Gündem belirlemek matematiksel bir hal almış. Moda

dediğiniz olay aslında bir yalanmış. Gündemin de modası olabiliyormuş. Biri

inanacak bir yalan bulacak, moda diye herkesin o yalana inanmasının popüler bir

yolunu bulacakmış. Biz de bugünleri görecekmişiz. Bizim imtihanımız olacakmış

başkasının yalanları

Ortaokul matematiğine girişte mantık dersi vardı eskiden.

O bozdu bizim mantığımızı. Şartlara bağlı doğrular yalanına o zaman inanmaya

başladık. Oysaki gerçek şart ve ortamı umursamaksızın aslını kaybetmezdi hiç.

Kaynadı gitti arada. Yitik malımız bugünlerde gerçek ! Arayanı az, o yüzden

daha kıymetli!

Hayat; kendi kabuğunda sanal bir yaşam sürmenden daha

gerçektir. Herkesin kendine ait, kendine has bir hayatı olmalı. Bizi ortak

paydada buluşturacak olan ancak ve ancak değişmez gerçek olabilir. Herkes

kendi iradesiyle karışmalı o kalabalığa. Sürü psikolojisiyle değil! Sürülere

ait bu psikoloji, hayatımızı en öndekinin uçurumun kenarına geldiğinde alacağı

karar kadar etkiler ancak.

Kendine hiç soruyor musun aldığın kararların ne kadarı sana

ait Bir olay hakkında karar vermeden önce ne kadar araştırıyor, sorguluyor ve

vicdanına danışıyorsun Söylediğin sözün gerçek olmasından çok popüler olmasına

mı bakıyorsun Yalın olduğunda gerçek sana gerçek gibi gelmiyor mu yoksa

Yalnız kaldığında fikrini garip mi buluyorsun Utanıyor musun kalabalık içinde

ben size katılmıyorum demeye Soru sormak iyidir. Cevabına kafa yormak Daha

iyi!

İyi pazarlamacılar var. Teknolojinin fütursuzca

kullanıldığı zamanımızda sistem ne olmanı istiyorsa o oluveriyorsun. İşin

burasında sakın beni kimse güdemez ergenliğine soyunma! Pollyanna olmanı

isterlerse Pollyanna, minare çalınmışsa kılıf oluveriyorsun. Filmlerden

hamaset, haberlerden nefret biriktiriyorsun. Gerçek tüm çıplaklığıyla önünde

dururken, dikkatinin dağılmasına izin veriyorsun. Gerçeğin karartılmasına,

gölgelenmesine, boğazlanmasına, çarpıtılmasına göz yumuyorsun. Oysaki

biliyorsun, güneşin balçıkla olan münasebetini. Bilenin zafiyeti, bilmeyenin

malumundan yeğdir! Öğrenmen gereken aslında bu

Gerçeğin alıcısı nadirdir. Çünkü nefisle çok iyi

anlaşamaz, insanların sınıflandırılmasına çok müsaade etmez. Bu yüzden yazılan

bütün kitaplar, yapılan tartışmalar, girilen seçimler bana biraz gerçeği en

iyi kim karartır müsameresi gibi geliyor. Gerçeğin ne olduğunu herkesin

bilmesi olağan zaten. İşin içine kişisel hırs ve çıkarlar girince altta

kalanın canı çıksın mücadelesine politika demişler sanırım. Siyaset olamaz

bunun adı. 40 yıldır siyaset yapan tanıdığım bildiğim ve kendi fikrimle

edindiğim bilgi bir tane siyasi parti olduğu yönünde. Bu benim gerçeğim. Ve bu

gerçeği paylaştığım çok kişi var. Kabzımallar ve komisyoncular aradan bir

çekilse, karartmalar dinse, cilalı ambalajlar inse Tüm yalınlığı ve yalınlığın

zarafetiyle kuşatsa bizi gerçek..

Neler olmaz ki o zaman

Aksa da kılınacak namazlarımız gerçek olur o zaman.

Mazlumların elinden tutulur ve kaldırılır ayağa, zalim zalimliğini pazara

çıkarır da bulamaz alıcı.

Kalkacak o perde bir gün. Adam asmaca oynayanlar, bayrak

asma da yarışanlara yenilecek. Bir yolunu bulacağız anlatmanın. Acı sayılmaktan

kurtaracağız gerçek i. Terminolojisini aslına kavuşturacağız. Tüm insanlığın

huzuru ve refahını tüm insanlar isteyene kadar, geçici bu dünyanın kimseye

yetmeyecek kadar küçük, beraberce yaşayabilecek kadar olduğuna inanana kadar,

acının ve gözyaşının kitapların ve hikâyelerin tasarrufuna bırakıldığına şahit

olana kadar, insan aldanmaktan vazgeçene kadar sürecek belki bu mücadele. Ya

böyle olacak Ya da böyle olmasına uğraşırken bulacak bizi ecel!

Kolayına kaçmayacağım. Mevcut duruma alışıvermeyeceğim.

Keyfine göre fetva arayanlardan, evinin metrekaresini kardeşinin kanına tercih

edenlerin arasında olmayacağım. Sırf kahraman olmak için kendine düşman

bulanları alkışlamayacağım. Sırf paraları var diye her ortamda gözüme

sokulanları muteber kabul etmeyeceğim. Üstünlüğünü bindiği arabaya, oturduğu

saraya bağlayanlara, inatla üstünlüğün ancak takvada olabileceğini

söyleyeceğim. Harama haram, helale helal diyeceğim. Kardeşim olsa harama düşen

yanlış yoldasın diyeceğim.

Ne kadar yüksek sesle satmaya çalışırlarsa çalışsınlar,

yalanlarına inanmayacağım.

Ben 10 yıllık planların, emeklilik ayarlamalarının, ayna

karşısında inanana kadar sıfatlarını yalana maruz bırakanların, dün söylediğini

bugün yalanlayanların safında yer almayacağım.

Sadece Hakk ı tutup kaldıracağım. Bu dünyadan göçme

vizesi gelene kadar..

Serdar abim kızacak yine. Dalma derdi böyle konulara.

Uyutmuyormuş, uykularını kaçırıyormuş olanlar. Bana kızma. Dillendirmesem

içimde büyüyor bu sefer. Birikince de kalp kırma korkusu sarıyor beni. Birinin

kalbini kırmaktansa senin uykunu çalmayı tercih ederim. Kızmak yok.

Kalbiniz sahibine emanet Serdar Abi

Eyvallah!!!