Cüneyt Özdemir in sunduğu 5N1K programının önceki akşam stüdyo konuğu, ekonominin gerçek yüzüyle ilgili yaptığı eleştirilerle tanıdığımız Prof. Dr. Osman Altuğ oldu. Osman Altuğ, hükümet yetkililerinin pişkin bir edayla, "Kaygılanacak bir durum yok

Dalgalanmalar piyasanın doğal şartları içindedir" diye geçiştirmeye kalkıştığı, döviz kurundaki artış dolayısıyla neredeyse yüzde 11 lere varan devalüasyon şokunu değerlendirdi. 1999 yılından beri döviz kuru bastırılarak tüketimin körüklenmeye çalışıldığını, para politikalarıyla yapılan oynamalarla ekonominin tüm dengelerinin sarsıldığını kaydeden Altuğ, "Ekonominin üretim yönüyle ilgili hiçbir tedbir alınmadı.

Borsa, döviz ve faiz üçgeninde, küresel para babaları Türkiye den korkunç miktarlarda paralar kazandı. Yabancı yatırımcı parasını Türkiye de borsada, faizde değerlendiriyor. Gelirken de, "Ben gelirim ama, yarın çıkıp gitsem bile paramı peşin peşin alacağım döviz stokunu merkez bankasında tutacaksınız" diye şart koşuyor. Dalgalı kurmuş İşte, dalgalı kur, Türk ekonomisiyle böyle dalga geçti. Döviz spekülatörleri iki günde Türk lirasını yerlere serdi" diye konuştu.

Türk ekonomisinin elle tutulacak hiçbir olumlu yanının bulunmadığını belirten Altuğ hoca, "Bütçeye bakıyorsunuz açık Bankaların pozisyonları açık Merkez Bankasının pozisyonu açık Hazine açık Arkadan bakıyorsunuz açık, önden bakıyorsunuz açık Bizim ekonomimiz nereden bakarsanız bakın çıplak.

İşin tuhaf yönü, ekonomiden sorumlu olanlar mevcut rakamlarla ilgili insanlarımıza doğru bilgiler de vermiyorlar. Bir ülkenin ihracatı 70 milyar dolar, ithalatı 70 milyar dolarsa, aradaki fark zarardır. Oysa, devlet büyüklerimiz "Sürdürülebilir borçlanmadan" bahsedip duruyorlar. Ne demek "sürdürülebilir borçlanma" Ben borç alayım, yiyeyim Gelecek nesiller nasıl öderse ödesin AKP hükümeti döneminde Türkiye nin dış borcu 200 milyar dolara dayanmıştır" dedi.

İki günde "uzaya fırlayan döviz kuru"yla ilgili hükümet cenahından yapılan açıklamaları dikkatle takip ediyoruz. Sebeb-i hikmeti anlaşılamayan dalgalanmayla ilgili yetkililer, "Piyasaların gereği, olur böyle şeyler, kaygı duymayın, dalgalanır geçer" türünde şeyler söylüyorlar. Herkesin anlamadığı konu şu: Geçtiğimiz Cuma gününe kadar hiçbir hareket yokken, bir anda ne değişti de kur uzay mekiği gibi tavana fırladı Dövizi hoplatıp zıplatan piyasadaki çuvaldız neydi Para babaları filler neden tepişti

Popüler Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Sinan Çetin i CNN Türk ekranlarındaki Tarafsız Bölge programında izledik. Sinan Çetin, Türk sinemasının durumuyla ilgili yaptığı değerlendirmelerde çok ilginç bir itirafta bulundu. Çıkışa geçen sinema sektörünün, gişelere akın eden izleyicilerin taleplerini doğru okuyamadığını, para kazanma iştahıyla alelacele çekilen filmlerin vizyona sokulduğunu belirten Çetin, "Mesela benim yaptığım Bay E böyle bir filmdir" dedi. Çetin in bu değerlendirmesi son dönemde ardı ardına vizyona sokulan birbirinden kalitesiz Türk filmlerinin neden çekildiği sorusuna da cevap oldu. Karagöz-Hacivat Neden Öldürüldü, Hababam Sınıfı serisi, Keloğlan

Aslında sinemacılar, ticaret deyimiyle "vurgun" yapmak için çektikleri, potansiyel müşterileri salonlardan uzaklaştıracak bu kalitesiz yapımlarla, bindikleri dalı kestiklerinin farkında değiller. İnsanları bir filmle kandırırsınız, iki filmle kandırırsınız Sonrasında ağzınızla kuş tutsanız da, boşalan salonları dolduramazsınız Millet, enayi yerine konulduğunu anladığında ne yapacaksınız