Bismillâhirrahmanirrahîm!

1917’DE İngiltere’nin; 1948’den beri de İsrail’in başlattığı, toplam 108 yıldır devam eden bir Filistin işgali duruyor önümüzde! 7 Ekim 2023’ten bu yana işgal ve katliamlar tam anlamıyla bir soykırıma dönüştü. Savaş suçlarının her türlüsü işlendi. 1,5 yıldır tarihin görmediği oranda yüksek bir “insanlık faciası” yaşandı. Bebek, çocuk ve kadınlara yapılanlar insan olanın yüreğini dağlayan bir dram noktasına geldi.

İslâm dünyası ile, savaşları durdurmak için kurulduklarını deklare eden uluslararası kuruluşların faciaya karşı sessizlik ve ilgisizlikleri insanı korkutuyor. Vicdan, insaf ve insanlığın körelmesi karşısında insanlığın başına ciddi ve toplu felâketler mi gelecek, diye düşünmeden edemiyoruz. Bu kadar büyük zulüm karşısında arz titrer; semalar sarsılır! Mazlumların âhını taşıyamaz duruma gelirler.

Bundan sonra başımıza gelecekler konusunda ciddi endişelerimiz var. “Sana yapılmasını istemediğini, sen de başkasına yapma” ölçüsünün oluşturduğu “empati” duyarlılığımız mı kayboldu yoksa, diye düşünüyoruz. Son 1 aydır Gazze’ye insanî yardım tırları girmediği haberlerini alıyoruz. Peki, ne yiyip içecek bu insanlar, sâbiler!

Gazze’de yaşananlar, facia noktasına ulaştı. Fırınlar işlemez duruma geldi. İnsanlar açlığa mahkûm oldular. 45 kilometrekarelik bir alana sıkışıp kaldılar. Giriş ve çıkışlar yok! Ekmek, gıda, su, ilâç, elektrik yok! Varlıklarını sürdürebilmek için gerekli olan en temel ihtiyaçlardan mahrumlar! Böylesine bunalmış bir topluma acıyacak bir kimse kalmadı mı dünyada?

BU NASIL FACİA?

BÜTÜN bu facialar, tüm dünyanın, hepimizin gözleri önünde yaşanıyor. Hem de, “insan hakları da insan hakları!” korosu eşliğinde! Lâf ayrı, icraat ayrı! İnsanlık bu derece ikiyüzlü bir duruma da mı şahitlik edecekti? Sözün bittiği yerdeyiz. Lâf yalama oldu! Tutarsızlık diz boyu! Böyle bir atmosferde insanlık nasıl huzur ve barış iklimine girebilir?

5 Nisan, Filistin Çocuk Günü’ydü! Filistin Merkez İstatistik Bürosu, o gün, 7 Ekim 2023’ten bu yana 39 bin Gazzeli çocuğun öksüz kaldığını açıkladı. Bu özellikteki Gazzeli çocuklar, anne babalarının destek ve bakımlarından uzak olarak hayatın sert ve acımasız şartlarıyla yüzleşmiş bulunuyorlar.

Gazze’de yaşanan dramatik olaylar karşısında kendisini “sorumlu” hissedenler İslâm dünyasına ve insanlığa karşı uyarı görevlerini sürdürüyorlar. Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Riyad Mansur, görülmemiş sayıda çocuklarımızı ve insanlarımızı öldürdüler, diyerek, “Filistin tamamen yok edilmeden harekete geçin” (4 Nisan 2025) çağrısı yaptı. Mansur, devamla, “Hâlâ İsrail’e karşı etkili bir baskı uygulanamadığını” açıkladı.

Gazze’de yaşananların tanıkları da tepkilerini göstermeye devam ediyorlar. Çin’in BM Daimî Temsilcisi Fu Cong, “İsrail, operasyonlarını derhal durdurmalıdır. Sivillerin hayatının kurtarılması için ‘kalıcı ateşkes’ sağlanmalıdır” uyarısı yaptı. Slovenya’nın BM Daimî Temsilcisi Samuel Zbogar da, “Gazze’de insanlığın erozyona uğradığına tanık olduk; insanî yardım çalışanlarını hedef alan saldırılardan dehşete kapıldık” açıklamasında bulundu.

İNSANLIK AYIBI

KATİL İsrail rejimi gözünü tamamen karartmış, “Ateşkes Antlaşması”na rağmen, sivil halka karşı saldırılarını amansızca sürdürmektedir. Gazze’de şehit sayısı 51 bine yükseldi. Yaralıların sayısı 115 binin üstünde! Ramazan ayının ortasındaki iki günde 710 şehidimiz var. O günlerdeki 10 günde şehit çocukların sayısı 322. Bayram günlerinde bile şehit olanların sayısı yüzlerle ifade ediliyor. Yaşanan bu manzaralar en büyük insanlık ayıbıdır. Hepimiz konumlarımıza göre sorumluyuz.

Dünya, işgalci Netanyahu sorununu çözememiş; aksine niceleri soykırımcı çeteyle işbirliğine girişmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Netanyahu hakkında “yakalama kararı” çıkarmasına rağmen; UCM’ye taraf olan ülkelerden Macaristan onu tutuklamak bir tarafa, devlet töreniyle karşılayarak ödüllendirmiştir. Bu durum İslâm dünyasına ders olmalıdır. Hıristiyan yöneticiler terörist başı, işgalci, soykırımcı ve zalimi destekliyorlar.

İslâm dünyası; barışçı anlayışı, Âdil Düzen savunucusu oluşuyla dünyadaki tek çözümdür. Bu güç, yeraltı kaynakları ve genç nüfusuyla dünyaya nizamat verecek noktada, en etkili olabilecek konumdadır. Erbakan Hoca’nın deyimiyle, “Sen nasıl olur da AB’nin kuyruğuna takılırsın! Sen hangi milletin evlâdısın! Neyi bırakıp nereye gidiyorsun!”

Türkiye’ye gelince… İçimizde neye boykot edeceğini bile bilmeyen şaşkınlar var. Saadet lideri Mahmut Arıkan, son İl Başkanları Toplantısı’nda emperyal planları görmeyenlere seslendi: “Trump ve avanesi İstanbul’u alma planları kurarken; Amerika’yı, İsrail’i boykot etmesi gerekenler market protestosuyla uğraşıyorlar.” (5 Nisan 2025)