Kadın “neden bu kadar kilo aldın, diyet yapsana” diyen arkadaşlarına “keyif aldığım bir tek şey var, o da yemek, yoksa hayatın yükünü nasıl taşırım…” diye cevap verdi. Kadın on yıl önce eşinden ayrılmış ve iki çocuğunu büyütebilmek için kadın gücüyle yapılamayacak işlerde dahi çalışmıştı. Yemeğe olan bağımlılığının açlıktan kaynaklanmadığını kendisini de biliyordu. O yemeği bir nevi rahatlama aracı olarak görüyordu.

İnanların ağzı torba değil ki büzesiniz, olmadık zamanlarda olmadık dedikodular çıkarır, insanda moral bırakmazlardı. Kadın yaşadığı birkaç tecrübeden sonra kimseyle bir şey paylaşmamaya, kimseye derdinden bahsetmemeye karar vermişti. Koca şehirde iki çocuk ile tek başına yaşamak elbette kolay değildi. Ama karar vermişti var gücüyle çalışacaktı.

Evde olduğu vakitlerde başına gelebilecek ne kadar musibet varsa hepsini kuruyor ve kendini daha da kötü hissediyordu. Sonra can sıkıntısından biraz dolaşıyor ardından mutfağa koşup, bir şeyler atıştırıyordu. Kadın bu yolla acıyı savuşturmaya çalışıyordu. Bir şeye üzülse ya da karamsarlığa kapılsa ilk gideceği yer buzdolabı olurdu. Kötü geçen çocukluğu, noktalanan evliliği ve yalnızlığı sevgi açlığını daha da arttırıyordu. Yerken, aslında duygusal açlığını bastırdığını sanıyordu ama bu sevgisizliğine bir çare olamadığı gibi kilo olarak kendisine geri dönüyordu.

Kızı birkaç kez diyetisyene götürmüş, anneyi bu alışkanlığından vazgeçirebilmek için en ideal diyet listelerini hazırlayıp buzdolabına asmıştı. Ama bunların hiç biri işe yaramıyordu, yaşadığı duygusal açlık ve yaşanmamış şeylerin telafisi kadının mutfakla olan yakınlığını ortadan kaldıramıyordu.

Kiloları konusunda kendisini uyaran arkadaşlarına, “beni sadece yemek rahatlatıyor” diye çıkışıyordu. Duygusal açlığı yemek yiyerek gidermek mümkün olabilir miydi Elbette hayır, yoksa kendini yemeğe veren bu insanların arayışları devam eder miydi Peki, ne yapmak gerekirdi Kadın kendisini rahatlattığını düşünerek yemeye devam ediyordu ama bunlar bir süre sonra kendisine şeker tansiyon olarak geri dönecekti. Kızı bu sorunun ancak diyetisyen ve psikolojik yardımla mümkün olabileceğini düşündü ve öyle yaptı. Kadını ikna etmek zor olmuştu ama yardım almaya başladığında hayatında eksik olan şeylerin farkına vardı ve kendisiyle yüzleşti. Uzunca süren bir çalışmanın ardından kadın sorunları ile başa çıkma beceresi kazanmıştı.

Kadın aslında toplumumuzda birçok kişinin maruz kaldığı bir sorunu bütün detayları ile yaşamıştı. Artık anlamıştı, yemek yemeğe değil sevgiye ihtiyacı vardı. Ve bunu nasıl tedarik edebileceğini biliyordu.