Ankara’nın Elmadağ ilçesinde Mehmet Ali Ataman isimli bir hayırsever tarafından kız Kur’an kursu yaptırılır. Dönemin ilçe müftüsü Faruk Turhan Hoca’nın da desteği ve gayretiyle çalışma biter. Hocanın tavsiyesiyle Kur’an kursuna o dönemde yeni vefat eden Türkiye’nin saygın âlimlerinden “Muhammed Emin Er Hoca’nın” ismi verilir.

Fakat Faruk Turhan Beyin tayinin çıkması ve yerine Metin Aracıklıoğlu’nun gelmesi ile sorunlar başlar. Yeni müftü adeta hayırsever Mehmet Ali Beyi pişman ettirmekte ve sürekli idari sorunlar çıkartmaya çalışmaktadır. Müftünün ilk tepkisi Kur’an kursunun adına yönelik olmuştur. Neden bu ismi verdiniz “Kürt” değil mi? Diyerek bir din adamına yakışmayacak ırkçı bir tavır takınır.

30 öğrencinin yatılı eğitim gördüğü kız Kur’an kursunun tüm masraflarının da hayırseverlerce karşılanmasına rağmen müftü memnun değildir. Hâlbuki yan taraftaki arsada bir yurt yapmayı da planlayan M. Ali Bey’e idari baskılar uygulanır. Ardından müftü, çeşitli bahanelerle kursta görev yapan hocaları uzaklaştırır ve daha sonra kursun başına kendi hanımını getirir. Üstelik yanına kurs hocalığı yeterliliği olmayan birkaç kişiyi görevlendirir. Ücretleri öğrenci velilerinden tahsil edilir. Müftünün hanımı olan kurs müdiresi, müftülüğün resmi aracıyla kursa gelip gidince şikâyet edilir. Bunun üzerine müftülük de kursu kapatır.

Elmadağ’da meydana gelen bu müftülük zulmünü bizzat olayı yaşayan ve Kur’an kursunu yaptıran Mehmet Ali Ataman Bey tarafından bize iletilir. Diyanet’teki dostlarımıza bildirmemize rağmen ilgilenen olmaz. Biz de olayı kamuoyuna duyurmak için burada gündeme getirdik.

Gerçekten de bu büyük bir cinayet. Bir hayırseverin gayreti ödüllendirilmesi gerekirken çeşitli eften püften bahanelerle buradaki çalışma baltalanmak isteniyorsa Diyanet’in acilen olaya el koyması gerekir. Bu arada hayırsever Mehmet Ali Bey’in burayı hangi fedakârlıklarla yaptığını hiç kimse düşünmemekte ve yardımcı olacaklarına engel çıkarmaktadırlar.

Bu Kur’an kursu, meşhur köy enstitülerinin olduğu Hasanoğlan’daki ve Elmadağ’daki ilk hafızlık kursudur. Mehmet Ali Bey, o kursu eğitim dönemine yetiştirmek için ölüm döşeğindeki babasının bile yanına gidemeyerek canla başla çalışmasına rağmen ona böyle engel çıkartılması insanı hayretlere düşürüyor ve ister istemez bu davranışlarının arkasında başka sebepler aramaktan kendisini alamıyor.

Bizim bu yazıyı yazmamızın amacı yetkilileri bu konu hakkında uyarmak ve böyle hizmetlerin teşvik edilmesini sağlamaktır. Ayrıca, Diyanet bünyesinde bu tür zihniyete sahip insanların da deşifre edilmelerini sağlamaktır.