Başlığın bir başka türlü ifadesi, “Toplum algılarla kandırılarak, gerçek olmayan bir dünyada yaşatılıyor” şeklinde de olabilirdi. Söz gelimi ülkemizde iktidar kanadının son seçim kampanyasında en sık kullandığı malzeme, terör örgütü ve teröristlerle muhalefetin iş birliği yaptığı söylemleri oldu. Bu arada özellikle ekonominin iyiye gittiği, kısa sürede tek haneli hale ineceği iddiaları tekrarlanıp durdu. Ancak bir türlü ne enflasyon çile olmaktan çıkıyor, çıkartılabiliyor ne de ülkemizin en önemli sorunlarının başında gelen terörün kökü kazınabildi. Çünkü ülkemiz sadece teröristlerle mücadele etmiyor, terör örgütlerinin arkasında ABD ile mücadele ediyor. Ama bu durum nedense topluma gösterilmek istenmiyor. Bir başka ifadeyle, terörün kökünü kazımakla görevli iktidar sahipleri, terörü seçim kampanyasında oy kotarmak için rahatlıkla kullanabiliyorlar.

Ülkemize yönelik terör eylemlerinin arkasında ABD’nin bulunduğu apaçık ortada iken iktidar kanadı, bu konu ile ilgili olarak ABD’ye yönelik bir yaptırımda bulunmuyor. Benzer durum Filistin’de İsrail’in sergilediği terör eylemlerinde geçtiğimiz günlerde 5 gün içinde 33 Filistinlinin şehit olmasına rağmen dünyada ciddi bir tepki görmedi. Ülkemizde birkaç sözlü açıklama ve protesto eylemi dışında bir gelişme olmadı. Yani bölgemizde terör eylemlerinin arkasında net bir şekilde ABD ve İsrail’in bulunduğu bilindiği halde bu ülkelere karşı sert açıklamalar yapılmıyor, herhangi bir yaptırım kararı alınmıyor iken ülkemizde iç siyasette malzeme olarak kullanılmasına devam ediliyor. Sanki ülkemize yönelik terör eylemlerinin sürüyor olmasının sorumlusu muhalefet imiş gibi ağır suçlamalar gündeme geliyor. Tüm bu söylemlere karşı nedense ülkemizde Meclis’te temsil edilen siyasi bazı partilerle temas kurmak teröristlerle iş birliği yapmak olarak nitelendirilirken terör örgütlerini bölgemizde besleyip yaşatanların hiçbir rolü yokmuş gibi hava oluşturuluyor. Kısaca bölgemizi terörün merkezi haline getirenler gözden kaçmış, kaçırılmış oluyor. İşin uluslararası boyutu ayrı bir konu olmakla birlikte nedense çoğunluğun aklına, “Sözü edilen siyasi partiler terör örgütünün uzantısı, bu konuda kesin bilgileriniz var, o zaman niçin hâlâ varlıklarını sürdürüyorlar, niçin hukuki bir işleme tabi olmuyorlar? Bu ülkede ayrıcalıklı olanlar mı var?” sorusu gelmiyor.

Bu noktaya nasıl gelindiği de ayrı bir konu. Söz gelimi Birleşmiş Milletler’in yeryüzünde barışı sağlamak için kurulduğu, görevinin bu olduğu her fırsatta tekrarlanırken örgütün aldığı kararların geçerlilik kazanabilmesinin Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin elinde olduğu, bu beşten birisinin veto etmesinin diğer tüm milletlerin verdiği oyu geçersiz kıldığı gerçeği gündeme getirilmiyor. Arada bir dünyanın beşten büyük olduğu gerçeği tekrarlanırken BM’nin barışı sağlaması bir yana terör devleti İsrail ile teröristlerin besleyip büyütücüsü ABD nedense ülkemizdeki muhalefet kadar tepki görmüyor.

Kısacası dünya üzerinde adalet şarkıları söyleyenlerin adalet konusunda söylediklerine uygun davranmıyor oluşları gerek iç politikada gerek dış politikada laftan öte gitmiyor. Böyle olunca söz gelimi ülkemizde gücü ele geçirenler son sözü söyleme hakkını elde ediyorlar. Bir bakıma geçmişte sergilenen ikiyüzlü tavırdan zarar görenler gücü ele geçirdiklerinde geçmişte söylediklerini unutuyorlar. Sonuç olarak adaletin uygulanması hayata tam olarak geçmiyor. Adalet olmadan bir ülkede ve dünya üzerine huzur ve barışın sağlanmasının mümkün olmadığı biliniyor olmasına rağmen gerçekler değil, algı operasyonları uygulamada öne geçiyor. Sonuç olarak özellikle devlet adamlarının gerçekleri konuşmaları ve uygulamaları gerekiyor. Aksi halde yasalar sözde kalmaya devam edecektir.