BUGÜN 25 Aralık. Gaziantep in Kurtuluş Günü. 94 sene
önce bugün, yani 25 Aralık 2015 te son düşman askeri de şehri terk etmiş,
Mehmedcik halkın sevinç gözyaşları ve Tekbir sedâları arasında şehre girmiş,
Antepliler kurtuluşu kutlamıştı. Ne hazindir ki bu mühim hâdise yeni nesil tarafından
pek bilinmiyor. Ders kitaplarında bahsedilmiyor, medyada fazlaca yer almıyor.
Oysa bu hâdiseler bu ülkede yaşayan herkesin hâfızasına kazınmalıydı.
Yıllar önce yalnızca Antep değil, yurdumuzun dört bir
yanı, onlarca şehri işgâle mâruz kalmıştı. O kefere-fecere takımı,
üzerlerindeki medeniyet takımını çıkarıp atmış, gerçek çehrelerini
göstermişlerdi. Geçtikleri her yer virâneye dönmüştü. Binlerce masum insanı
katletmişler, yerleşim yerlerini yakıp yıkmışlar, namusları payimâl etmişlerdi.
Bunlar unutulur mu Tarihin tekerrür etmemesi için unutulmamalı.
Bugün Antep in kurtuluş günü. Ancak kurtuluş öyle kolay
kazanılmadı. Antepliler 1 Nisan 1920 den 8 Şubat 1921 e kadar yaklaşık 11 ay
zorlu bir düşmanla savaştılar. Fransızlar bu müddet zarfında şehre 70 bin top
mermisi attı. Neredeyse bütün evler yıkıldı. Altı bin şehit verildi.
Antepliler, yiyecekleri ve cephaneleri tükenmesine rağmen bir ay daha
dayandılar. Acı zerdali çekirdeği, ağaç yaprakları yediler. Mağaralardaki
güherçileden barut yaptılar. Kullanılmış mermi kovanlarını, silah
imalathânelerinde doldurdular ve savaşmaya devam ettiler. Bütün maddî imkanları
tükenince, eli silah tutan yiğitler son bir çarpışmanın ardından düşman
çemberini yarıp şehrin dışına çıktı. Bunun mânâsı şuydu: Şehirdekilerin
burnunu kanatırsanız, geri dönüp canınıza okuruz! Körfez savaşı sırasında koca
Bağdat ın tek silah atılmadan teslim olması hatırlandığında, bu mücâdelenin dünya tarihine geçecek
mahiyette olduğu görülür. Bundan dolayıdır ki TBMM, şehre gâzilik unvanını
vermiştir.
Düşman kuvvetleri bir İslâm beldesine girdiğinde, cihad
yediden yetmişe, erkek, kadın, çocuk, yaşlı, herkese farz-ı ayn olmaktadır.
İşte bunun şuûrunda olan Antepliler yediden yetmişe bütün halkıyla cihada
iştirak etmiştir. Kadınlar silah alınması için altınlarını, küpelerini,
yüzüklerini, bileziklerini vermiştir. Bu şekilde savaş boyunca halkın verdiği
altın sayısı 232 binden fazlaydı. Kadınlar ayrıca cephede savaşanlara su,
yiyecek taşıyor, silah atölyelerinde çalışıyorlardı. Çocuklar da boş mermi
kovanlarını topluyor, amcalarına, ağabeylerine su taşıyorlardı. Eli silah tutan
kim varsa zaten cephedeydi. Herkesin tüfeği olmadığı için bir tüfeği nöbetleşe
birkaç kişi kullanıyordu. İşte bu şanlı mücâdelenin ayakta kalmış şâhitlerinden
bir bölümü de Antep teki tarihî camilerin minareleridir. Düşmanın attığı
mermilerin izleri bu minarelerde durmaktadır. Kısaca Antep in minareleri de
gâzi olmuştur ve onlar bu gâzilik alâmetini bir şeref madalyası gibi
taşımaktadırlar. O zorlu günleri unutmamak için bu minarelere ibretle bakalım.
Rabbim o günleri bir daha göstermesin.