Dershaneler üzerinden bir tartışmadır gidiyor. Kimisi buna iktidar savaşı diyor, kimisi de rant kavgası. Kimin ne dediği bu saatten sonra çok önemli değil! Ortada bir cenaze var! Millet tartışırken bu cenazenin kokuşmaya başladığının farkında değiller. Bu ülkede uygulanan yanlış siyasi politikalar ve ağır bürokratik engellemeler yüzünden birçok meslek ortaya çıkmıştır. Örneğin: Trafik tescil işlemlerindeki uygulamalar, trafik müşavirliği mesleğinin doğmasına neden olmuştur. Bu işlemler kolaylaşınca bu meslek otomatikman sona erdi. Dershanelerde yanlış siyasi politikaların ürünüdür. Devlet yetersiz verdiği eğitime göre, sınav sorularını sormamış, sanki bütün öğrenciler dershaneye gitmiş ve kaliteli eğitim almış gibi sınav soruları hazırlayarak, adaletsizce hareket etmiştir. Bu durum dershanelere talebi arttırmıştır. Okullarda, öğretmenlerin ve okul müdürlerinin öğrencileri dershanelere yönlendirmesi sonucunda, pastadan pay elde edenlerin sayısı arttı. Okul müdürlerinin ve öğretmenlerin bu dershanelerin neresinde olduğunu mutlaka sorgulamalıyız. Okulları ticarethane, öğretmenleri tüccarlıktan kurtarmadığımız sürece, eğitimde kalitenin oluşacağını düşünemiyorum. Bunu sorgulamadan bu kavgayı ne anlayabiliriz ne de sonuçlandırabiliriz. Dershaneler üzerinden kavgayı bir kenara bırakıp sormamız gereken soruları soralım.

Öğretmenler kaliteli mi

Sınıf mevcudu verimli ders çalışmaya elverişli mi

Fiziksel alt yapı uygun mu

Derslikler yeterli mi

İllere ve hatta il içerisindeki yerleşim yerlerine göre ciddi farklılık ortadan kaldırılabilecek mi

Giriş sınavları, okullarda işlenen müfredata uygun mu

Öğretmen yokluğu veya kalabalık sınıflarda ders işlemenin zorluğu müfredatı işlemekte katkısı ne kadardır Bu mağduriyet nasıl giderilecektir. Okul kötü alışkanlıklarını (Kumarhaneye, cafe, dans salonları, eğlence mekânları) engelleyebiliyor mu Dershanelerin bu alışkanlıklara etki oranı ne kadardır

Eğitimde “fırsat eşitliği” sunamazken, sınavlar da bu “fırsat eşitliğini” nasıl yakalayacağız

Sabancı üniversitesi öncülüğünde eğitime yönelik öneriler geliştiren Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) yayınladığı çarpıcı noktalardan biri de dershane için verilen ücret Türk Eğitim Derneği’nin araştırmasına göre hane halkları 2013 fiyatları ile yaklaşık 12 Bin lira harcıyor. 2008’de yapılan bir araştırmaya göre de haneler toplam gelirlerinin yüzde 15’ne varan oranlarla dershane harcaması yapıyor. Bunun tek bir nedeni var. Devletin eğitim sisteminin eşit ve kaliteli olmayışı. Eğitimin yapıldığı ama öğretimin hiç olmadığı bir sistem var ülkemizde. 6-8 kişilik sınıfların bulunduğu Butik Dershaneler olarak adlandırılan bir sistemin bile olduğu ülkemizde,  üç bin liradan başlayıp yirmi iki bin liraya kadar çıkan dershane ücreti, pek çok özel üniversitenin bile üzerinde. Küçük Anadolu kasabalarında bile ciddi bir sektör haline gelen dershanelerin sayısı 4 bini geçiyor. Yaklaşık 1 milyon 250 bin öğrencinin eğitim aldığı dershanelerin cirosu 2 milyar doları buluyor.  Rakam Başbakanlık bütçesinin yaklaşık dört katı. Pek çok Bakanlığın bütçesini katlayan bu rakam, velilerin de belini büküyor. Dershaneler, birçok ailenin sonunu hazırlarken, büyük meblağlar karşısında dershaneye giden gençler üzerinde de ailelerin baskısına sebep oluyor. Baskı karşısında canına kıyan birçok genç olduğu gibi dershane borcunu ödeyemeyen aileler Taahhüdü İhlal hapis cezaları ile cezalandırıldığı da sık sık karşılaşılan durumlar arasında. 20 bin öğrenciden 3 bin 500’ünün dershaneye gittiği Bingöl’de 600 ailenin dershane parası yüzünden icralık olduğu basında çıkan haberlerin arasında. Bilinmeyen ve sesini duyuramayan yüzlerce aile var. Bizzat benim şahit olduğum, dershaneye son taksiti olan 100 TL’yi ödeyemediği için icraya verilen ve Avukatlık ücreti 160 TL daha vermek durumunda kalan aile biliyorum. Şu bir gerçektir ki; dershaneler Türkiye genelinde eğitimde eşitsizliğe de neden oluyor. Dershanelerin kapatılmasıyla eşit ve kaliteli eğitiminde hayata geçirilmesi gerekmektedir.

İSHAK BEYAZAY