3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim.
3 gündür, unutulmaya yüz tutmuş ne kadar geleneklerimiz varsa, insanlarımızı yakın zamana kadar birbirine sarsılmaz bağlarla bağlayan hangi adet ve törelerimiz varsa onları gözlemliyorum.
Tabii bunlardan ne kadarı kaldıysa…
Zira, yıllardan bu yana televizyonlarımızı işgal eden Holywood-kovboy filmlerini geçtim; genç dimağları zehirleyen, geleceklerini âdeta esir alan sanal oyunlar ve tuzaklar yeni nesli neredeyse tüketti, bitirdi.
* Çocuklar sokaklarda artık eskisi gibi çelik çomak oyunları oynamıyor.
* Çocuklar sokaklarda artık eskisi gibi 5 taşa, 9 taşa ilgili değil.
* Çocuklar sokaklarda artık eskisi gibi misket meraklısı değil.
* Çocuklar sokaklarda artık eskisi gibi “yağ satarım, bal satarım” halkası çevirmiyor.
* Çocuklar sokaklarda artık eskisi gibi mendil kapmaca oyunundan mahrum.
* Çocuklar sokaklarda artık eskisi gibi denge sağlayıcı, çocuklara farklı bir yeti kazandıran “çember çevirmece”den habersiz.
O bildiğimiz seksek oyunu bile silindi gitti, artık..
Haa, bu oyunların eleştirilecek yanları yok mudur Elbette vardır..
Eski Başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan,bir konuşmasında laik-Kemalist eğitim sistemini, “Ders kitaplarında diyor ki, “Ayşe ip atla”, “Ali topu at”. Ali büyüdüğünde top da atar,
tüfek de..” sözleriyle eleştirmişti. Erbakan bu cümleleri, 12 Eylül öncesinde azan anarşi ortamında, her gün onlarca gencin ölümün kucağına atıldığı yıllarda sarf etmişti.
Ama bugünden geçmiş yıllara şöyle bir yolculuk yaptığımızda görünen manzara şu: Artık hiçbir şey eskisi gibi değil…
Bu topraklar kime peşkeş çekilecek
3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim.
3 gündür, bazılarının “Tarımda çağ atladık, çiftçilere şöyle teşvikler verdik, hayvancılığı geliştirmek için müthiş atılımlar yaptık, köye geri dönüşleri sağlamak için bütçeden şunca yılda bu kadar pay ayırdık.” teraneleri karşısında, bu alanda geldiğimiz noktayı gözlemliyorum.
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde yumurta en yakın alış-veriş merkezinden satın alınıyor.
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde süt yok, ayran yok, yoğurt yok. Bunların tümü dışardan parayla temin ediliyor. Zira, hayvancılık ve tarım sıfırın da altına düşmüş. “Abi neden ekip biçelim ki Tarlayı ek, gübresini ver, sula, biç… Bunların hepsi birer masraf. Dünyanın en pahalı akaryakıtı bizde. Ekmek-biçmek maliyetini bile karşılamıyor. Dışardan almak hem ucuz hem de kolay…” en fazla kullanılan retorik.
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde arılar eskisi gibi bal yapmıyor. Burada köylülerin söyledikleri şu: “Taaa şu tepelere yüksek yüksek direkleri diktikleri günden bu yana arılar bir tuhaflaştı. Artık eskisi gibi bal yapmıyor arılarımız. Hadi bunu da geçtik, eskiden kara kovan balı dediğimiz yani balın A’dan Z’ye her şeyini katışıksız arının yaptığı saf balı elde edemiyoruz.” Anlamışsınızdır; köylülerin, “yüksek yüksek direkler” dediği, “verici”ler… Şimdilerde herkes GSM şirketlerine çok daha fazla para kazandırıyor, acayip bir iletişim çağındayız ama yavaş yavaş ölüyoruz. “Güldürerek öldürüyorlar”, dört bir yandan sarmalayanlar bizi…
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde en vahimi olan da şu: Burada o bildiğimiz nefis kokan, fazlasını iplere asarak kuruttuğumuz köy ekmeği bile pişirilmiyor artık. Köyde köy ekmeği yok. Eskiden şehirden köye gelenleri sofralarda köy ekmeği karşılarken bugün köylüler şehirden gelenleri, “Ekmeğinizi yanınızda getirdiniz mi ” sorusuyla karşılıyor.
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde dağlarda eskisi gibi bitki çeşidi de yok. Organik tarım diye bir şey tutturdular ama bu da tam anlamıyla bir yutturmaca.
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde bahçelerde yetişen salatalıklar, domatesler eski tadında değil. Dalından kopardığınız domates, domates gibi kokmuyor artık. Başka bir şey sanki… O yarma ve etli domatesler nereye gitti, acaba Tam da bu noktada merak ettiğim bir noktayı da nazarı dikkatinize sunmak istiyorum; Yıllardan beri “ikinci kez üremeyen ve her yıl milyon dolarlar akıttığımız İsrail tohumlarından” almaya devam ediyor muyuz, acaba
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde ve dahi çevresinde tarım adına, hayvancılık adına neler yapıldığını gözlemlemekteyim. 11 yıldır iktidarda bulunan bu yönetim, AVM, toplu konut, yeni tüketim merkezleri, altın yumurtlayan devlet kuruluşlarını satma çabası kadar tarım için, hayvancılık için hangi adımları attı, ne gibi yatırımlar gerçekleştirdi Bir hiç… Küresel güçlerin dayattığı, “Şeker pancarına getirilen kota” bu yönetim zamanında kaldırıldı da bizim haberimiz mi olmadı, acaba Efendim, duyamadım! Eğer burada doğru bir adım atıldıysa önümde uzayıp giden pancar tarlaları neden bomboş yatıyor ki!..
* Biliyor musunuz; 3 gündür Doğu’da bir dağ köyündeyim ve de bulunduğum köyde bir ekonominin olmazsa olmazlarından üretim adına neler yapıldı, merak ediyorum… Hep tüketim, hep tüketim… Kapitalist anlayış biçiminin ve hayat tarzının zirve yaptığı son nokta… Küresel sermayeye daha çok kazandıran, o doymak bilmez uluslararası azgın canavarın hoşuna giden adımlar atıldı, hep. Nerede bacası tüten fabrikalar, nerede atelyeler, nerede ülkeyi geleceğe taşıyacak üretim yapan istihdam merkezleri Nerede söyler misiniz
* Bu dağ köyünden son notum şu; gittikçe boşalan-boşaltılan bu topraklar kimlere ne karşılığında peşkeş çekilecek, acaba
NOT: Bugün 11 Ağustos 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı, Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…