Bir zamanlar "Ben kendi topraklarımda Kardinal takkesi görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi yeğlerim" diyen, Osmanlı nın adaletini arzulayan Avrupa Ülkeleri, ne oldu da şimdi bizlere "insan hakları, demokrasi ve hak-hukuk" dersi verecek seviyeye ulaşabildiler

Biz neden geri kaldık ... Onlar nasıl ileriye gitti Ve bu ülkenin dini bütün, tarihe İslâm dinini yaşayarak âdaletleriyle damga vurmuş insanları, "Ne olursa olsun... Ben aç kalmayayım da, varsın kardinaller, papazlar bu ülkede cirit atsın... Benim derdim para-pul, gerisi fasarya" boşluğuna itilebildi

AB ülkeleri bizimle neden oyuncak gibi oynuyorlar Bir zamanlar kendilerine "hak-hukuk-adalet" dağıttığımız Avrupa Birliği ülkelerinden şimdi "hak-hukuk-adalet" ithal edecek bir seviyeye neden düşürüldük İşte bu soruların cevabını verdiğimiz anda "Fethin anlamını" kavramış olacağız... Fetih, bir şehrin düşürülüşü, Ulubatlı Hasan ın surlara bayrak dikmesi değildir...

Fetih, "Hak geldi batıl zail oldu" düsturunun yansıması olan Ayasofya da Fatih in cuma hutbesi vermesidir... Adaletin, mutluluğun, saadetin İslâm dininde olduğunun hatırlatılmasıdır...

ALLAH ın rızası O nun dinine sımsıkı bağlanmak ve İslâm ı yaşamakla mümkündür. Dinimiz mü minlerin, mallarıyla canlarıyla cihad etmeleri gerektiği üzerinde ısrarla durmuş, dinin cihadla varolacağını beyan etmiştir. Artık bize, her biri birer destan olan zaferleri kazandırmış ecdadımıza layık olmak, Fatih, Yavuz ve Kanunilerin kemiklerini sızlatmamak için elimizden gelen her türlü gayreti göstermek zorundayız.

Dün 21 yaşında İstanbul u fetheden Fatihlerin torunları olarak bugün içine düştüğümüz durum son derece acıdır. Çünkü 555 yıl sonra Fatih in İstanbul unda, Fatih in Anadolu sunda görülen manzara yürek paralayıcı bir görünüm arzediyor... O nun kurduğu camiler, sebiller, türbeler taş taş dökülmekte, çaresizlere çare arayan ve bulan vakıflar, darüşşifalar, hanlar, hamamlar çökmektedir. O muazzam tarihî hazineleri, zamanın silip süpüren ellerine teslim etmek suçların en büyüğü olmuştur. Fatih in kemikleri, ideallerinin ve eserlerinin unutulmaya gömülmesi karşısında sızlamaktadır. Yarın huzur-u mahşerde yakamıza yapışacak ve hakkını mutlaka isteyecektir. Hiçbirimiz kısır menfaatlerimiz, basit ve sığ hedeflerimiz için O nun ideallerinden vazgeçme hakkına sahip değiliz. Bizi kuran, yücelten ve yaşatan onlardır. Mazisini unutmuş milletler unutulmaya mahkumdurlar. Mazi, sadece övünmek, gurur duymak için değil, ders çıkartmak ve yine aydınlık ve ışıklı maziler bırakmak için öğrenilir.

Bizim dünyayı aydınlatmaya ve insanlığı toptan kurtarmaya gücü olan bir medeniyetimiz, bir kültürümüz, bir devlet ve millet anlayışımız vardır. Onun varlığını bilmek, o varlığın hamurunda yoğrulmak için vakit geçmektedir. Dedeleri İ layı Kelimetullah yani ALLAH ın birliğini, İslamiyeti yüceltme için yaşamış bir milletin çocukları olarak dalıp gittiğimiz korkunç ve karanlık uykudan uyanmak zorundayız. Namluyu kendi öz canına çevirmiş cahiller durumuna düşmemek, cihanın en stratejik, en büyük imkanlara sahip noktasında bulunan yurdumuzda huzurla yaşamak, Fatih i, O nun iman, azim ve kararlılığını anlamakla mümkündür. Yedisinden yetmişine bütün bir millet olarak İ layı Kelimetullah için yaşamasını bilmeliyiz. Başka kurtuluş ve çıkar yol mevcut değildir. Bu bakımdan böyle büyük günlerde sadece anma törenleri düzenlemek ve sadece nefsimiz adına yersiz bir gurur duymak yetmiyor. Önemli olan ecdadımızın temiz ve mübarek ideallerine sahip çıkmak, onların eserlerini canla başla korumak ve önce kendimiz sonra milletimiz ve insanlık alemi için yeni ve büyük fetihler kazanmaktır.

Bizim tarihimiz zaferlerle doludur. Ecdadımız insanlığa ışık tutmuştur. Osmanlı, ülkeleri kuşattığı an bir bütün idi ve Hakk ı temsil ediyordu. Milletimiz yeniden güçlenmeli, saadetin kapılarını açmalıdır. Bu büyük görev üzerimizdedir.

İstanbul un fethinden 555 yıl sonra sanki tarih bizlere şöyle seslenmektedir:

" Zaferleri, ona layık olanlar kazanır..."

ALLAH bizi kendi hidayetinden, dosdoğru yolundan bir lahza, bir an bile ayırmasın. Bizi şanlı ve şerefli tarihimize layık bir topluluk etsin. Amin.