi nden bahsediyorum.

Aylardır konuşuluyordu

Nihayetinde,  8 Mart 2000 tarihinde FP genel başkan adaylığını açıkladı, Doç. Dr. Abdullah Gül.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın kesinkes onay vermemesine karşın...

***

Peki, nasıl hazırlandı bu Kongreye Abdullah Bey FP'de genel başkanlığı sürdüren Recai Kutan gelenekçi,

Gül de yenilikçi kanadın adayı olarak ön plana çıktı.

Recai Kutan, genel başkanlığa adaylığını daha önce açıklamıştı. Kendisinden bazı çevrelerin çok şeyler  beklediği Gül ise ilginç sayılabilecek bir törenle adaylığa ilk adımını attı.

Sağına Abdüllatif Şener'i, soluna ise Bülent Arınç'ı oturtan Gül, Türkiye de siyasetin tıkandığını, halkın yeteri kadar temsil edilemediğini, insanların umutsuz olduğunu, baskıların güvensizlik ortamı meydana getirdiğini belirtti ve tüm bu sebeplerden dolayı adayım dedi.

Bunun da ancak güçlü bir FP ile sağlanacağını, kendisinin de güçlü bir FP meydana getirmek için yola çıktığını vurguladı.

Bir noktanın da özellikle altını çizdi; kongreden daha çok büyüme, birleşme, bütünleşme çıkacak .

Yenilikçi kanadın birkaç ismi dışında kimseler ortalıkta görünmüyordu. Gül o toplantıda önemli bir de mesaj verdi; sağında ve solunda oturttuğu Şener ve Arınç aday olmayacaklarını açıkladıktan sonra, uzun sayılabilecek birer de konuşma yaptılar.

Esasen, bu bir hazırlığın sonucuydu. Aylardan beri Çankaya'da bulunan ve Politik Araştırmalar Merkezi ismi altında faaliyet gösteren bir büroda hazırlanıyordu, Gül. Stratejilerini hep bu merkezde belirledi, günlerce danışmanlarıyla, milletvekilleriyle istişarelerde bulundu.

Son güne kadar, bu konuda hiç konuşmayan Gül, adaylığını açıklamadan önce Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan, ardından da 14 Mayıs taki kongrede muhtemelen tek rakibi olacak Recai Kutan la görüştü ve niyetini ortaya koydu. Ve de bu görüşmelerin hemen öncesinde Bahçeli de,

Büyükşehir Belediyesi ne ait ASKİ tesislerinde 50 kadar milletvekiline yemek vererek son bir yoklama gerçekleştirdi.

***

Gelelim zurnanın zırt dediği yere

Tüm bu hazırlıkların bir de finans kısmı vardı, yani para Gül'ü o kongreye hazırlayanlar, hatırlayabildiğim

kadarıyla başta Ankara olmak üzere farklı illerde günler öncesinden billboard reklamları ve gazetelere sayfa sayfa reklam vermişti. Başka önemli bazı harcamalar da yapılmıştı.

Peki, o dönem Abdullah Gül ün arkasında hangi işadamları, hangi güç vardı

***

Çevirin sayfayı ve bugüne gelin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 10 Ağustos 2014'de

yapılan seçimle görevini 12. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan' devretti.

Gül, bu süreçte ilk kez memleketi Kayseri ye gidecek. 19 Eylül 2014 Cuma günü saat 11.00 de Erkilet

Havaalanı na inecek olan Gül için Kayseri de hummalı bir çalışma var.

Aynen 2000 yılında olduğu gibi, şehrin dört bir yanını çepeçevre saran billboardlar dikkat çekiyor. 11. Cumhurbaşkanımız, medar-ı iftiharımız Sn. Abdullah Gül ün, Kayseri ye gelişleri nedeniyle havaalanında karşılanmasına tüm halkımız davetlidir ibaresinin yer aldığı ilanlar

Erdoğan ile Gül arasında gerginlik iddiaları konuşulurken, ilanı veren kurum veya kişinin, genel uygulamadan farklı olarak ilanın üzerinde belirtilmemesi akıllara 2000 yılını getirdi.

Acaba bu masrafları ve harcamaları aynı işadamı mı karşıladı

Ne dersiniz

Pansuman tedbirler geçicidir

Pek muhterem Adnan Bey, Türkiye de iş güvenliği maalesef pansuman tedbirlerle hedefine ulaşamayacaktır. Çeşitli yollarla dile getirdiğim çarelere şu ana kadar kulak kabartan bulamadım.

Avrupa Birliği nin Almanya kaynaklı yaptırımları Türkiye nin derdine çare teşkil edemeyecektir.

Almanya daki iş güvenliği sistemini ilk önce tam anlamalıyız.  Sistemin iyi tarafları nelerdir, hangi yönleri düzeltilerek Türkiye ye uygulanmalıdır sorularının da uzmanlar tarafından cevaplanması gerekmektedir.

24 yıldır Berlin Eyaleti Sosyal Kaza Sigortasında İş Müfettişi olarak vazifemde edindiğim tecrübem şunu gösteriyor ki; Almanya'nın 1884 ten beri yürürlükte olan kaza sigortası sistemi şu ana kadar birçok değişikliklere uğramasına rağmen optimal bir duruma gelmiş değildir. Bu sistemin birebir Türkiye ye uygulanması çok büyük bir hatadır.

Avrupa Birliği ne üye ülkelerde iş kazalarına, meslek hastalıklarına ve iş ile ilgili diğer hastalıklara karşı mücadelede uygulanan sistemler hep değişiktir. Saygılarımla. (Ahmet Algan-Frankfurt)

Adalet Bakanlığı bu soruna çözüm bulabilir mi

Çok muhterem Adnan Bey,

Köşenizde sessiz yığınların sesi oluyorsunuz. Ben de bundan cesaret alarak 10 aydır sıkıntısını çektiğim bir konuyu sizinle paylaşmak istedim.

Oğlum, İzmir Aliağa Şakran Cezaevi nde yatmakta. Mahkeme günleri mahkeme saati 15.00 da olmasına rağmen saat 7.30 da yola çıkıp Karşıyaka Adliyesi ne götürülüyor. Sabah saat 08.00 den en son mahkeme saatine kadar orda beklemek zorunda kalıyorlar. Oğlum ağırlaştırılmış müebbetten yargılanıyor. O kadar saat bekleyip yargılanmak psikolojik ve fiziksel yorgunluğa sebep oluyor. Bunun üstüne çıkıp kendisini savunması gerekiyor.

Bunun hak etmediği bir ceza olduğunu düşünüyorum. Kendi oğlumla beraber tüm tutuklular için geçerli bu durum.

Bu konu hakkında cezaevi müdürü ve savcısıyla görüşmek istedim ancak görüştürmediler. BİMER e dilekçe verdim, organizasyonun asker tarafından yapıldığını söylediler.

Sonuç olarak haklarında bir hüküm bulunmayan bu insanların hak etmedikleri bir eziyete maruz bırakıldıklarını düşünüyorum. Bu konuyu gündeme taşırsanız sevinirim.

Saygılarımla. (Kamuran GÜNDOĞDU)

NOT:  Bugün 17 Eylül 2014, Çarşamba 1) Emekliler yılda 15 20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli nasıl geçineceğim diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!