Eskiden tanıdıklarınızla olan bağınızın kökleri geçmişe
dayanırdı. Mutlaka bir mekânda ya da bir yakınınız vasıtasıyla tanışır ve
ilişkilerinizi sürdürürdünüz. Tanıdıklarınızı dost, arkadaş ve tanış olarak
ayırır, ilişkilerinizi bu doğrultuda sürdürürdünüz. Günümüzde ise insanlar
arkadaşlarını sosyal medya aracılığıyla tanıyor ve yakınlık kurmaya
çalışıyorlar. Facebook, twitter, instagram üzerinden tanıştıkları kimselerle
duygusal bir bağ kuruyor, bütün beklentilerini sanal ilişkilere yüklüyorlar. Bu
durum iletişimin zayıflaması ve insanların yalnızlaşması bakımından büyük sorun
teşkil ediyor. Fakat bu araçlar doğru kullanıldığında insanların bilgi edinme,
haberleşme ve seslerini duyurmaları noktasında da faydalı oluyor. O yüzden
medyayı hayatımızdan çıkarmak yerine doğru ve yerinde kullanmayı öğrenmeliyiz.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medya aracılığıyla tanıdığımız
bir genç kız vefat etti. Adı Fusün. Onu ben de bir okuyucum vasıtasıyla
tanıdım. Genç kız beni aradı ve Fatma abla uzun süredir İnstagramdan takip
ettiğim bir genç kız vardı, ağır hastaydı, bizimle buradan iletişim kuruyordu
vefat etti, onun için dua eder misin dedi. Telefonu kapattım ve genç kızın
acılarla dolu hikâyesini okudum.
Füsun ileri devre mide kanseriymiş, midesinin bir kısmı
alınmış kemoterapi ve radyoterapi görmüş. O zor günlerinde instagramdan
fotoğraflarını ve duygularını paylaşıp takipçilerinin tesellileriyle ayakta
kalmaya çalışmış. Medya üzerinden genç kızı destekleyen kimseler, Allah ın
izniyle iyileşeceksin, biraz diren diye ona umut vermişler. İnsanların desteği
Füsun u hayata bağlamış ve yaşamla bağını vefatına kadar hiç koparmamış.
Füsun un sağlığına kavuşabilmesi için yardım çalışmaları yapılmış fakat genç
kız, onca mücadelenin ardından hayata gözlerini yummuş. Takipçileri Füsunla
ilgili duygularını ve genç kızın dramatik hatıralarını paylaşıyor, dua
istiyorlar.
Sosyal medya sanal bir ilişki ağı oluşturarak insanlara suni
gündemler, yapay arkadaşlıklar sunuyor. Fakat büyük şehirlerde insanların
meramlarını duyurmalarına imkân sağlaması açısından da önem arz ediyor. Nitekim
Füsun da yalnız ve mazbut hayatına medya üzerinden ulaştığı kimselerle canlılık
katmaya ve bu vesile ile yaşama tutunmaya çalışmış. Sesini duyurmanın yollarını
aramış. Kısacık ömrüne sığdırdığı acıları medya üzerinden tanıştığı kimselerin
tesellileriyle hafifletebilmiş.
Ben Füsunu hiç tanımadım, onunla karşılaşmadım, konuşma
şansım olmadı. Ama acı hepimizin hayatında yer alan ortak bir payda. O yüzden
onu sizler gibi ben de anlayabildim. Onun için Rabbimizden rahmet diliyorum.