Rabbim bize dünyanın en güzel, en şirin beldesini ihsan etmiş. Adına Anadolu dediğimiz bu beldede bin sene İslâm hâkim olmuş. Ecdâdımız bu güzel diyarın dört bir köşesini nâdide eserlerle donatmış. Âdeta her karışına İslâm mührünü vurmuş.
Ben Gaziantepliyim. Bu şirin Anadolu şehrinin bir ismi de “Küçük Buhâra”dır. Bir zamanlar şehirde beş yüz medrese varmış. Her mahallede bir mahalle mescidi inşâ edilmiş. Pek çok selâtin cami yapılmış. Tekkeler, zâviyeler de ayrı… Şehrin bu İslâmî kimliğini ön plana çıkaran yedi kitabımız yayınlandı. Bu çalışmaları yaparken şehri adım adım dolaştım. Bu arada Tek Parti devrinde kaybolan camilerin, mescitlerin, satılan vakıf eserlerinin de izini tâkip ettim. On sene önce şehrimize rücû ettiğimde bu eserlerin ihyası ve aslî sûretine kavuşturulması için karınca kararınca çalışmaya koyuldum. Bu eserlerden bazıları güzel bir şekilde restore edildi (Pişirici Mescidi gibi). Yapanlardan Allah râzı olsun.
Şimdi tâkipçisi olduğum beş konu var:
1) Tek Parti devrinde satılmış olup da hâlen mesken olarak kullanılan mescitlerin değeri mukâbili, hattâ değerinin üzerinde satın alınarak tekrar aslî kimliğine kavuşturulması, yani mahalle mescidi olarak açılması. (Bu konuda görev Şahinbey Belediyesi’ne düşmektedir. Zira o kaybolan mescitlerin tamamı Şahinbey bölgesindedir.)
2) Kalenin üzerinde Memlûklü veya Osmanlı döneminden kalma bir mescit var. O mescit, İstanbul’daki Şemşipaşa Camii gibi restore edildiğinde şirin bir minareyle birlikte şehrin sembolü olur. Konuyu dönemin kültür müdürü arkadaşımıza intikal ettirmiş, yapımı için söz almıştım. Ancak 7 senedir bu konuda bir gelişme olmadı, maalesef.
3) Yine Tek Parti devrinde satılan tekke, zâviye ve medreseler var. Bunlar da satın alınarak vâkıfın şartına uygun hale getirilmelidir. Bu konuda değerli çalışmalarını gördüğüm Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün ilgisini beklemekteyiz.
4) Gaziantep, dünya tarihinde müstesna bir yer tutan müdafaada bulunmuş bir şehirdir. Yaklaşık 11 ay devam eden bu şanlı müdafaanın izleri neredeyse bütünüyle kaybolmak üzeredir. Kurtuluş Savaşı’nın verildiği cephelerin bulunduğu mühim sîmaların şehit düştüğü yerlere hâdiseyi hatırlattıracak panolar konulmalıdır. Geçmiş mahallî idareler, cinayetle eşdeğer şekilde, en çok şehit verdiğimiz yerlere Yunan tanrılarının mozaiğini, Şehit Kâmil’in şehit düştüğü yere dansçı kadın ve erkek figürü ile çalgıcıların heykellerini koydurmuştu. Bu gibi garâbet davranışlar terk edilmelidir.
5) Şehir stadyumunun yerine muhteşem bir Cuma Camii’nin yapılması ve o alanın dünyada örnek bir çevre düzenlemesinin yapılması… Bu son konuyu Sayın Cumhurbaşkanı da defalarca gündeme getirmişti. Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını ve bu, dünya çapında ses getirecek cami ve çevre düzenlemesi ile ilgili görüşlerimi gelecek yazıda dile getireceğim, inşallah…
Gaziantep’imiz devamlı göç alan bir şehir. Öylesine ki şehir dört bir yöne doğru çok süratli bir şekilde büyüyor. Ekseriyetle Doğu ve diğer Güneydoğu bölgelerinden şehrimize göç ediliyor. Şehrimizde bir milyona yakın da Suriyeli kardeşlerimiz var. Şehirlerin de insanlar gibi bir ruhu, bir kimliği, bir karakteri var. İşte şehrimizin bu yeni sâkinlerine şehrin bu yapısı tanıtılmalıdır. Şehrimiz diye söylemiyorum, bizim şehrimiz her cihetten “şirin şehir”dir. Yemek kültürü, tatlısı zaten dünyaca meşhur. Evliye Çelebi şehir halkını târif ederken, “Çok tatlı yedikleri için tatlı dillidirler” der. Çelebi doğru söylemiş. Antep halkı gerçekten tatlı dillidir. Kendine has bir esnaf kültürü vardır. Meselâ bir lokantacı, gelenlere “müşteri” gözüyle bakmaz. Misafir gözüyle bakar. “Buyur ağam!” der. İkramda kusur etmez. Onu evine gelmiş bir misafir gibi tatlı dille, güler yüzle ağırlar. İşte bu kültür şehrimizin yeni sâkinlerine tanıtılmalı ve aşılanmalıdır. Bunun için de en büyük görev mahallî idarelere ve sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir. Anteplilere tavsiyem, şehirlerinin kimliğine ve kültürüne sahip çıkmaları ve bunu korumalarıdır. Aynı tavsiyeyi Anadolu’daki bütün şehirler için yapıyoruz. Dünyevîleşmeyi, maddîleşmeyi bir tarafa bırakalım. Bu güzel memleketin güzel kültürüne ve tarihine sahip çıkalım. İnanın hayat daha güzel ve mânâlı olur…