AK Parti ile CHP arasında bir ayı aşkın süre

gerçekleştirilen koalisyon görüşmelerinin ardından neyin olacağını değil neyin

olamayacağını ilan ettiler. Özellikle iş ve sermaye çevrelerinin beklediği

koalisyon gerçekleşmeyince dolar dün sabah 284 ile yeni bir rekora imza attı.

Akşama kadar daha mı yükselir yoksa belli bir noktada durur mu yazımı yazmakta

olduğum saatlerde kestirmek mümkün değildi. Ancak, hemen belirteyim ki, AK

Parti ile CHP arasındaki görüşmelerin nafile turlardan öte geçmeyeceğini, bu iki

partinin görüşmelerinden kalıcı bir koalisyon hükümeti çıkmayacağını bu köşede

daha önce belirtmiştim. Bunu hatırlatmaktan maksadım, Ben demiştim yaklaşımı

değil. Çünkü özellikle seçimlerin hemen ardından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu

öylesine açıklamalar yapmıştı ki, o açıklamalara teslim olup hükümet kurmanın

imkânı yoktu. Belki görüşmeler sırasında bir uzlaşma noktasında buluşulabilir

diye beslenen umutlarda boşa çıktı. Kaldı ki, terörün tırmanışa geçtiği bir

noktada parti çıkarlarına teslim olmamak gerekirdi ama olmadı. Şimdilerde erken

seçim ya da AK Parti-MHP koalisyonu gündemde. Bazıları ısrarlı bir şekilde MHP

ile bir hükümet kurulması gerektiğini, buna ülkenin ihtiyacı olduğunu söylerken

özellikle AK Parti tabanının erken seçim istediği vurgulanıyor. Hükümetin

kurulması için anayasal 45 günlük süre ağır ağır doluyor. O bakımdan ne

olacağını çok beklemeyeceğiz. Biraz daha sabır gerekiyor.

***

Gündemdeki konuya kısaca değindikten sonra başlıkta

dikkat çekemeye çalıştığım hususa geçmek istiyorum.

Bir haftayı aşkın süreden beri İstanbul dayım. Bakırköy

ile Kartal arasında her gün gidip geliyorum. Marmaray ın devreye girmesi sözünü

ettiğim sistem iki yaka arasında her bakımdan en uygun yol olmuş. Çünkü ister

belediye otobüsleri ya da otomobil ile olsun İstanbul da karşıdan karşıya

geçmek eskiden olduğu gibi yine çile olma özelliğini koruyor. Ama Marmaray

gerçekten iki yakayı en kestirme buluşturan bir hat oluşturmuş. Bu hattın

kullanılması aynı zamanda insanlara zamanlarını değerlendirme imkânı vermiş.

Daha önce İstanbul a geldiğimde bir haftalık süre içinde toplu ulaşım araçları

ile seyahat eden insanların eskiden olduğu gibi ellerinde gazete ve kitap

görmediğimi, kısacası toplumun kitaplardan uzaklaştığını bunun yerini akıllı

telefonların aldığına dikkat çekmiştim. Bu defa memnuniyetle gördüm ki, artık

Marmaray ve metroda özellikle gençlerin artık kitabı ellerinden düşürmediğini

gördüm. Bu arada gazetelerin ellerde yine görülmediğini belirtmem gerekiyor.

Bizim yaştakiler ise kitaba fazla ilgi göstermiyorlar ama gençler sanki bir

zamanlar bağımlısı oldukları, ellerinden hiç düşürmedikleri telefonlara artık

normal işlevini yüklemeye başlamışlar. Bunu söylerken telefonlar tamamen

ellerden cep ya da kol çantalarına girmiş diyor değilim. Yine ellerde görülüyor

ama eskisi kadar yaygın değil. Söz gelimi eskiden bir toplu taşıma aracındaki

100 insandan 80 inin elinde telefon var idiyse bu oran şimdi yüzde 50 ye inmiş

görünüyor. Eller boşalınca o ellerde eskiden olduğu gibi kitaplar yerini almaya

başlamış. Doğrusu bu gelişme beni mutlu etti. Özellikle de gençlerin eskiden

olduğu gibi kitaplara yönelmeleri bana gençlik yıllarımı hatırlattı. Duyduğum

mutluluğu sizlerle paylaşmak ve şu sıkıntılı ortamdan dikkatleri başka bir

konuya çekmek istedim.