Bizim okurun düellosu!

SON günlerde diyelim, yani yakın geçmişte, bizim köşenin bazı okurları arasında bendenizin mail tablosunda çok derin atışmalar oluyor. Şundan mutluluk duyuyorum ki, okurum takipte kusur etmiyor, dikkatli, bilgi edinmeye meraklı... Ancak ne var ki bazıları ondan bundan duyduğunu, özellikle de büyük gazetelerin baş köşe palavralarını okuya okuya dezenformasyon yaşıyor. Yani yanlış bilgilendirme.

Şimdi sadede gelelim. Arif Nadir Almaç, Harun Bölükbaş ve Hamit isimli okurumla, Köln’den bizim köşenin yakın takipçisi Murat atışmışlar. Önce hemen fikirlere saygılı olmayı sevdiğimi söyleyeyim. Haa futbolun veya basketbolun tekniklerinde, oyun analizlerinde ayrılabiliriz. Bunlar teknik konulardır çünkü... Ama iş teknikten ayrılıp da, belgeye dayandırmalı olunca iş değişir. İşte ben burada belgeye bayılırım. Hayatımda da hiç bir dönem teknik analizler hariç, belgesiz kimseyi suçlamadım, kimseyi eleştirmedim.

Mesele malum. 3 Temmuz süreci... Ben size bu 3 Temmuz’un gecesinde, yani 2 Temmuz gece yarısını az bir şey geçtikten sonraki bir telefon konuşmasını nakledeyim. Bu görüşmeler gözaltı sürecinin başlamasından önceki en son kayıtlardır. Bu son telefon görüşmesinden yaklaşık dört saat sonra gözaltılar başlatılıyor.

Mesele şu... Aziz Bey, gece saat 00.20 civarlarında Şekip Bey’i arıyor.

Aziz Bey: “Şekip neredesin Bizim bu Emenike’yi yabancılar şubesine çağırmışlar. Sorgulayacaklarmış. Neler oluyor Şekip...”

Şekip Bey:” Ben falanca yerdeyim (ismi bende saklı. İstanbul’un Trakya tarafındaki yazlık bölgelerden bir yer) Burada önemli şahsiyetler var hemen öğrenir dönerim...”

Şekip Bey, yaklaşık 20 dakika sonra dönüyor...

“Başkanım, problem yok. Emenike’nin bir evrakı eksikmiş şubede, onu isteyeceklermiş..”

Aziz Bey: “Bak Şekip, rahat uyuyayım mı Emin misin “

Şekip Bey: “Rahat uyu başkanım. Problem yok. Burada müsteşar bile var. Sordum. “

Aziz Bey: “Bak Şekip, emin misin Rahat uyuyayım mı Eminsin değil mi Bak Şekip bir daha soruyorum, rahat uyuyayım mı ”

Şekip Bey: “Rahat uyuyun başkanım. Yarın öğlenden sonra kulüpte buluşuruz...”

Telefonlar kapanıyor. Ve hemen ardından Aziz Bey, muhasebe müdürü Tamer Yelkovan’ı arayıp; “Şekip’le konuştum problem yokmuş. Bana rahat uyuyun dedi, sen de rahat uyu. Yarın kulüpte buluşuruz...”

Ne rahat insanlar bunlar değil mi Rahat rahat uyumayı seviyorlar...