Saldırgan İsrail, mübarek bir ayda Gazze yi vurmaya devam
ediyor. Çocuk, kadın, sivil demeden kara, deniz ve havadan rasgele yapılan
saldırılarla tam bir insanlık suçu işliyorlar. Şehitlerimizin sayısı 500 ü
geçmiş durumda. İnsan olanın yüreğini dağlayan böyle bir gözü dönmüşlük
karşısında ümmetin sorumlu mevkide bulunan öncüleri ne yapıyor, dersiniz
Müslümanlar olarak Filistinli kardeşlerimize karşı görevimizi hakkıyla
yapabiliyor muyuz
Anadolu Gençlik Derneği ne teşekkür ediyorum. Saldırının
başladığı günden beri, hemen her gün bir yerde İsrail i tel in ediyor, çözüm
üretiyor, sorumluları göreve davet ediyorlar. Saadet Partisi ve bazı gönüllü
kuruluşların da takdire değer gayretleri var. Müslümanların bile dünyevîleşmeye
başladığı bir zamanda, Kardeşi için fedakârlık yapanlar hiç de az değil
dedirtecek güzel bir vefakârlık örneği ortaya koyuyorlar.
Ama bunlar yeterli değil. Yöneticilerimiz de söz konusu
duyarlılığın gereğini yerine getirmeliler. Hükümet icraat makamıdır. Ülkemizi
temsil eder. Fakat Başbakan, Hükümet in başı gibi değil de; bir sivil toplum
kuruluşu temsilcisi gibi davranıyor. Bağırıyor, çağırıyor, şikâyet ediyor,
zulmü kınıyor, sözle İsrail e meydan okuyor. Yaptırımı olmayan bu tavırlar
İsrail in daha da şımarmasından başka bir işe yaramıyor.
Sayın Başbakan a bir hatırlatma: Seni yetiştiren Erbakan
Hoca 1974 te, Kıbrıs ta kan gövdeyi götürürken, sadece 3 gün Başbakan Vekili
olarak görev yapmıştı da; sorumluluğunu idrak ederek korkusuzca ve dünyayı
karşısına almak pahasına Kıbrıs Barış Harekâtı nın kararını vermişti. Ada daki
zulmü sona erdirmiş, üç asır sonra Türkiye ye yeni toprak kazandırmıştı. Nasibi
olana Allah ın lütfunu görüyor musunuz Ya siz Erbakan ın 3 günde yaptığını 12
senede yapamayacak kadar âciz misiniz
LAF DEĞİL, İCRAAT GEREKLİ
Biz köklü bir milletiz. Şerefli bir geçmişimiz var.
Filistin konusunda büyük devlet olma misyonuyla hareket etmek zorundayız.
Yöneticilerimiz, Filistin in tapuları bizde diyorlar ya! Öyleyse, tapulu
topraklar üzerinde işlenen cinayetlerden haberiniz yok mu Bir topluluk,
dünyanın gözü önünde soykırıma tabi tutuluyor. Hem de acımasızca ve bütün
insanî değerler çiğnenerek. Bu atmosferde sizin göreviniz sadece lâf üretmek
mi
Artık, sözün bittiği yerdeyiz. Kınama, tel in, tehdit ve
diplomatik yöntemlerin faydası olmadığı görüldü. İsrail yakıyor, yıkıyor,
öldürüyor. Zalimler lâftan değil, yaptırımdan anlar. Güce karşı güçle karşılık
verilmeli. Başka çare kalmamıştır.
Saadet Partisi nin bu konuda pratiğe geçebilecek
teklifleri var: 1. Türkiye nin öncülüğünde Filistin Barış Gücü oluşturulsun.
2. Türkiye ve İran başta olmak üzere, bütün İslâm ülkeleri bu güce asker
versin. 3. Bu güç, İsrail in her saldırısına anında cevap verecek şekilde
donatılsın. 4. Bu Barış Gücü Gazze de konuşlandırılsın. (Mustafa Kamalak, 19.
7. 2014, İl Başkanları Top. Kon.) Hükümet, çözüm sunucu bu teklifi dikkate
almalı.
Bazı uzak ülkeler bile İsrail e yaptırım uygulamaya başladı.
Venezüella İsrail Büyükelçisini sınır dışı ederken; Şili, İsraille olan tüm
ticarî ilişkilerini kesti.
18. 7. 2014 günü İngiltere de yayınlanan The İndependent
gazetesinde, Niçin İsrail Pasaportumu Yakma Noktasına Geldim başlıklı ilginç
bir yazı yayınlandı. İngiltere de ikamet eden İsrail asıllı gazeteci Mira
Barhillel, Siyonistlerin Filistin de gerçekleştirmekte olduğu terör, katliam ve
soykırım karşısında şöyle tepki gösterdi: Masum Filistinli kadın ve çocukların
ölümlerini onaylayan Şaked gibi İsrailli politikacılara artık dayanamıyorum.
Melek yüzlü göründüğü halde, içindeki şeytanlığı dışa çıkaran yüzleri görünce
İsrail pasaportumu ve bir kutu kibriti elime aldım.
Yöneticilerimizden lâf üretmekten başka bir icraat (!)
görememek ne kadar acı!
HÜKÜMET TUTARLI OLMALI
AKP Hükümeti baştan beri İsrail konusunda iki yüzlü bir
politika izledi: 1. Halka mesaj verirken İsrail e karşı efelendi; yürek
soğutan, toplumun gazını alan konuşmalar yaptı. 2. Dışa karşı ise, ABD yi
memnun edecek icraatların içinde oldu. Kürecik e Füze Kalkanı kurdurmak; Adana,
Kahramanmaraş ve Gaziantep e Patriot Füzeleri ni konuşlandırmak ABD emriyle
İsrail in güvenliğini sağlamayı amaçlayan icraatlar arasında.
One minute söyleminin bir kurgu olduğunu bilmeyen
kalmadı. Davos ta, TV de halka karşı One minute diyerek kahramanlık gösterisi
yapılırken; programın hemen arkasından, Benim tepkim moderatöre idi
denilerek, ABD ye Size bağlılığım devam ediyor mesajı verilmiştir.
Fikirlerinde kararlı olmayan bir insan, icraatında da tutarlı
olamıyor.
Siyonist başı Şimon Peres i, TBMM de konuşturup
milletvekillerine alkışlatan bir Başbakan İsrail e karşı direnç gösterebilir
mi
Erdoğan a 2005 te Yahudi Lobisi tarafından verilen Üstün
Cesaret Ödülü onun İsrail emellerine hizmet etmesi amacına yöneliktir.
İsrail ile ticareti en ileri noktaya götüren Erdoğan, ona
karşı yaptırım uygulayabilir mi
Yaptırım uygulayabilirse meydan onun! Bu durumda
kendisini tebrik ve teşekkür ederiz. Ama İsrail e karşı bu derece tavizkâr bir
kişinin Filistin deki zulmü önleyebilmesi mümkün görülmüyor.
Türkiye halkı, yöneticilerini seçmekte daha şuurlu
davranmalı. Erbakan Hoca AKP iktidarının ilk yıllarında şöyle demişti: Yazın
bunu bir yere! Bunların tecrübesi yok, müktesebatı yok, birikimi yok. Bak,
bunlar tarihi tespitlerdir. Göreceksiniz, bir müddet sonra, `Sahi neydi o!
Çoluk çocuk elinde kalmıştık diye herkes söylenmeye başlayacak.