Makalenin bu başlığını görenler ister istemez bu yazıyı
okuyacaklar. Bu konuda örnek alınabilecekler olduğu gibi çok ızdıraplı
sıkıntısı olanlar da var. Başlık yaptığımız soru çeşitli ortamlarda konuşulur.
Bilhassa hocalara, “Meselenin doğrusu nedir ” diye sorulur. Alınan bazı
cevaplar tüyler ürperticidir.
Bilhassa 40’ına varmış, evlenememiş, başına buyruk yaşıyor
olan, aile olmanın bahtiyarlığını tadamayan “hoca hanım”lar, bu zevata
yalakalık yapan “hoca efendi”ler, malûm soruya üç aşağı-beş yukarı şöyle cevap
verirler:
• Kadın kocasının anne-babasına bakmak zorunda değildir.
• Çocuğunu emzirmek mecburiyeti yoktur.
• Kadın erkeğinin elbiselerini yıkamak zorunda değildir.
• Yemek yapmak gibi görevi de yoktur”
Daha nice “inci”ler sıralanır gider. Bu “fetva”lar aile
temeline konulan tahrip gücü yüksek bombalardır. Cahillikten değilse İslâm’a
ihanetliktendir.
Evlilik böyle yorumlanacaksa o zaman gelin hanım için bir
fanus yaptırılsın. Fanusun içine konulsun, vitrinlensin, süs olarak
kullanılsın. Kadını “yatak görevlisi” olarak lanse etmek kadınlığa en büyük
ihanettir.
Evlilik “bir”liktir. Dünyayı ve hizmetleri paylaşmaktır.
“Bir beden” olmaktır. Hayatı paylaşmaktır.
Kim, “Gelin kaynanasına, kayın pederine bakmak
mecburiyetinde değildir” demişse o halt etmiştir. Bakacaktır. Hizmetini
yapacaktır. Çünkü kocasının anne-babasına ihtiyaç duyduklarında bakması
farzdır/Allah’ın emridir. Bu emir, erkeğin hanımını da kapsar. Geçimin yolu da
budur.
Anne-babayı bırakın denimizde ihtiyarlara hürmet ve hizmet
Allah’ın rızasını kazandıracak amellerdendir. Ayrıca bu hizmetin dini yönü,
insani boyutu, merhamet penceresi vardır. Ailenin büyüklerine hizmet ve hürmet
ailenin mutluluğunu sağlar. Aki halde, aile hayatı yaşanmaz hale gelir.
Peygamberimiz (S.A.V.); “Ümmetimin ihtiyarlarına hürmet eden
bana hürmet (ve hizmet) etmiştir” buyurmuştur.
Dünyada yapılan her iyilik mutlaka karşılığını bulur. Bugün
kaynanasına–kaynatasına bakanlar yarın çocuklarının hürmet ve hizmetlerini
görürler. Bu hem kadın hem erkek için değişmez bir kuraldır.
Kadın için erkeğin anne-babası, erkek için de kadının
anne-babası, anne-baba hükmündedir. Bakıma ihtiyaç duyduklarında hizmet ve
hürmette asla savsaklama yapamazlar. Yapanlar bunun bedelini göreceklerini
beklemelidirler.
Şöyle bir olay anlatılır.
Adam evlenmiş. Bir zaman sonra eşi erkeğinin anne-babasına
bakamayacağını söylemiş. Kocasına zulmün dozunu artırdıkça artırmış. Bunun
üzerine kocası eşine:
—Madem bakmayacaksın anne-babama. O zaman şu odayı
boşaltıver.
Hanımı:
—Ne yapacaksın deyince erkeği:
—Ne yapayım. Anne babama bakacak biriyle evleneyim de onlara
o baksın deyince eşi:
—Aman sende, sen şakadan da anlamıyorsun. Ben şaka yaptım.
Elbette bakarım. Onlar benim anne babamdır demiş.
Mesele tatlıya bağlanmış.
İşi buraya da getirmemek lazımdır.