Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Bizler, bin yıl İslam’a itikat ve düzen olarak hizmet etmiş bir milletin evlatlarıyız. Mensubu olmaktan şeref duyduğumuz hakkı üstün tutan milletimiz, insanlığın saadeti için kötülükleri örgütleyen zalimler ile mücadele etmiştir. Şimdi bizler, hakkı üstün tutma şuurumuzu yitirdik ve faizci kapitalist düzenin köleleri haline geldik. Asrı- Saadet’ten bu yana ıslah çabalarını ve tevhit mücadelesini sürdüren şuurlu Müslümanların gayretlerine rağmen, iktidar olduklarında faizci kapitalist düzeni yürütmek için Kur’an’ın açıkladığı hidayeti gizleyenler, milletimizin şuurunu materyalist eğitimle ifsat etmişler ve kitleleri yozlaştırmışlardır. Bu yozlaşmanın sonucunda bizler; “İslamsız saadet olmaz” gerçeğini unuttuk ve saadet toplumu olmaktan uzaklaştık. Hâşâ; Allah bize, İslam yolunu göstermekle, Kur’an gibi bir hidayet kitabını göndermekle, her şeyi tanzim eden bir peygamberi önder ve örnek olarak tayin etmekle sanki yanlış yapmış da, bizler bu yanlışı faizci kapitalist düzeni, materyalist eğitimi, Batı ahlakını benimseyerek düzeltiyoruz! Bizler, azgın bir şekilde Allah’ın emir ve yasaklarını çiğnemek için yaratılmadık. Başımıza gelen bütün bela ve musibetlerin gerçek nedeni, Allah ve Resulüne açılmış bir savaş olarak tanımlanan faize ve Batı’nın ahlak düzenine rıza göstermemizdir. Bütün dünya Kovid-19 salgınıyla Allah tarafından ikaz edilirken, niçin biz bu ikazı görmüyor ve Allah’ın yardımına nail olmak için faiz dâhil bütün günahlardan tövbe etmeyi aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz? Bir de Kovid-19 salgınını istismar ederek milletin inancını, ibadet şekillerini değiştiriyor, akrabalık bağlarını kopartıyor, komşuluk ilişkilerini askıya alıyoruz. Bu salgın bahane edilerek bir millet yok ediliyor, aleni olarak İslam ile savaşılıyor. Böyle denilince “tedbir” kelimesinin arkasına sığınılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün telkinleriyle tedbirin adı; maske, sosyal mesafe, “hijyen” kurallarına riayet olmuş… Hijyen denilince akla alkol muhtevalı dezenfektanlar geliyor. Su ve toprağın temizleyiciliği, abdest, gusül abdesti gibi temizlik yolları sanki yok sayılıyor. Haram olan şeyler ile tedavi ve korunma olmaz. Gerçek tedbir, İslam’ı itikat ve düzen olarak yaşamaktır. Biz; Çin aşısı ile değil, İslam aşısıyla bela ve musibetlerin her çeşidinden kendimizi koruyabiliriz. Ahzab 70-71: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. Ki Allah işlerinizi düzeltip, geliştirip yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, Kur’an’a ve sünnete tabi olursa bu onun için büyük bir başarı ve kazanç olur.”
GAFLET
Gaflet, Allah’ı unutmak ve bildirdiği hükümleri umursamamak ve gazabından emin olmaktır.
Hz. Âdem ile Havva’nın kurduğu ilk aile ile başlayan toplumsal hayat; şeytani olanla ilahi olan arasında geçen mücadele ile şekillenir. Tevhit ile şirk arasında süregelen hak-batıl mücadelesi, Allah’a verilen sözü unutarak bozgunculuk yapanlarla, verilen söze sadık kalanlar arasında süregelen bir imtihandır. Tevhit ile şirkin, hak ile batılın, maruf ile münkerin, Milli Görüş ile Siyonizm arasındaki mücadele kıyamet vaktine kadar devam edecektir. İslam nimetine nankörlük edenler, acizliklerini unutarak büyüklük taslayıp yeryüzünde bozgunculuk yapanlar, kötülükleri yaygınlaştıranlar, tarih boyunca hep rezil ve zelil olmuşlardır. İslam nimetine şükredenler, yeryüzünü ıslah ve imar edenler, iyilikleri ve adaleti yaygınlaştıranlar, tarih boyunca hep mutlu ve aziz olmuşlardır. Bu gerçeği unutmak da büyük bir gaflettir. Bilinmelidir ki şuurlu müminlerin inkârcılara ve münafıklara karşı verdiği savaş, yalnız insanlar için değil bütün varlıklar için bir rahmettir. Yeryüzünü ifsat eden inkârcılar ve münafıklar, tek bir millettir. Bunlara karşı Müslümanların, tek bir ümmet olması inancın gereğidir. Ümmet; insanları hayra çağıran, iyilik olan adil düzeni teklif ve telkin eden, kötülük olan materyalizmi ve faizci kapitalist düzeni men eden, fesada koşanları engelleyen ve Allah’a güvenen bir topluluk olmaktır. Günümüzde fitne ve fesadın iktidarı, bütün kurumları ve kurallarıyla ayaktadır. Müslümanlar ise fitne ve fesadın iktidarına rıza göstermenin, faizci kapitalizmin yerine adil bir düzenin kurulması için emredilen cihadı terk etmenin zilletini yaşamaktadırlar. Bu da bir gaflet halidir. Müslüman toplumların zillet içinde bulunmaları, faizci kapitalist düzenin alternatifi olmayan bir düzen olduğuna inanmaları yüzündendir. Hâlbuki alternatifi olmayan tek düzen, Adil Düzen’dir.
GÜNCEL YANILGI
Güncel yanılgı; İslam’ın faizci kapitalist düzen ile bağdaşabileceğine ve faizci düzeni yürüterek de İslam’a hizmet edilebileceğine olan itikattır. Bu yanlış bir itikattır. Al-i İmran 85: “Her kim, Allah’ın hükmüne kayıtsız şartsız boyun eğerek mükemmel bir hayat nizamı olan İslâm’dan başka bir din ve düzen ararsa, iyi bilmelidir ki, böyle bir din ve düzen arayışı kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette de kesinlikle hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” Kendilerini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan kadroların faizci kapitalizmi yürüten iktidarını İslam’a hizmet etmenin iktidarı olarak görmek tipik bir güncel yanılgı olayıdır. Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmak, faizci kapitalist düzeni yürütmek, materyalist eğitimi benimsemek, Batı’nın ahlak düzenini hayata ikame etmek tercihinin, İslam’a hizmet olarak algılanması, sadece bir hidayet kararması olayıdır ve büyük bir nasipsizliktir. Milletimiz; bu güncel yanılgının şerrinden ve fesadından sadece Milli Görüş ile kurtulabilir. Milli Görüş; muhafazakâr veya sosyal demokrat olsun herkesin saadetini isteyen tek kurtuluş hareketidir. Kadın ve nesiller ancak Milli Görüş ile korunacağı gibi, toprak ve tohum da sadece Milli Görüş ile korunabilir. Saadet kadroları Milli Görüş’ün, “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” hedefini gerçekleştirmek için mücadele ediyor. Bunu görebilmek kurtuluştur. Selam hidayete tabi olanlara…