Ebu Gureyb Cezaevi ndeki işkenceci köpek ne ise, İsrail de odur.

Üstelik kuduz ve kudurmuş...

Hiç bir kural tanımıyor, gözü kara ve gözü kör, mütemadiyen saldırıyor, yıkıyor, yakıyor, katliam yapıyor.

Hamamın namusunu kurtarmak kabilinden, göstermelik olarak, işkenceci köpeğin yöneticisi mahkemeye verildi.

Ama İsrail i sadırtan ve vetosuyla destekleyen Bush ve şahinlerini, mahkemeye verecek, hamamın namusunu kurtaracak bir merci ve makam da yok...

Birleşmiş Milletler Teşkilatı, ABD nin yanında sığıntı gibi, etkisiz, çaresiz ve suskun... Sanki Bush un emrindeki bir komisyon, sanki Guantanamo esir kampının dehşetinden dili tutulmuş.

İnsanlık âleminin bu sığıntı durumundaki teşkilattan kendini kurtararak, tarafsız, adil ve etkili olan, gerçek Milletler Teşkilatı nı kurması gerekir.

Bu yapılmadığı takdirde, bütün insanlığın haysiyet kırıcı bu durumdan kurtulması ve dünyaya hak ve adalet dağıtması, göğsü gür ve başı dik olarak, şeref ve haysiyetini idrak etmesi mümkün olmayacaktır.

İnsanlık âlemine, ABD nin himayesinde ve gölgesinde bulunan böyle bir teşkilattan asla hayır gelmeyecektir.

Hayır gelmeyecektir çünkü, ABD nin tarihi incelendiği takdirde, temelinde, çok acımasız zulüm ve katliamların bulunduğu görülür.

Çünkü ABD nin temelinde, Amerika nın ilk yerli halkı olan Kızılderililerin topyekun kanlı katliamlarla yok edilmesi olayı yatmaktadır.

Çünkü ABD nin temelinde, Kızılderili katliamları yetmiyormuş gibi Afrika dan zorla getirilerek, işkencelere maruz bırakılan, katledilen, hakaretlerin en ağırı altında ezim ezim ezilen zencilerin akıtılan kanı ve ah ve eninleri yatmaktadır.

İslâm âlemine düşen tarihi görev, "Susma çünkü yakın zamanda sıra sana da gelecektir" diyerek, uykudan silkinip uyanmak ve evvel emirde bu lanetli savaşa karşı olan, barışçı bütün ülkelerle, dünya dengelerini ABD nin ve İsrail in bozamayacağı derecede güçlendirmek ve arkasından D-8 lerin etrafında odaklanarak, gerçek mânâda insanlığı temsil edecek, barışı teminata kavuşturacak, birlik beraberliği kurmak olmalıdır.

Türkiye, bu önemli silkişinte tarihi şahsiyet ve hüviyetinin gereğini ve üzerine düşen gayreti yerine getirmelidir.

Türkiye, "İsrail in yaptığı sadece orantısız güç kullanmaktır" şeklindeki, İsrail i üstü kapalı savunmak gibi, milletimize asla yakışmayan tevillere sapmamalıdır.

Türkiye; İstiklâl Marşı şairimiz, merhum Mehmed Âkif in gür sesiyle, milletimizin gerçek kimlik ve karakterini ortaya koyarak, haykırmalıdır:

"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem...

Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım..

Boğamazsın ki, hiç olmazsa yanımdan kovarım

Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum,

Kesilir, fakat çekmeye gelmez boyunum.

Kanayan bir yara gördüm mü yanar taa ciğerim..

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.

Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.

Çiğnerim çiğnenirim Hakk ı tutar kaldırırım"

demelidir.