Akhisar maçı sonrası Aykut Kocaman, bu maç öncesi en son olarak Şekip Mosturoğlu konuştular... Ne anladınız? Daha doğrusu neyi anlayabildiniz? Acaba konuşmak yerine icraatta iyi işler becerebilmek daha önemli değil midir? Örnek mi? Akhisar gibi senin bir oyuncunun toplam maliyeti değerindeki bir takım karşısında acaba bu konuşanların takımı Fenerbahçe kaç defa ceza alanına girip, “Ah be bu kadar kaçar mı” şeklinde diz dövdü? Benim hatırladığım, Guiliano ve Atııf’ın 20 metreden dışarı giden şutları ve Mehmet Ekici’nin 30 metreye yakın bir uzaklıktan kalecinin yumruklarıyla çelinen şutu... Peki, beğenmediğiniz ve hakemin yardımı ile size yendiğini iddia ettiğini bu mini maliyetli Akhisar ne yaptı bu konuda? Biri kaleci ile karşı karşıya dışarı vurulmuş bir plase, bir de altı pasın içinden bomboş durumda auta atılan kafa... Bunlar en çarpıcı olanları... Şu maçı bir daha izleyip öyle konuşun! Ama nerede? Desenize balık baştan kokarmış...

Akhisar teknik patronu Okan Buruk, takımını tam olarak topun arkasına girmeyi planlamış. Hatta öylesine ki, bunu yaparken rakibe faul yapıp duran top kullandırtmamak talimatı da vermiş. Peki, nereye kadar? Kendi ceza alanlarının 10 metre uzağına kadar. Burada aralara kalabalık olarak girip top çaldılar ya da Fenerbahçe’nin ünlü çalımcılarının ayağından top ikram edildiğinde rahatladılar. Sonra da kontraya çıkıp etkili olmaya çalıştılar. Ama burada hem iki kenar ön adamları etkisizdi, hem de Trabzonspor’dan alınan uç adamı fazla dolaşmadı. Fenerbahçe ise ısrarla kötü oynamaya devam etti. Anlamadığım önemli bir oluşum da vardı. Ozan, Ekici, Topal varken, bir de Guliano neyin nesiydi? Hal böyle olunca da bir kanat hemen hemen hiç kaldı. Valbuena bir oraya bir buraya derken, ortada karar kılarken, oralara birikmiş Akhisar daha bir rahatladı.

Sonra mı? İkinci yarıda son adam olarak Onur vardı Akhisar’da... Ve o Onur, şık bir golle galibiyeti getiren adam oldu. Fenerbahçe mi ne yaptı? 66. dakikada Ozan ve Valbuena oyundan alındılar. Ben olsam Şekip beyin yerinde bunun hesabı Aykut hocadan sorarım... Aslında zahmete gerek de yok. Sonra Jenssen çıktı yerine, ta başından beri oynaması gereken Atıff girdi. Yani Fenerbahçe kulübesi dengesini kaybetmişti bir kere... Allah›tan maçın hakemi vardı da, bu yetersizliğe ilaç olacak.

O halde hakemi gelelim. Skartel›in sarıları yüzde yüz doğru... Dolasıyla da kırmızısı da... Alper kırmızısı mı? Bakınız burası önemli. Ekranda eskiden hakemlik yapmışlar artık tam anlamıyla şaşırmışlar. Efendim neymiş, faulü Fenerbahçe kullanacakmış da, bu nedenle Alper nasıl da kırmızı görürmüş. Yahu beyler; faulü veren hakem, aynı olayın içinde faule maruz kalmışın rakibinin ayağına güm diye basışına ne yapar? Tabii ki kırmızı kartı fora eder. Yani ben sana çalım atarken sen beni düşüreceksin, sonra da ben sana yerde iken veya yere inerken şiddetli bir ayak basma çekeceğim... Hadi oradan siz de!

Büyük hakem ve maç yorumcuları dua edin de, Mustafa’ya basan Soldado da kırmızı görmedi. Hatta Jenssen rakibinin ayağına bastığında ikinci sarıdan atılırdı da... Haaa bundan sonra yedi dakika uzatma oynandı ve Akhisar bu süreyi aklını kaybederek oynamadı ve disiplin içinde kaldı. Ne de olsa rakip Fenerbahçe idi...

Bakınız değerli okurlar; bendeniz geçen sezon ligin bitimine bir hafta kala ASpor’daki programımdan şöyle bir iddiada bulundum ve dedim ki önümüzdeki sezon lig bitmez... Ne derseniz? Çünkü birilerinin Mayıs’ta hayati kongresi var...