Ancak daha sonra Sa’labiyye’de karşılaştığı iki yolcudan Kûfelilerin biatlarından caydığını ve Müslim b. Akil ile Hâni’ b. Urve’nin öldürüldüğünü öğrenince geri dönmek istedi; fakat bu defa da Müslim’in oğulları ve kardeşlerinin ısrarı üzerine yola devam etmeye mecbur oldu. Bu arada taraftarlarına isteyenlerin ayrılabileceğini söyledi, onlar da ayrıldılar; yanında sadece aile fertleriyle birlikte yaklaşık yetmiş kişi kaldı. Böylece sayısı azalan kafile Ninevâ bölgesindeki Kerbelâ’ya vardı.

Kûfe Valisi Ubeydullah’ın emriyle kafileyi uzun süredir 1000 kişilik kuvvetiyle gözetlemekte olan Hür b. Yezîd, Hz. Hüseyin’in (R.A.) Kerbelâ’ya ulaştığını valiye bildirdi. O da kafilenin sarp ve müstahkem yerlere sığınmasına engel olunmasını, susuz ve savunmasız bir yerde konaklamaya mecbur edilmesini istedi. Rey valiliğine getirilen Ömer b. Sa’d b. Ebû Vakkas’a da ordusuyla Hz. Hüseyin (R.A.) üzerine yürümesini ve bu meseleyi halletmesini emretti.

Kufe Valisi Ubeydullah b. Ziyad, onu Rey şehrine vali olarak atar ama önce Hz. Hüseyin’i (R.A.) öldürmesini ister. Sabahlara kadar gözyaşı döken, en yakınları tarafından:

—Öl! Ama Hz. Hüseyin’i (R.A.) öldürme! diye nasihat edilmesine rağmen:

—Hz. Hüseyin’i (R.A.) öldürmede ateş var, valilikte lezzet var, diyerek hem ağlamış, hem öldürmek üzere ordusunu Hz. Hüseyin’i (R.A.) üzerine aç kurtlar gibi salmış.

İşte Ömer! Sa’d b. Ebi Vakkas’ın oğlu... İslâm için ilk defa kan döken, Aşere-i Mübeşşere’den olan Sa’d’ın oğlu… Yezid’in ordusunun başına geçmiş, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin torununu öldürmeye gidiyor… Aslında bütün akraba ve dostları, dünyalık için Hz. Hüseyin’i (R.A.) öldürmeye gitmemesini söylemişlerdi. Fakat O, Rey şehrine vali olmak için; Ubeydullah b. Ziyad’ın teklifini kabul etti ve ordunun başına geçti.

Bakın mevki ve makam düşkünlüğü insanı ne kadar şaşırtıyor ve nasıl felâket çukuruna düşürüyor. Sa’d b. Ebî Vakkas Hazretleri, dünyayı ayaklarının altına almıştı. Onun yanında mal ve makamın hiçbir kıymeti yoktu. Üstelik hayatta iken cennetle müjdelenmiş olduğu halde toprakta gezerdi. İşte Ömer b. Sa’d! O babanın oğlu idi. Fakat kısa zamanda fikirler başkalaşmış, âlemin ahvalinde değişme olmuştu. Bunun sonucu olarak Ömer b. Sa’d, Hz. Hüseyin’in (R.A.) şan ve şerefinin yüksekliğini bildiği halde Rey valiliğinden vazgeçememiş ve göz göre göre kendini cehennem ateşine atmaya cesaret edebilmiştir.

Evet, Ömer b. Sa’d... Bu kişi, Hz. Hüseyin’i (R.A.) vuran Emevî ordusunun kumandanı idi. Aile fertlerinin itirazlarına rağmen dünya hırsına aldanan ve kumandanlıktan vazgeçemeyen bir kimse... Bu davranışı ile muhterem babası Âşere-i Mübeşşere’den Sa’d b. Ebi Vakkas Hazretlerinin kemiklerini sızlatan biri. İşte dünya hırsının kişileri nerelere sürükleyeceğinin mücessem örneği. Yarabbi sen bizi muhafaza eyle. Âmin.

Hz. Hasan’dan (R.A.) rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: “Dinarı yani altın ve parayı sevmek; her hatanın, günahın başıdır” buyurdu.  

Hz. İsa (A.S.) da: “Dünyayı sevmek; her hatanın, günahın başıdır”  buyurmuştur.

Ömer b. Sa’d, Hz. Hüseyin’e (R.A.) yaklaşınca, O’na bir elçi göndererek, buralara geliş sebebini sordu. Hz. Hüseyin (R.A.), Ömer’in gönderdiği elçiye kendisini Kûfelilerin çağırdığını, 18.000 kişinin biat ettikten sonra biatlarını bozduğunu, dönüp gitmek istediğinde de Hür b. Yezîd’in engel olduğunu ve kendisini buraya kadar gelmek zorunda bıraktığını anlattı ve:

—İzin verin dönüp gideyim, dedi.

Fakat Ömer b. Sa’d:

—Ben de seni seviyorum, gitmeni isterim, fakat vali senin ya biat etmeni veya öldürmemi emretti, diyerek valiliğin tadına varmak için izin vermez.