İnsanlık tarihinden bu yana tarihte iz bırakan, peygamberleri bir yana koyarsak beşeriyetten tarihte iz bırakan insanlar çokçadır. Bazıları müspet manada, bazıları ise menfi yönde hatırlanır ve anılırlar. Menfi yönde bahsedilenlerden örnek vermek gerekirse Firavunlar, Nemrutlar, Karunlar gibi daha nicelerini sayabiliriz.

Müspet manada rahmet ve hayır ile yâd edilenler ise Mevlana, Yunus Emre, Ahmet Yesevi gibi daha niceleri...

Günümüzde de kendisinden sitayiş ile bahsedilen, hayır ile yâd edilen, rahmet ile anılan, bir zat-ı muhterem var ki o da merhum Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Hocamızdır. Kendisi ile 6 yıl çalışmak bahtiyarlığına erişen şanslı kişilerden biriyim.

27 Şubat 2011 tarihinde ahirete irtihal etti ve Hakk’a yürüdü, vefatının 12. sene-i devriyesinde kendisini bir kez daha hayır ile ve rahmet ile yâd ediyoruz, mekânı cennet, makamı âli olsun.

Millî Görüş’ün lideri, bu muhteşem insanın engelliler camiasında bıraktığı iz nedir diye anlamak için bizatihi yaşadığımız ve yaşayan arkadaşlarımızdan duyduklarımızı şöyle bir hatırlarsak aradaki farkı fark edebiliriz.

1970’li yılların başında TBMM’de kamuda sakatlara iş verilmesi hususunda yasa çıkması için bir kanun teklifi bulunmaktaydı, yalnız iktidarın oyları yetmiyordu, bir grup görme engelli arkadaşımız ana muhalefet partisi lideri merhum İsmet İnönü’ye giderek;

“Paşam Meclis’te bir kanun teklifi var, kamuda sakatlara iş verilmesi hususunda, buna destek verin de kanun çıksın, bizler de işe girelim, ekmek kazanlım” derler.

Paşa’nın verdiği cevap; “Ne o, sadakalar, fitreler size yetmiyor mu!”

Diğer bir siyasi lider ise merhum Turgut Özal’dı. İş isteyen engellilere; “Ben sağlama iş bulamıyorum ki, sakata iş bulayım” demişti.

Yine merhum Demirel de; bizatihi bizim de içinde bulunduğumuz engelli grubuna, “Tamam anlaşıldı, bugüne kadar ne yapıldıysa bundan sonra da aynısı yapılacaktır” diyerek geçiştirmişti.

Şimdiki iktidarın bir mensubu da bir bina açılışı yaparken, “Biz sizi adam yerine koyduk, insan yerine koyduk” diyerek aşağılamıştı.

Bütün bunların yanı sıra biri de vardı ki, başbakanlık yetkisini alır almaz 3 Aralık 1996 tarihinde TBMM’yi özürlüler gündemi ile topladı ve bütün özürlü gruplarını Meclis’te kabul ederek onları ağırladı ve yapmış olduğu konuşmalarda, “Bugünü sizin için özürlüler bayramı ilan ediyoruz, siz bizim özürlü değil özel vatandaşlarımızsınız, bizim size yapmış olduklarımız sizin için bir ulufe değil, tabii hakkınızdır” demişti ve Meclis’ten kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi alarak 571-572-573 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile öncelikle “Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı”nı kurdu, özürlü çalıştırma oranını %2’den %3’e çıkardı.

O zamanın parası ile 3 trilyon lira özürlülerin araç ve gereçleri için para aktarıldı ve daha nice hizmetler...

Görülmüş olduğu üzere rahmetli Erbakan Hocamız her alanda olduğu gibi engelliler konusunda da farkını ortaya koymuş, bu farkı fark edemeyenler; kör artı nankördür (bunu şahsım adına söylüyorum).

Bir kez daha merhum Hocamıza Allah’tan rahmet diliyoruz.