Edebiyata yatırım yapan yayınevlerinin sayısı artıyor. Artus Yayınları, bu kervana katılanlardan birisi ve belki de en önemlisi. Çiçeği burnunda olan bu yayınevi, birkaç aylık süre içinde kendisinden söz ettirebilir bir nitelik sergiledi. "Özgün, kalıcı, saygın kitaplar " düstûruyla kendisini okuyucuya teslim eden yayınevinin, üç eseri masamızda: Osman Koca nın "Düşnâne" adlı öykü kitabıyla Hüseyin Akın ın "Geçmiş Günler Matinesi" ve Metin Önal Mengüşoğlu nun "Öptüm Kara Gözlerinden" adlı deneme kitapları
Bu kitaplardan "Öptüm Kara Gözlerinden"in "sunu" yazısını bendeniz kaleme almış olup, bunu aşağıya da çıkararak, sizlerle paylaşmak istiyorum.
*
Elinizdeki kitap, hayatıyla birlikte sanat ve edebiyat çalışmalarını ana kaynağımız vahye bağlayan mütefekkir bir şair ve yazarın eseridir. Şiir, hikâye, deneme ve romanlarıyla ortaya koyduğu vahye müstenit anlayışını, Vahiy ve Sanat adlı kitabıyla perçinleyen Metin Önal Mengüşoğlu, bugün her bakımdan öncüdür.
Sanat ve edebiyatı hevese bağlı bir fiyaka aracına nispet kılan olumsuz anlayışların zıddına, ince bir zeka, estetik bir yoğunluk ve haysiyetli bir duruştur onun telakkisi
Mengüşoğlu nu tek başına şair, yazar veya edebiyatçı olarak göremeyiz; diğer bir ifadeyle, onu salt şiirci, hikâyeci, denemeci olarak adlandırmamız mümkün değildir. Böylesi bir yaklaşım onun sanat , amel ve fiil lerinden haberdar olmamak anlamına gelir. Halbuki Mengüşoğlu, Müslüman olarak bir sanatçının, bilinçli ve basiretli bir âbid olmasını mecburiyet sayar.
Yukarıdaki cümleden hareketle, sanatçının vahiy, akıl ve ilmi merkeze yerleştirmesi ve hem varolduğu dünyayı, hem de ölümden sonraki hayatı dikkate alarak sanat faaliyetlerinde bulunması gerekmektedir. Çünkü Hakk ın veya batılın yanında olması buna bağlıdır.
Müstakim çizgi adını verebileceğimiz bu yaklaşım, birbirinden farklı kökenleri olan negatif odakları karşısına almıştır: Resmî ve batı kaynaklı olanların yanı sıra, muvahhit bakışı baltalayan her türlü miskin ve muhafazakar tutuma da hücum eder. Bu anlamda özellikle vahye uzak düşen mistik algı tarzlarını kişilikleri öldürücü ve köreltici bulur.
Sanatla ideolojinin bağımsız düşünülemeyeceğini; bunun aksini söylemenin de bir ideoloji olduğunu kabul etmeliyiz. Bu anlamda Mengüşoğlu, Müslüman sanatçının, hem kendisine hem de topluma engel olan dogmalarla mücadele etmesi; şirke ve küfre yol açan her türlü iş ve davranışa cephe alması gerektiği kanaatindedir.
Sanatın kaynağını metafizik ürpertide bulanların yanılgısına özellikle temas eden Mengüşoğlu, böyle düşünenlerin hayal, hülya, sezgi ve ferasette aklı devre dışı bırakmaya yeltenenler olduğunu belirtir. Oysa akıl ile his birbirinden bağımsız olamayacak kadar birlikte hareket etmektedirler. İnsan benliğinin hassasiyetlerini şirk batağından koruyacak, kurtaracak ve arındıracak sanat da ancak bu ortak hareket ile oluşacaktır.
Genel kabullere, peşin ve yanlış fikirlere saplanıp kalmış olanların hak ve hakikate ulaştırılması için en önemli vasıta sanattır.
Tam bu noktada, Mengüşoğlu nun özetlemeye çalıştığımız sanat görüşüyle birebir örtüşecek Öptüm Kara Gözlerinden e çevirelim ilgimizi Muhakkak olan şu ki, elinizdeki eseri, onun bütüncül sanat anlayışı çerçevesinde okuyacağınızı müjdeliyoruz. Fakat bir şartla: Bu kitap bir sanat eseridir; ayrıntılara dikkat ediniz!
Üç bölümden oluşuyor Öptüm Kara Gözlerinden Mengüşoğlu, Taş Bitti başlıklı ilk bölümde, bir yandan, edebiyat dünyamızın önemli isimlerinden Yunus Emre, Cahit Zarifoğlu ve Nazir Akalın gibi şairlerin kendisinde bıraktıkları izleri dikkatlere sunarken, bir yandan da, Dr. S ve Harput Şehrengizi adlı eserlerinin arka plânlarını anlatıyor.
Mengüşoğlu, birisi hariç, mektup formatıyla kaleme alınmış yazıların yer aldığı bölüme Son Mektup başlığını uygun görmüş. Duygu yoğunluğunun yer yer yükseldiği bu denemelerde yazar, uzaktaki yakın(lar)ına seslenirken, verilmesi gereken mesajları da uygun bir dille verir.
Sühan-ı Kaza Bu özgün adlandırma kitabın üçüncü bölümüne aittir. Yazarın, çoğunluğu Sühan dergisinde yayınlanan ve büyük ilgiyle okunan yazılarını ihtiva etmektedir. "Eş", "oyuncak", "istasyon", "dede", "mahallenin delisi" ve "çay evi" gibi kişi, nesne ve mekânlar üzerine kaleme alınmışlardır.
Şimdi, bu yazdıklarımızı bir tarafa bırakın, Öptüm Kara Gözlerinden in hitabına teslim olun
*
Edebiyat dünyamıza renklilik getiren Artus Yayınları nın iletişim kayıtlarını buraya kaydederek, okuyucularımıza küçük bir hizmette bulunalım: 0 216 532 90 51-52; [email protected]