“Evde kaplan beslenmez” demek gibi bir şeydir aslında, “Müslüman yılbaşı kutlamaz” demek. Gayet açık, gayet nettir bunun yapılamayacağı. Ama işte yine bir yılbaşı daha geldi. Yine her yer kardan adam figürleriyle, süslenmiş çam ağaçlarıyla dolup taşıverdi. Oysa Allah artık kar bile vermiyor, bir görebilseydik keşke...

Yılbaşı gelince de en fazla reklâmlar ve mağazalar etkilendi tabii. Bir banka reklâmı dikkatimi çekti mesela. Yılbaşı argümanlarıyla dolu bir mağazada yana yakıla babalarını arayan iki tane çocuk görünüyor ilk önce. Biri kız diğeri oğlan. Birisi bir şey istiyor babasından diğeri başka bir şey yılbaşı hediyesi olarak. Ama baba ortalıkta yok. Annelerine soruyorlar o da babayı aramaya başlıyor. Baba firarda.

Sonra bankacı cici kız geliyor ve babayı buluyor. Meğer baba hediye masraflarından korktuğu için yılbaşı ağacının içine kendini kamufle ederek saklanmış. Bankacı kız bir müjde vererek çıkarıyor babayı oradan. Bankasının insanlığa sunduğu muhteşem hizmet olan “Özel Yılbaşı Kredisi” müjdesi. “Ey baba, mübarek yılbaşında aileni üzme, haklarını yeme. Sen cebinde paran olmasa dahi çocuklarının ve eşinin bitmek bilmez isteklerini al, biz sana kredi veririz üzülme. Hem de bu krediyi faizle takside böler, söke söke alırız senden. Çocukların, sen bu taksitleri bitirmeden, bu aldığın oyuncaklardan hevesini alıp yenilerini istemeye çoktan başlayacaktır zaten. Ama üzülme, biz o zaman da yanındayız. Kadınlar günü, sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, öğretmenler günü, bayramlar, seyranlar... Bize başka özel gün mü yok? Yeni bir kredi daha açarız size. Yeter ki hizmet olsun. Yeter ki siz kendinizi çaresiz hissetmeyin. Bankamız hep yakanızda. Yani yanınızda!”

Bir markette ise yine mağdur bir baba. İki tane, çocuk denemeyecek yaşta kızı ile markete gelmiş. Kızlar yılbaşı şapkalarına bakıp seçmeye çalışırken o da başlarında seçmelerini bekliyor. Anneleri de evde hindi haşlıyordur kim bilir. Kimi insanlar marul, domates, havuç seçerken onlar süslü şapka seçiyor. Zannedersiniz başkaca ihtiyaçlarını da alacaklar ama hayır sadece onun için gelmişler. Yılbaşı şapkası temel ihtiyaç sonuçta! Günler öncesinden hazırlık yapmaya başlamışlar...

En çok kadınlara ve çocuklara oynuyorlar farkında mısınız? En fazla kadınlar ve çocuklar etkileniyor bu süslü tuzaklardan. İlk başta küçük çocuğunuza yılbaşı şarkısı bile dinletmezken zamanla size normal gelebiliyor. “Canları çekti, şapkasını alalım yılbaşını kutlamayıveririz” diyorsunuz ilk başta, sonra bakmışsınız “Ooonn, dokuuuzz, sekiiizz, heyyooo!” Marketlere indirimli hindi geliyor, haklısınız faydalanmak lazım tabi. Bir, iki, üç, derken özel günleri kutlamaya, birinden bir diğerine taviz verip geçmeye alıştığımızdan zamanla yılbaşını kutlamak da bize masum gelebiliyor. “Özel günler kutlanır, yılbaşı da özeldir e o zaman o da kutlanabilir” tümden gelimiyle işler hiç de ummadığımız bir noktaya gelebiliyor. Bazen bir nesilde değişebiliyor her şey ama bazen de bir sonraki nesle bu yanlış çıkarımlar yerleşiyor. 

Doğum günleri, sevgililer günü, anneler günü, kadınlar günü derken hep kadınların bam teline dokunuluyor. Kadın yani anne etkilenince de çocukları, ev halkı ve baba etkileniyor zaten. Siz hiç günler öncesinden babalar günü hediyesini alttan alta hissettirmeye çalışan bir baba gördünüz mü? Ya da evlilik yıldönümünü unuttuğu için eşine günlerce trip atan bir koca? Soğan almanın bile cebi yaktığı bu günlerde isteseniz de göremezsiniz zaten. Gördükleriniz de bir şekilde ailesinden etkilenmiş, kıyamamış veya karşı koyamamış olanlardır muhtemelen...

Yani sözün özü, iş yine biz kadınlara düşmektedir. Başta kendimiz ikna olup sonra çocuklarımızı usulünce ikna etmemiz ve eşlerimizi içine düşürdüğümüz zor durumdan kurtarmamız gerekmektedir. “Yılbaşı kutlamıyoruz” derken anneler gününe hazırlık beklemek çelişkili olacağından, “Anne olmak hediye olarak iki cihana da yeter” kararlılığını göstermemiz gerekmektedir. Gâvur icadı diye sevgililer gününü görmezden gelip doğum gününde atak beklemek komik olacağından, “Hepsini elimin tersiyle ittim” diyebilmemiz gerekmektedir.

Ailesini kimseye muhtaç etmeden geçindiren babayı, özel günlerde elinde çiçekle gelen ve “Yılın romantik erkeği ödülü” verdiğimiz babanın önüne geçirerek motive etmemiz gerekmektedir. Bize hediye alabilmek uğruna kendinden geçen, özel günlere yetişebilmek ve unutmamak için beynini yakan babayı fabrika ayarlarına döndürmemiz gerekmektedir.

O halde, “Babaların yakalarını bırakın artık” eklemesi ile güncellediğimiz bu yılbaşında, “Müslüman yılbaşı kutlamaz” diyerek rutinimizi de yapalım. Bu kadar çok yılbaşı kelimesini kullandığımız için de affımızı isteyelim...