Eba Eyyüp el Ensari ve arkadaşlarının İstanbul fethine gelmesi,

Ellinin üzerinde Müslüman devlet başkanının sefer düzenlemesi,

Dünkü yazımda verdiğim, “Kostantınıyye muhakkak fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden asker ne güzel askerdir” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, Hadis no: 18189) hadisinin benzerini Buhari’nin Sahih’inde Cabir bin Abdullah’tan rivayet ettiği hadiste Sevgili Peygamberimiz: “(Rum diyarının kralı) Kayser, helak olduktan sonra bir daha Kayser olmayacaktır. (Fars kralı) Kisra helak olduktan sonra bir daha Kisra olmayacaktır. Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Kisra ve Kayser’in hazineleri İslam yolunda harcanacaktır” (Buhari, Sahih Kitab’ül Eyman, bab 3 hadis  8) hadisini rivayet etmesi,

İslam tarihi kitaplarının hepsinde İstanbul’un fethinden önce o fethin olacağının anlatılması,

Ahmet bin Hanbel gibi bir hadis otoritesinin rivayet etmesi,

Son yüz yıl içinde gelen bazı Arap milliyetçilerinin dışında bu hadisten kimsenin şüphe etmemesi hadisin doğruluğunu ispat eder.

Ayrıca fethedilmesi bile ispat demektir.

Hicri ikinci asırda Ahmed’in Müsned’inde geçen hadisin hadis olduğunu kabule yanaşmayanlar, bunu söyleyen yalancının kerametine inanma durumunda kalacaklar.

“İmtisâl-i Cahidûfillâh’ oluptur niyyetim

Dîn-i İslâm’ın mücerret gayretidir gayretim”

Yani: “Niyyetim, Cenab-ı Hakk’ın Hac Suresi’nde ayet 78’de Câhidûfillâh’ Allah yolunda cihat edin emrine sımsıkı sarılmaktır. İslâm dininin gayreti ne ise benim gayretim de odur” diyen Fatih Sultan Mehmet Han hem Peygamberimizin övgüsüne layık olmuş hem de dünya nimetlerine kavuşmuş.

“Özgür bir ülkesiniz. Yasama yetkiniz var. Ancak kanunlarının hiçbiri benim kanunlarıma aykırı olmayacak, filan ülkeye ekonomik ambargo koyduk, onlarla alışveriş yapmayacaksınız, filan ülkeye ben harp ilan ediyorum asker gönder” dediğinde, “Baş üstüne” diyenlerin özgürlükten dem vurması başta kendisini aldatmaktan başka bir şey değildir.

İstanbul’u fethettikten sonra etraftaki Müslüman devlet başkanlarına haber vermek için gönderdiği “Fetihname”sinde Fatih Sultan Mehmet, Konstantiniyye halkından, tekfurlarından ve papazlarından bahsederken, “pis, alçak, mel’un, inat” kelimelerini kullanıyor ve İslam dünyasının ortasındaki bu küfür merkezini tasvir eden bir şiiri yazıyor.

Bursa, Edirne, İznik arasında kalan Kostantıniyyenin kaftanı katrani, adaleti zulmani, inancı küfrani olanlar için:“Sanki sevgilinin gül yanağındaki çıban gibiydi. Sanki o, dolunayın ortasındaki kara leke gibiydi” anlamına gelen şiiri yazıyor.

Bizler, gönlüne Allah korkusundan başka korku girmeyen Müslümanlar haline gelirsek özgürlüğümüze kavuşuruz.

Gerisi laf-u güzaf.

Not: Fatih’in “Fetihname”sinin tercemesini okumak isterseniz 29 Mayıs 2009 tarihli Milli Gazete’yi internetten bulup ardından üç günü de bulun ve dört günlük gazeteden okuyuverin.