Türkiye’de eylemlerin başladığı ilk günden bu yana birçok kişinin kafasına dank etti ki dış güçler Türkiye’yi rahat bırakmıyordu. Uzun zaman sonra yeniden böyle düşünmeye başlayanlara “Günaydın” demekle birlikte, gerçekten de özellikle Batı basınında eylemlerle ilgili yazılıp çizilenleri ibretle takip ediyoruz. Reuters’ın Taksim’de 5 bin yaralı iddiasından tutalım da Guardian’ın fitneyi içerden çıkarmak isteyenlere sayfalarında verdiği yere kadar hepsi de tüm dünyaya aralıksız yalan haberleri pompalamaya devam ediyor. Yahu bunca zamandır her istediğinizi yapan hükümetin hiç mi hatırı yok Umuyoruz hükümetin stratejik ortakları tarafından düşürüldüğü bu durum herkese en güzel şekilde ibret olur.

Vekâleten Sosyal Hareket

Uzun bir zamandır dış politika sayfalarında ülkelerin içerisinde bulunduğu vekil savaşlarını kaleme almaya çalışıyoruz. Kendi ülkelerinin içerisinde ya da başka ülkelerde kendi menfaatleri dışında başka ülkeler için mücadele eden aktörler için kullanıyoruz bu kavramı. Ancak görüyoruz ki stratejik ortaklar artık yeni bir yol keşfetmişler. Sosyal hareketlerin moda olduğu ve tüm dünyada iktidarları yerinden ettiği bu günlerde, hizaya getirilmeye çalışılan ülkeler vekaleten sosyal hareketlerle terbiye edilmeye çalışılıyor. Burada iktidar ve muhalefetin durumun farkında olmadığını düşünmüyorum, sadece toplumun asla kabul etmeyeceği politikalar bu eylemler aracılığı ile pratiğe konulacaktır. Sosyal hareketin tarafları da (hem Tayyipçiler hem de Geziciler) kendi sözde haklı eylemlerinde bu oyuna alet olmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Siyonistler Çok Mutluymuş

Birkaç gündür basınımızdaki sözde İsrail karşıtları Daniel Pipes’in Türkiye’deki son gelişmelerle ilgili kaleme almış olduğu yazı üzerinden, Siyonistlerin Türkiye’deki son gelişmelerle ilgili büyük mutluluk yaşadıklarını dillendiriyorlar. İyi de Siyonistler eylemlerden önce çok mu mutsuzdular İsrail’in güvenliği tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar tehlikeye girmiş durumdayken, Türkiye devletler üstü bir ilişkiye sahip olduğu Suriye ile çatışarak bölgesel dengeleri alt üst edip İsrail’in güvenliğinin yeniden tesis edilmesinde büyük rol oynadı. Siyonistlerin bu durumdan mutsuz olacaklarını sanmıyorum. Türkiye’nin içerisine düştüğü her çıkmazdan doğal olarak büyük mutluluk yaşayacaklardır. Çünkü onlar bir misyon sahibi, bizim gibi davasını bir yerlerde unutmuş değiller.

Eylemler Türkiye’yi Hapsediyor

Bir süredir Türkiye eylemler dolayısıyla öylesine içeriye kapandı ki, dışarıda olup bitenlerden bihaberiz. Sadece dış dünyadaki aktörlerin biz dış politikaya ufak bir mola verdiğimizden beri neler yaptıklarından bahsetmiyorum. Dikkat eden oldu mu bilmiyorum. Fakat iki haftadır Erdoğan’ın Cezayir gezisi hariç, kabineden dışarıya anlamlı bir ziyaret yapılmıyor. Davutoğlu iki hafta sonra ilk defa Azerbaycan’a gidecek. Tüm bunlar eylemlerin sadece içeride değil dışarıda da ülkenin enerjisini ne kadar azalttığını fazlasıyla göstermektedir.

Türkiye Suriye’de Kaybetti

Yanlış anlamayın Suriye’de tek yapılması gerekenin bir an önce çatışmalara bir son vermek olduğunu en başından beri söyleyenlerdenim. Suriye’de durum nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın kazanan ne Türkiye ne de Suriye olacak diyorduk. Ancak hükümetimiz ısrarla bugün Gezi Parkında olduğu gibi rejimi düşürmekten başka bir şey hedeflemedi. Peki bugün gelinen nokta nedir Rejim başta Kuseyr’i alarak Humus’un tamamını kontrol etmek üzere. Yakında Halep’i de geri alacaktır. Muhalifler ise Türkiye’den tamamen umudu keserek Batılı ülkelerin peşine düşmüş durumda. Türkiye maalesef Suriye’de hedeflediği hiçbir noktaya ulaşamadı. Şuan da mümkün olduğu kadar meseleye uzak durmaya çalışıyor. Gezi eylemleri de bu doğrultuda hükümetin çok işine yaradı. İşte Yeni Türkiye’ye tam da böyle bir ortamda geçiyoruz. Umuyoruz Taksim’de ve Esenboğa’da toplananlar bir gün tek bir meydanda toplanır ve Türkiye’nin gerçek sorunları için hep birlikte haykırırlar.