“Dost” bildiklerimiz!

“Müttefik” dediklerimiz!

“Stratejik ortağımız” sandıklarımız!

Hepsi bize dirsek çevirerek terör örgütüne “sahip çıkma” konusunda adeta birbirleriyle yarış halindeler!

Konuyla ilgili son açıklamalardan biri de Trump ekibinden gelmiş bulunuyor!

Trump’ın ekibinde yer alan bir hanımefendi, “ABD Kürtlerden feragat etmeyecektir” diyerek “yeni yönetimin” bölgemizde yaşanan sıkıntılara “bakış açısını” ortaya koyuyor!

Irak ve Suriye’deki Kürtlerin ABD için “tampon bölge” oluşturduklarını ifade ederek onlardan vazgeçmelerinin söz konusu olamayacağını dile getiriyor!

Bölgemizdeki terör odaklarına sahip çıkan sadece ABD değil!

Avrupa Birliği ülkeleri de ikide bir yaptıkları açıklamalar ile terör örgütüne “arka çıkmayı” sürdürüyorlar!

Hal böyle iken bizimkilere de, “Kimden yanasınız?” diye soru sormak kalıyor!

Adamlar “kimden yana” olduklarını oldukça açık bir dil ile anlatıyorlar!

“Feragat edemeyiz” diyorlar!

“Tampon bölgemiz” diyorlar!

Daha ne desinler?

Yani “saklı-gizli el altından” bir dostluk sergilemiyorlar!

Her şey göz önünde, her şey aleni!

Bölgemizdeki terör örgütleri ile “Can ciğer, kuzu sarması” gibiler!

Bu terör örgütlerinin ellerindeki silahlar kimin?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi dost bildiğimiz, müttefik dediğimiz ve stratejik ortak sandığımız ülkelerin! Bütün emareler bizim dost bildiğimiz ülkelerin aslında kimin dostu olduğunu ortaya koyarken daha, “Kimden yanasınız?” diye sormanın bir manası var mı?

Adamlar dostlarını(!) seçmişler bizi de oyalamak için ara sıra yüzümüze gülüyorlar! Sırtımızı sıvazlıyorlar!

“Türkiye olmasa biz bu işleri başaramazdık” türünden laflar ediyorlar!

Bu noktada sorumluluğun büyüğü ülkemizi yönetenlere düşüyor!

Sahte dostlukları, sahte müttefiklikleri ve sahte stratejik ortaklıkları bir kenara koyarak yola devam etme zorunluluğunu idrak etmek mecburiyetindeler!  

Baksanıza Yunanistan bile bin bir naz yapıyor!