Kâfirlerin İslâm a karşı engelleme taktikleri önce önemsememek, sonra hafife almak, alay etmek, aşağılamak, sonra hakaret etmek, daha sonra sövmek, dövmek, canına ve malına zarar vermek, iftira etmek, yakmak, sürgüne göndermek, hapsetmek, işkence yapmaktır.

 Hz. İbrahim e, Musa ya, Yusuf a, Nuh a, İsa ya, (s.a.v.) yapılanları Kur andan okuyorsunuz. Bütün bunlar Efendimize ve değerli ashabına yapıldı. Sonuç alamayınca para teklif ettiler, kadın teklif ettiler, devlet başkanlığı teklif ettiler, yine de başarılı olamadılar.

Efendimiz hiçbir ta viz vermeden, tekliflerine dönüp bakmadan yürüdü. O dünya güzeli insana dost olacakları yerde düşman oldular.

Gâvura yaranamazsınız.

Şeyh Sadi Şirazi anlatıyor; Karga ile bülbülü aynı kafese koymuşlar. Bülbül susmuş kalmış. Karga da ellerini ovuşturmuş, la havle çekmiş ve "hey Allah ım ne günah işledim de böyle uğursuz, çirkin bir cüceyle aynı yerde kalma cezasına çarptırıldım" demiş.

Son günlerde bizim kesimde gâvura yaranma, şirin görünme, sırıtma operasyonları başladı. Kur an-ı Kerim müşriklerin neces, pislik olduklarını haber verirken (Tevbe 28) kâfirler hayvanlardan da aşağıdır derken (A raf 179) İslâmcı aydınlarımız gâvura yaranmak için "Filan beyin kitabında, falan beyefendinin dergisinde, feşmekanın panelde dediği gibi" diye başlayan sözleriyle gâvurcukların mikrop kutusu kitaplarını, gencecik delikanlılarımızın tertemiz yüreklerine yerleştirdiler.

Hiç birimiz Peygamber Efendimizden daha adil, daha merhametli, daha şefkatli olamayız. Çünkü O nun ahlâkı Kur an a göreydi. Büyük bir ahlâk üzerine idi.

Buna rağmen O nun Medine devletinde yaşamakta olan münafık kâfirlerden haber verirken "Eğer bir sığınak, mağara veya girecek bir yer bulsalar oraya çabucak giderler" buyuruyor. (Tevbe 57)

Yani rahmet Peygamberinin yönetiminden sıkıldıklarını haber veriyor Rabbimiz.

Mümin ışık gibidir. Kâfir karanlık gibidir. Işık yanarsa küfür ya nura dönüşür veya çeker gider. Veya kuytu bir yerde gizlenir, nurunu söndüreceği zamanı kollar.

Peki, bu imansız kâfirlerle ilişkilerimizi kesersek onları kim kurtaracak

Hayır, İlişki kesilmesin. Onlara, doktorun hastasına baktığı gibi bakınız. Aids, verem, veba, kanser hastalığı insanın bu dünyasında geçici bir zaman için zarar verir.

İmansızlık hastalığı, insanın sonu gelmez senelerde cehennemde yanmasına sebep olur.

Ateşe doğru koşan bir çocuk veya deli görseniz malınızı, mülkünüzü, namazınızı bırakıp onu kurtarmaya koştuğunuz gibi, malınızı, mülkünüzü harcayın, onların imansızlıktan kurtulması için gayret gösterin. Namazlarınızın ardından dua edin.

Saygın bir kişi olduğunu söylerseniz imansızlığından memnun olmasını sağlarsınız.

Doktor hastasına "Sen beyninden rahatsızsın. Hastahanede yatacaksın ve seni tedavi edeceğiz" diyor. Hasta da hastalığını kabul eder, hastahanede yatar, ilaçları kullanırsa fayda verir.

Bizimkiler, imansızı kendilerinden yukarıda görüyor. Değerli yazar, düşünür, sayın gibi ifadelerle gayet sıhhatli olduğunu söylüyor. Sonra da o sıhhatli adama faydalı olacağını zannediyor ve kendisine hastalık bulaştırıyor. Allah korusun bu hastalıkla da ölürse Kur an ın ifadesiyle "Keşke filanı dost edinmeseydim" der. (Furkan 28) Gelin eyvah demeden Allah diyelim.