Daha birkaç sene öncesini hatırlayalım. Küresel
sermayenin sesi konumundaki yabancı basın yayın organlarının Türkiye
ekonomisine dair güzellemeleri hala hafızalardadır. Bu basın yayın organlarında
çıkan abartılı haber ve yorumların iktidar ve medyasında nasıl da memnuniyet
ve sevinçle karşılandığını unutmak mümkün değil. Çizilen pembe tabloların ,
Türkiye yi yere göğe koyamayan samimiyetsiz yorumların Türkiye de bulduğu
karşıtlık ve hoşnutluktan, aynı basın yayın organlarının ve sesi olduğu küresel
sermayenin dış mihrak ilan edildiği günlere geldik.
Aslına bakılırsa, değişen bu tabloda samimiyetsizliği
sergileyen Türkiye nin ta kendisidir. Çünkü küresel sermaye ve sesi konumundaki
basın yayın organlarının tek dertlerinin küresel sömürü ve zulüm düzenini
sürdürmek olduğu öteden beri bilinmektedir. Bugün de aynı tavırlarını
sürdürmektedirler. Değişen bir şey varsa, o da siyasi iktidarın daha yakın
zamana kadar teşne olduğu küresel nizama, bugün kendi kabahatlerini örtmek için
yalandan bir tepki göstermesi halidir. Küresel güçler, dün çıkarları gereği
desteklediklerinin bugün arkasından çekilmeye başlıyorlar, olan bu sadece.
Abartılı övgülerin ve saçma sapan güzellemelerin yapıldığı günlerde, övgü
sahiplerinin hesaplı kitaplı olduğunu söylediğinizde, iktidar ve medyasının
kulak ardı ettiğini de hatırlamak lazım. O günlerde, değerimizi yabancılar
bile anladı garabetine saplananlar, bugün de kabahatlerini örtmek adına bizi
çekemeyenler, projelerimizi kıskananlar, ayağımıza çelme takıyorlar diyorlar.
Ciddiye alınacak hiçbir yönü yok.
Güya kıskanılan projeler de 3. Köprü ve 3. Havaalanı
projeleriymiş. Bunu ciddi ciddi söyleyenler var maalesef. Yani, üstü kapalı
olarak dış mihrak olarak söz edilen (ancak bir türlü ismi konamayan) ABD ve
Avrupa, havaalanı ve köprüyü kıskanıyor ve türlü komplolara destek oluyormuş.
Sanki, bu projelerin finansmanını, kredisini onlar vermiyor, bu projelerden bir
şekilde onlar nemalanmıyorlar.
Daha birkaç sene öncesine kadar göz kamaştırırken, yani
dünya üzerindeki en yüksek reel faizi vererek beslediğimiz küresel güçler ve
sesi olan basın yayın organları neden çark etmiş olabilirler Acaba, Fed in
küresel sermayeyi ABD ye geri çağıran kararının, Türkiye nin sıcak para için
giderek riskli olmaya başlayan istikrarsız ekonomik atmosferinin, kırmızı alarm
veren cari açık gibi sorunlarının bir etkisi olabilir mi Sırtımızdan kazanç
sağlarken elbette göz kamaştıracaktık, sömürülecek ilik kemik azalınca da tu
kaka edilmemiz, yüz üstü bırakılmamız gayet normal değil mi
Akla mantığa uymayan ve bir yerde duvara toslayacağı
belli olan borç parayla ve tüketerek büyüme stratejimiz limite yaklaştıkça,
bunu görenler de Türkiye yi terk ediyorlar haliyle. Büyümeyi finanse eden,
birtakım açıkları geçici de olsa kapatan bu dış kaynaklar, bu sıcak para
kesilme emareleri gösterince, Türkiye nin kendi gibi diğer gelişmekte olan
ülkelerle birlikte Kırılgan 5 li ye girmesi sürpriz de olmuyor.
Birkaç yıl öncesine kadar göz kamaştıranlardan bir kısmı,
Kırılgan 5 li ye, yani BIITS e dönüşüverdi. (Brezilya, Hindistan, Endonezya,
Türkiye, Güney Afrika) Fed in 22 Mayıs ta gelişmekte olan ülkelerin kucağına
bıraktığı tahvil alımlarını azaltma , yani dünya piyasalarını paraya boğmaktan
vazgeçmesi bombası, bugün artık ciddi şekilde Türkiye yi de tehdit ediyor.
Siyasi iktidar, gayet geç bir şekilde tedbire soyunurken,
kredi kartı taksitlerine çekilen ayardan ÖTV zammına, kredi vadelerine
sınırlamadan tasarrufa yönelik birtakım tedbirlere kadar birçok kalemden
bahsediliyor. Güya maksat cari açığı azaltmak, ancak bunun büyümenin köküne
kibrit suyu dökeceği aşikar olduğu kadar, bu tedbirlerin cari açığı azaltacağı
da muamma. Finansen etmesi iyice soruna dönüşen bu açıkla bu ekonominin daha
fazla gidemeyeceğini anladılar ama çok çok geç kaldılar.
Sorun bugünün sorunu değil. Ta en başından, ekonomiyi
borçla, tüketimle büyütme zihniyetine dayanıyor. Ekonomiyi bir rant
ekonomisine, şuursuzca bir tüketime mahkum etmekte yatıyor asıl mesele. Bugün,
kızdıkları dış mihraklar , daha düne kadar kendilerini yere göğe koyamazken
iyiydi de, bir günde mi kötü oldular Geminin su almasının ilk olarak fareleri
kaçmaya teşvik ettiğini ille yaşayarak mı öğrenecektiniz
BURAK KILLIOĞLU