İsrail’in Gazze’de kullandığı “Açlık Silahı”, başta Emekli Tuğgeneral Giora Eiland olmak üzere İsrailli generallerin ortak kararı olarak başladı. Şeytan Ordusu’na akıl veren Eiland’a göre “Generallerin Planı”nın özü şuydu: “İsrail, Gazze'de insani bir kriz çıkarmalıdır. İsrail Gazze'yi yaşanmaz hale getirmelidir. Gazze hep harap kalmalıdır ve inşaya fırsat verilmemelidir. Çünkü Gazze'deki umutsuzluk ne kadar büyük olursa o kadar iyi olur. Salgınlar da silah olarak kullanılmalıdır. Gazze'nin güneyinde başlayacak salgınlar ancak İsrail’e zaferi getirebilir. İsrail, askeri hedeflerine ulaşmak için halka acı çektirmeyi silah olarak kullanmalıdır. Gazze’deki kadınlar da Hamas mücahitlerinin eşleri ya da kızları olduğu için öldürülmeyi hak etmektedir.” Bu sözlerini, kaleme aldığı makalelerde korkmadan dile getiren ve Siyonistlere akıl veren Eiland’ın planı, İsrail ordusu tarafından en ince ayrıntısına kadar uygulandı. Gıda Kolisi Katliamları’nda Gazzeliler, canlı bir hedef olarak infaz edilirken bir yandan da salgın hastalıklar yayıldı. Hastalıklar o kadar çoğaldı ki salgınlar Gazzelileri de aştı. Bir İsrail askerinin 23 Aralık 2023 tarihinde mantar salgını sonucu ölmesi, salgının İsrail’e de sıçraması korkusuna neden oldu. Açlığa, İsrail’in saldığı hastalıklara ve attığı bombalara direnen Gazzeliler “Generaller Planı”nı boşa çıkardı. Bu planı boşa çıkaran ve bu süreçte Gazzelilere önderlik eden ise Türkiye’de çoğu insanın adını bile duymadığı İzzettin el-Beyk idi.
İzzettin el-Beyk Kimdir?
İzzettin el-Beyk, 1981 yılında Gazze’de doğdu. Küçüklüğünden itibaren Hamas ile tanıştı. İbadetlerine itina gösteren küçük İzzettin, Cebaliye semtinin merkezinde bulunan el-Avde Camii’ne düzenli olarak giderdi. Burada ilk Kur’an ve Fıkıh eğitimini aldı. Merhum Ebu Ubeyde’nin oğlu İbrahim’in anlattığına göre “İzzettin el-Beyk hafızdı. Aksa Tufanı boyunca her biri tek celsede olmak üzere dört kez baştan sona hıfzını dinlettirdi. Sonuncusu ise şehadetinden çok kısa bir süre önceydi.”
İzzettin el-Beyk, 2000 yılında Kassam Tugayları’na katıldı. Askeri kabiliyetleri nedeniyle komuta kademelerinde hızla terfi etti. Kuzey Taburu’nun Özel Harekât komutanlığına atandı. Kassam komandoları tarafından Siyonistlere karşı düzenlenen pek çok operasyonuna başarıyla komuta etti. 2004 yılında İsrail’in Gazze işgalini önleyen komutandı. 2008 yılındaki Furkan Savaşı’nda İsrail’i şoka uğratan isim de oydu. Cebaliye’nin batısını savunmakla görevli İmad Akil Tugayı’nın komutanlığını on yıl boyunca yürüttü. 2012 yılındaki Siccîl Taşları Savaşı’nda büyük kahramanlıklar gösterdi. Aksa Tufanı’nın planlama ve istihbarat sürecini o yürüttü. Kuzey Gazze’de tam 107 gün aralıksız savaştı. Bu savaş sırasında İsrail tanklarla Gazze’nin ortasından Akdeniz’e doğru bir koridor açtı. Nitsarim adı verilen bu koridorun eni 4 km, uzunluğu 7 km idi. Koridorun her iki tarafına kum tepeleri yığılmış, kulelerle, radarlarla ve otomatik silahlarla tahkim edilmişti. Güney’den Kuzey’e geçmek mümkün değildi. Ama İzzettin el-Beyk kurduğu sistemle güneyden hem mücahit hem de malzeme sevkiyatının devam etmesini sağlamıştı. Bu durumu bir tünelde çekilen videosundaki şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bugün kuşatmanın seksen beşinci günü! Allah’a şükürler olsun Kassam Tugaylarının cepheye yardım kanalı hala aktif!”
İzzettin el-Beyk, mücahitler arasında çeşitli isimlerle ve lakaplarla anılmıştır. Mücahitler arasında Ebu Hamza künyesiyle tanınırdı. Lakaplarından birisi “Kâsiru Huttati’l-Cenerâlât” yani “Siyonist Generallerin Planlarını Paramparça Eden Adam”dır. Zira Aka Tufanı sırasında İsrail’in en büyük işgal planını boşa çıkarmıştı. Ama en meşhur lakabı, el-Aşmâvî [العَشْمَاوِيُّ] yani Cellad idi. Mücahitler bu lakabı ona, fiziksel gücü, kaslı vücudu ve özel askeri yetenekleri nedeniyle vermiştir. Zira karşısına çıkma cesareti gösteren hiçbir Siyonist’in bu celladın elinden kurtulması mümkün değildi.
İzzettin el-Beyk ondan fazla kez suikasta uğradı. Siyonistler onun bulunduğunu düşündükleri her yerde katliam yaptı. Siyonistler 27 Mayıs 2026'da, savaş uçaklarıyla Gazze kent merkezindeki bir eve düzenlediği şiddetli hava saldırısında El-Beyk'i hedef aldıklarını duyurdu; katliamda dördü çocuk olmak üzere 10 Filistinli hayatını kaybetti ve 20'den fazla kişi yaralandı. İzzettin el-Beyk zaten orada değildi ve İsrail, direnişçilerin aralarında saklandığı iddiasıyla sık sık sivillerin olduğu alanları bombalıyordu. İzzettin ise her zaman olduğu gibi tünellerde ya da cephe hatlarında direnişi koordine ediyordu.
İzzettin el-Beyk, İsrail ile Gazze’deki direniş grupları arasında sözde ateşkesin imzalandığı barış döneminde şehit düştü. Filistin medyası, İsrail insansız hava araçlarının Gazze kent merkezinin batısındaki el-Lebâbîdî ve Nasr kavşağı yakınında bulunan Betül apartmanındaki bir daireye üç saldırı düzenlediğini bildirdi. İzzettin el-Beyk 29 Eylül 2026 Salı sabahı ailesiyle birlikte katledildi.
İzzettin el-Beyk, zühd ve takva eriydi. Mart 2023’te Ramazan ayında Cebaliye semtinde bulunan Riyâżü’ṣ-ṣâliḥîn Camii’nde gençlerle birlikte itikâfa girmişti. On gün boyunca camide yatıp uyumuş ve gündüzleri ibadetle geçirmişti. İtikâf sırasında özel harekât komutanı gibi değil cami cemaatinden biri gibi davranıyordu. Kassam’ın en büyük komutanlarından birinin elindeki halı süpürge makinesiyle camiyi süpürdüğünü, fırçayla ve deterjanla caminin merdivenlerini yıkadığını görenler hayranlıklarını gizleyememişti.
İzzettin el-Beyk, çevik, atik, gözü kara ancak bir o kadar stratejik düşünebilen ve hızlı analiz yapabilen bir kişiliğe sahipti. Tereddüt etmeden düşmanın üzerine atılabilirdi. Merhum Ebu Ubeyde’nin kardeşi Suheyb’in anlattığına göre “İzzettin’in evlendiği geceydi. Gelin ve damat gerdeğe girmişti. İzzettin Siyonistlerin Cebaliye’ye sızdığını öğrenir öğrenmez geceleyin tereddüt etmeden cepheye koşmuştu. Âlimlere ve yaşlılara hürmet ederdi. Benden yaşı büyük olmasına rağmen arabayla yanımdan geçse ya da yolda beni görse “Sayın hocam! Nasılsınız” diye hürmet ederdi. 7 Ekim 2023 Cumartesi günü başlayacak olan Aksa Tufanı’ndan bir önceki Cuma akşamı bir akrabamın düğününde onu aileye tebriklerini sunarken görünce pek şaşırdım; kendisi damadın komşusuydu. Beni samimiyetle kucakladı; yirmi yıl önce bizi bir araya getiren camiyi yâd ederek nazik ve hoş sözler söyledi.”
İzzeddin el-Beyk’in Gazze'nin kuzeyindeki Kassam Hareket komutanlığına, şehit olmadan hemen önce gönderdiği son mesaj, onun İslam’a ve Allah dini uğrunda cihada olan sadakatini anlatan önemli hususları barındırmaktadır. Cihad ibadetinin en önemli rüknü olan “komutana itaat ve sadakat” kuralını, işgalin en zorlu şartlarında bile komutana iletmeyi dini bir sorumluluk olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Bu bağlılığını bir mektup ile dile getirmesinin yanı sıra yaşadığı tüm zorluklara rağmen zafere olan inancını vurgulaması, bir İslam uğrunda yola çıkan teşkilat mensupları için büyük dersler taşımaktadır.
İşte İzzettin el-Beyk’in komutanına gönderdiği o mektub:
“Rahman Rahim Allah Adıyla…
8 Eylül 2026 – Salı
“Elbette biz, hem dünya hayatında hem de şahitlerin hazır bulunacağı günde elçilerimize ve inanmış kişilere yardım ederiz.” (Mü’min 40/51)
Sayın, mücahit kumandan kardeşimiz [İsim karalanmış]'a; -Allah sizi koruyup kollasın!-
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
• Evvela Allah'tan bu mektubumuzun size ulaştığında tam bir sağlık ve afiyet içinde olmanızı diler; size sağlık ve sıhhat libası giydirmesini, ordusunun zaferi ve dostlarının izzetiyle gözünü aydınlatmasını ve halkımızı bu zalim düşmanın zorbalığından selamete çıkarmasını niyaz ederiz. Allah'ım kabul et! Amin...
• Bu mektup; sizin gibi iyi liderlerin elinde yetişen ve aramızdan ayrılan o büyük şehit liderlerin izinden giden Kuzey Tugayı mücahitlerinden evlatlarınızın mektubudur. Bu mektup onların, komutanlarına ve direniş faaliyetinin ilk kurucularına canı gönülden sevgilerini, itaat ve aidiyet duygularını taşımaktadır. Yaşadığımız ağır imtihanların dehşetine, şehitlerimizin çokluğuna, durumun zorluğuna ve mücrim düşman ile işbirlikçilerinin komplolarına ve tuzaklarına rağmen; bizler hâlâ ve daima sizin bizim için çizdiğiniz yolda, yani -Allah'ın izniyle hedeflenen amaca ulaşıncaya kadar- cihat ve şehadet yolunda olmaya devam edeceğiz.
• Sevgili liderimiz, size teyit ederiz ki Aksa Tufanı Savaşı, Allah Teâlâ'nın takdirinin tecelli ettiği bir tablodur. Bu durum, mücahitlerin efsanevi sebatında, onurlu mücahit halkımızın sabrında ve toprağına bağlılığında açıkça görülmüştür. Biz bu savaşın, Allah yolunda yaşayan ve ömürlerini büyük bir proje olan Aksa Tufanı'na hazırlık yolunda tüketen her biri mübarek ve Rablerine bağlı olan liderlerin öncülük ettiği Rabbani bir savaş olduğuna inanıyoruz. Bu savaş, soykırım suçlusu Siyonist düzenin nihai sonunun ve büyük çöküşünün küçük bir provasıdır. Allah’ın izniyle kurtuluş savaşının kıvılcımı ve topraklarımızı gasp eden Siyonist yapının yok oluşunun başlangıcıdır.
• Tüm bu karanlığa, ufkun kapanmasına, görünürdeki zayıflık haline ve Araplar ile Müslüman kardeşlerimizin, soydaşlarımızın bizi yüzüstü bırakmasına rağmen; bizler, Allah'ın yaptıklarımızı asla boşa çıkarıp zayi etmeyeceğine ve O'nun bu mümin mücahit topluluğa yardımının kaçınılmaz olduğuna dair sarsılmaz bir yakine sahibiz. Zafer, Rabbani bir vaattir ve Allah'ın izniyle biz, "[Yahudilerin] hâkimiyet kurup ellerine geçirdiği her şeyi yakıp yıkacak; yerle bir edecek" olanlarız [İsrâ 17/7]. Bu inancı, bizi üzerinde yetiştirdiğiniz Kur'an sofralarından ve sizden aldığımız cihadi terbiyeden kana kana içerek öğrendik. Bu inancın tohumlarını kalbimize ektiniz. Şüphesiz Allah'ın vaadi yakındır. Çünkü "Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da: 'Şüphesiz [mübarek Filistin] topraklarına salih kullarım mirasçı olacaktır' diye yazmıştık." (Enbiyâ 21/105)
• Sevgili Komutanımız! Size, geçmiş bir görüşmede sizinle ve Şehit Komutan Kardeşimiz Ebu Muhammed el-Ca'beri (Allah rahmet eylesin) ile olan görüşmelerini yâd eden [İsim karalanmış]'ın selamını gönderiyoruz. Kendisi size en kalbi selamlarını, derin takdirlerini iletmekte, size şifa ve sağlık dua ve temennilerinde bulunmaktadır. Allah’tan –bi iznillah-, ülkemizin toprakları özgürleşmiş ve temizlenmiş olarak bizi sizlerle bir araya getirmesini niyaz etmektedir.
• Sevgili Mücahit Lider Kardeşimiz; sağlık ve afiyet içinde daim olun, bizi hayırlı dualarınızdan unutmayın. Allah'tan gözlerinizi zaferiyle aydın kılmasını ve sizi, Mescid-i Aksa'nın avlusunda, gaspçı siyonistlerin pisliğinden özgürleşmiş ve temizlenmiş olarak bizlerle ve cihad hareketimizin komutanı olan kardeşlerimizle bir araya getirmesini dileriz.
• Emin ol ki bizler, -Allah'ın izni ve inayetiyle- sabitiz, sabırlıyız, topraklarımıza kök salmış durumdayız, silahlarımızı sıkıca tutuyoruz; liderlerimizin, mücahitlerimizin ve aziz halkımızın kanlarıyla döşenen bu yolda, Allah vaadini yerine getirene kadar yürümeye devam edeceğiz.
Size ve etrafınızdaki değerli kardeşlere selamlarımızı kabul buyurun.
Allah'ın emânında, hıfzında ve himayesinde daim olun.
Sizi Çok Seven Kardeşiniz Ebu Hamza
(Devam Edecek)