Birleşmiş Milletler tarafından 2000 yılından bu yana 12 Ağustos’ta kutlanan Uluslararası Gençlik Günü, gençlerin toplumsal hayattaki rolüne dikkat çekiyor.

Dünyanın farklı bölgelerindeki gençlerin ortak beklentileri arasında eğitim, istihdam, onurlu bir hayat, güvenli bir gelecek ve karar alma süreçlerinde söz sahibi olmak öne çıkıyor.

Türkiye’de ise gençlerin gündeminde eğitim ve iş hayatının yanı sıra barınma, geçim şartları ve aile kurma gibi başlıklar bulunuyor.

- GENÇ NÜFUSUN PAYI GERİLİYOR

Türkiye’nin 15-24 yaş grubundaki genç nüfusu 2025 yılı sonunda 12 milyon 708 bin 348 kişiye ulaştı. Gençler toplam nüfusun yüzde 14,8’ini oluşturuyor. Ancak nüfus projeksiyonları, genç nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının önümüzdeki yıllarda gerileyeceğine işaret ediyor. Genç nüfusun azalması yalnızca demografik bir değişim olarak değerlendirilmiyor. Türkiye’nin üretim gücü, çalışma hayatı, aile yapısı ve sosyal dayanışması açısından da genç nüfusun niteliği ve geleceğe ilişkin beklentileri önem taşıyor.

Gençlerin eğitimden istihdama, kültürel hayattan aile hayatına kadar uzanan sorunları ise günübirlik değil, uzun vadeli politikaları gündeme getiriyor.

- GENÇ İŞSİZLİĞİ SADECE BİR RAKAM DEĞİL

Gençlerin geleceğe ilişkin kaygılarının başında çalışma hayatı geliyor. TÜİK’in Mayıs 2026 verilerine göre 15-24 yaş grubunda mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,8 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 11,2, genç kadınlarda ise yüzde 21,8 olarak tahmin edildi. Bu rakamların arkasında üniversiteden mezun olduktan sonra iş arayan, meslek edinmek isteyen, ailesine destek olmak veya kendi hayatını kurmak isteyen gençler bulunuyor.

Dolayısıyla gençlerin çalışma hayatına katılımı yalnızca işsizlik oranları üzerinden ele alınabilecek bir konu değil. Gençlerin eğitimleriyle uyumlu işlerde çalışabilmesi, emeğinin karşılığını alabilmesi ve mesleğinde ilerleyebilmesi de aynı ölçüde önem taşıyor.

- DİPLOMA VAR, İŞ BEKLENTİSİ DE VAR

Beklenti ise yalnızca üniversiteye girebilmekten ibaret değil. Üniversite eğitiminin ardından nitelikli bir iş bulabilmek, mesleğinde ilerleyebilmek ve bağımsız bir hayat kurabilmek de gençlerin temel beklentileri arasında yer alıyor.

Eğitim ile istihdam arasındaki bağın güçlendirilmesi, mesleki eğitimin itibarlı hale gelmesi ve gençlerin kabiliyetlerine uygun alanlarda istihdam edilmesi önem taşıyor.

Türkiye’nin gençleri yalnızca sınavlardan sınava koşan bir nesil olarak görülmemeli. Gençlerin yetenekleri, üretkenlikleri, girişimcilikleri ve sahip oldukları değerler, ülkenin geleceği açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir potansiyel taşıyor.

- GENÇLER AİLE KURMAK İSTİYOR, ŞARTLAR ZORLAŞIYOR

Gençlerin gelecek tasavvurunun önemli başlıklarından biri de aile hayatı. Ancak eğitim sürecinin uzaması, iş bulma güçlüğü, gelir seviyesinin yetersizliği, konut fiyatları ve geçim maliyetleri gençlerin evlilik ve aile kurma kararlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye’de doğurganlık oranındaki düşüş ve genç nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının uzun vadede gerileyeceğine ilişkin projeksiyonlar, aile politikaları ile gençlik politikalarının birlikte ele alınmasını gerekli hale getiriyor.

Gençlere “evlenin, çocuk sahibi olun” çağrısı yapılırken, onların ev kurabilecekleri ekonomik ve sosyal şartların da sağlanması gerekiyor. Aileyi desteklemenin yollarından biri de gençlerin düzenli gelir, uygun konut ve güvenli bir çalışma hayatına erişimini kolaylaştırmaktan geçiyor.

- GENÇLİĞE NASİHAT KADAR İMKÂN DA LAZIM

Gençlerin rehberliğe, tecrübeye ve büyüklerinin nasihatlerine ihtiyacı var. Ancak gençlerin hayatlarını kurabilmeleri için nasihatin yanında somut imkânlara da ihtiyaç duyduğu görülüyor. Gençlerin eğitimini sürdürürken çalışabileceği, barınma sorununu aşabileceği ve ileride ailesini geçindirebileceği bir zemine ihtiyacı var. Gençlerin yalnızca sorunları konuşulurken hatırlanan bir kesim olmaktan çıkarılması, karar alma süreçlerine daha fazla katılması ve sahip oldukları yeteneklerin desteklenmesi de gençlik politikalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.

- “GENÇLER GELECEKTİR” SÖZÜNÜN KARŞILIĞI OLMALI

Bugünün gençleri yarının yöneticileri, öğretmenleri, mühendisleri, esnafları, çiftçileri, akademisyenleri, sanatçıları ve aile büyükleri olacak. Bu nedenle gençlerin hem ekonomik hem de sosyal açıdan daha güçlü bir hayat kurabilmesi için gençlik politikalarının kısa vadeli adımlarla sınırlı kalmaması gerekiyor. Eğitim, üretim, araştırma, teknoloji ve girişimcilik alanlarında gençlere daha fazla imkân sunulması, Türkiye’nin geleceği açısından önem taşıyor.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen