Bismillâhirrahmânirrahîm;
BÜYÜK insanlar öldükten sonra daha etkili hale geliyor. Çok insan günü yaşamaya çalışırken, onlar geleceğin planlarını yapıyorlar. Diğer insanlar onları, olayları yaşadıkça ve seneler sonra anlayabiliyorlar. İşte, Erbakan Hoca böyle insanlardan! Seneler geçtikçe daha iyi anlaşılıyor ve kıymeti daha iyi biliniyor.
Erbakan Hoca’nın vefatından sonra hakkında o kadar çok çalışma yapıldı ki… Akademik çalışmalar, sempozyumlar, paneller, anma programları, ödül törenleri, eserler, değerlendirme yazıları… Yıllar geçtikçe bunların daha çok yapılacağı anlaşılıyor.
22-23 Ekim günleri; ESAM, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin birlikte düzenledikleri, 4. Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumu yapıldı. 9 oturumda pek çok uzman sunum yaptı. Devlet erkânı, siyasi çevreler, akademisyenler, çeşitli ülkelerin büyükelçilikleri, sivil toplum kuruluşları sempozyuma büyük ilgi gösterdi.
Programın ev sahiplerinden ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, “Ölümünün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, gök kubbemizde hâlâ Erbakan Hoca’nın gür sesinin yankılanmakta olduğunu” hatırlatarak şunları söyledi: “Zaman geçtikçe hocamız daha iyi anlaşılacaktır. Tıpkı, bir dağın ihtişamının, o dağın eteklerinden uzaklaştıkça daha iyi algılanışı gibi.”
Sempozyumun diğer ev sahibi Ankara Hacı bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Tekin, “Millî Görüş’ün sadece ülkemizde değil, bütün dünyada etki bıraktığını” söyledi: “Erbakan Hoca hem entelektüel bir teori; hem de pratik hayata uygulanabilecek siyasal ve toplumsal model sundu.”
HAKKI ÜSTÜN TUTTU
YİNE, programın ev sahiplerinden İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, bu sempozyumda Erbakan Hoca’nın akademik yönü ve fikir dünyasının öne çıkacağını söyleyerek onun üstün başarılarını dile getirdi: “İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirerek, 1943’te İTÜ’de öğrenimine 2. sınıftan başladı. Makine Bölümü Motorlar Kürsüsü asistanı oldu. Özel izinle İTÜ’de ders vermeye başladı. 1951’de İTÜ Erbakan’ı Almanya’ya gönderdi. 27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti oldu.”
AKP Genel Başkanı Erdoğan, gönderdiği bir videoyla sempozyuma katıldı. “Erbakan Hoca’mızın Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki rolü, tarihimize altın harflerle yazılmış bir başarı olduğunu” anlatarak şunları söyledi: “Sokağa ve şiddete asla prim vermedi. Batıl davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmayı tercih etti. Davasının esası şefkat ve tüm insanlığın saadeti idi. Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir, diyordu.”
İbret alınsın, diye söylüyorum. Türkiye ve dünyada Millî Görüş hareketinin değeri bilinmeye başladı. AKP zihniyeti Millî Görüş gömleğini çıkarmasaydı, bugün Türkiye ve dünya çok önemli ve çok farklı bir yerde olurdu. Erbakan Hoca’ya karşı en büyük mücadeleyi bu zihniyet verdi.
Samanyolu TV’nin çanak sorularıyla hocayı itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Bütün devlet imkânları “arka bahçeden kaçan” talebelerinin eline geçmişken; hoca, siyasi yasaklı olarak her Cuma gündemi değerlendiriyordu. Hocanın bir cümlesini bile TV’lerde vermemekte direndiler.
KARDEŞLİĞİ SAVUNDU
SEMPOZYUMDA konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Erbakan Hoca’nın yolunu kesenler, aslında hocamıza en çok destek vermesi gerekenlerdi” diyerek şöyle devam etti:
“Anlayamadılar, idrak edemediler. Partileri kapatıldı. Darbelere maruz kaldı. Tüm bunlara rağmen hedefinden vazgeçmedi. Küçük hesapları değil, tüm dünyayı kuşatan fikirleri vardı. Mazlumlardan yana oldu. Kardeşliği savundu. Kendisi bedel ödedi, ama ülkesine ve insanımıza bedel ödetmedi.”
Milletimiz, Erbakan Hoca için söylenen bu sözleri çok iyi değerlendirmeli. Erbakan Hoca asıl sıkıntıyı kendi çekmesine rağmen, ülkesine ve insanımıza en küçük bir zarar gelmemesi için azami ölçüde dikkat etti. O, 28 Şubat’ta terletilirken, kendini değil, ülkesine karşı sorumluluğunu düşünüyordu.
Yine, Aralık 1998’de, Refah Partisi’nin kapatılması sürecinde, Millî Görüş kadroları nefesini tutmuş davanın sonucunu bekliyordu. Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararını açıkladığı gün, hemen açıklama yaparak, “Bu olayın tarihin seyri içinde toz kadar kıymeti yoktur. Milletimizin en çok sükûnete ihtiyaç duyduğu bir dönemde kimse taşkınlık yapmasın. Bu millet Millî Görüş’üne bağlı kalacaktır” diyerek muhtemel taşkınlıklara fırsat vermedi.
Erbakan Hoca’nın şahsından çok ülkemizin “lider ülke” olması için ortaya koyduğu fikirleri ve kâinat çapındaki davası çok daha önemlidir. Özellikle üzerinde emeği olanlar, bu büyük davayı hedefine ulaştırmakla görevlidirler. Yaşanılabilir Bir Türkiye’nin, mazlumların yüzünün güldüğü Yeni Bir Dünya’nın kurulması buna bağlıdır. (Devam edecek.)