Dualarımda tanıştığım bir kadındır Fahire Kara… Onunla yüz yüze hiç gelmedim, hiç karşılaşmadım ama çileli hikâyesi ile o kadar yakınlık kurdum ki, vicdanımın bir yanında ona özel bir yer ayırdım. Fahire’nin ayaklarına ve yüreğine vurulan esaret zincirlerini kırarken buldum çoğu zaman kendimi. Acının, hüznün, ayrılığın, şiddetin en ağırıyla tanışmış bir kadındı o ve dünyaya sadece hayalleri ile açılabiliyor, hayallerinde sarılıyordu çocuklarına… Onu benimle tanıştıran da zaten bu dram kokan hikâyesiydi.
1990 tarihinde hac ibadeti için eşi ile birlikte yola çıktığında içi içine sığmıyordu Fahire’nin. Resulullahın ayak bastığı topraklara ulaştığında bütün ihtiraslarını, beklentilerini, öfke ve kırgınlıklarını toprağa bırakıp hayatına yeni bir sayfa açmıştı. Haccın vecibelerini yerine getirirken kalbi heyecanla çarpıyor ve aldığı her nefeste duru bir sabaha açılıyordu. Fakat manevi duygularla dolduğu bir anda El Musaysem Tüneli’nde beklenmedik bir izdiham yaşandı ve tünel kazasında 1426 hacı hayatını kaybetti. Fahire bu vahim kazada yaralandı ve baygınlık geçirdi.

Eşi hastanede gözünü açtığında Fahire’yi göremedi iki gün süren tedavinin ardından eşini sokak sokak aradı, sordu ancak ona Fahire’nin izdiham sırasında ezilerek ölen ve kimliği belirlenemeyen hacılar arasında olabileceği söylenince çaresiz bir vaziyette Türkiye’ye döndü.

Fahire izdiham sırasında ne olduğunu anlamaya çalışırken baygınlık geçirmiş ve bir haydut tarafından kaçırılmıştı. Gözlerini açtığında yaralıydı ve başında bir adam beklemekteydi, yataktan kalkmak istedi ama başındaki kişi izin vermedi, pasaportunu kimliğini yaktı. Yabancı bir diyarda bir cellâtla yan yanaydı ve ne dil biliyor ne de mekânı tanıyordu. Fahire kaçırıldığını fark etti ve cellâdının gözlerine baktı sonra kurtulabilmek için çare aradı. Ama denediği bütün yollar kendisini kaçıran haydut tarafından tıkandı ve yedi yıl güneş ışığından mahrum bir şekilde kapalı bir mahzende tutuldu. Dram kokan günlerinin nasıl geçtiğinden kimsenin haberi yoktu. Burada üç çocuk dünyaya getirdi. Kendisini kaçıran cani artık çocuklarını bırakıp gidemez diye düşünüp onu Medine’de süs eşyaları satmasına izin verdi ve bir kadının hayatı bir kaza ile zindana dönüştü.

Sanki üzerine koskoca bir dağ yıkılmıştı Fahire’nin artık buradan çıkma şansı yoktu. Ne duadan vazgeçti ne de umudunu kaybetti hacca gelen insanlara incik boncuk satarak burada dünyaya getirdiği çocuklarının rızkını kazanmaya çalıştı. Zincire vurulmuş bir esir gibiydi nereye gidecek, ne yapabilecekti? Cellâdı aynı zamanda üç çocuğunun babasıydı ve Fahire ağır bir yükün altında eziliyordu. Türkiye’den gelen hacılarla konuşarak yardım istemeye, geride bıraktığı çocuklarına bilgi ulaştırmaya çalıştı ancak her seferinde engellendi.

Aradan otuz yıl geçmişti… Nihayet yardım istediği kişilerden biri ailesine ulaşarak Fahire’nin yaşadığını haber verdi, aile yayın kuruluşlarını, resmi makamları devreye sokarak ona ulaşmaya çalıştılar. Fakat ne ilginçtir ki Fahire bu olayın ardından satış yaptığı yere uğramaz olmuştu. Rivayete göre burada dünyaya getirdiği oğlu resmi bir kurumda güvenlik görevlisiydi ve olayın iç yüzü anlaşıldığında onu kaçıran haydut idam edilebilirdi oğul buna rıza göstermediği için Fahire’yi gizli tutuyordu. Fahire korkuyor ve özlemlerini ve acılarını içine gömüyordu.

Anlayacağınız Fahire’nin hayalleri özgürlüğün doruklarındaydı ancak ruhu ancak ebedi göçü ile özgürleşebilecekti. Ölümlerin en ağırını hak eden cani ise her zerresi gül kokan topraklarda zehrini saçmaya devam edecekti.

Başta da dediğim gibi Fahire ile dualarımda tanıştım ve hayallerimde hemen her gün uçurdum onu özgürlüğün doruklarına. Ayaklarına vurulan zincirleri hayallerimde kırdım ve göklerin maviliklerine doğru yol aldığını izlerken göğsümün serinlediği, üzerimdeki yükün hafiflediğini hissettim. Sesini hiç kimseye duyuramayan Fahire’ye hayallerimde taktığım kanatların şahlanışını seyrederken dünyaya onun gözleri ile baktım.

Fahire aramızdan biri… Fahire özgürlük şarkılarına hasret kalmış çilekeş bir kadın… Fahire dualarımda tanıştığım anne… Ve Fahire hâlâ esaret altında yaşıyor…