Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum ile Sosyal Güvenlik Kanun tasarısı etrafında sürdürülen tartışmalarda birbirinin zıddı görüşler dile getiriliyor. Birinin ak dediğine diğeri kara, birinin söylediğine bir başkası yalan diyor. Peki işin doğrusu nedir Söz gelimi toplumun dünkü bir gazetenin birinci sayfadan ekonomi ile ilgili attığı,"Kemer sıkma devri bitti" şeklindeki başlığa mı yoksa Sosyal Güvenlik Yasa tasarısı ile ilgili olarak bir diğer gazetenin, "Emekli aylığında alt sınır 532 YTL den 213 e düşecek" şeklindeki başlığına mı inanması gerekiyor
Eğer yeni Sosyal Güvenlik Yasa tasarısı ile ilgili değerlendirme doğru ise bir gazetenin ekonomiden sorumlu bakanlara dayanarak verdiği "Kemer sıkma devri bitti" şeklindeki haber yanlıştır.
Yeni yasa tasarısına sendikaların getirdiği eleştiri doğru ise Hükümet üyeleri yalan konuşuyor, yok eğer Hükümet üyelerinin söylediği doğru ise sendikalar yalan söylüyor demektir. Peki, bir konuda ülkedeki taraflar böylesine farklı değerlendirme yapabilir mi Eğer yapılıyorsa toplum hangi tarafın söylediğine inanacak
Elbette başta Başbakan olmak üzere Hükümet ten gelen açıklamalara inanmak gerekir. Daha doğrusu Hükümet in toplumu doğru bilgilerle bilgilendirmesi icap eder. Başbakan yeni Sosyal Güvenlik Yasa tasarısı ile kazanılmış hakların korunacağını, kesinlikle şu anda alınan emekli aylıklarının düşmeyeceğini, bunun aksini söyleyenlerin yalan söylediğini belirtiyor. Elbette yasal düzenlemeler ile kazanılmış hakların geri alınması mümkün değildir. Alınsa bile yargı bunu bozar.
Meseleye bu açıdan baktığımızda eğer ekonomiden sorumlu bakanların açıklamalarına bakarak artık kemer sıkma döneminin sona erdiğine inanmak istesek inanabilir miyiz İnanabilmemiz için artık kemer sıkma döneminin sona erdiğini gösteren bir düzenlemenin gündeme gelmesi gerekmez mi Söz gelimi emekli aylığında alt sınır olan 532 YTL nin yükseltilmesini beklemek gerekmez mi Böyle bir beklentinin içine girmek için hiçbir gelişme söz konusu değil. Buna karşılık emekli aylığında alt sınırın yeni yasa tasarısına yerleştirilen bazı cümlelerle düşürülmesinin gündeme gelmesi karşısında insanın şaşırmaması mümkün olmuyor.
Diyelim ki yeni yasa tasarısı mevcut durumdan geriye gidişe meydan vermiyor. Ama iyileştirme de söz konusu değil. Emekliler yine sefilleri oynamaya devam edecek. Hatta, gelecek yıllarda bu günlerini de arayacak duruma düşecekler. Böyle bir noktada fert başına düşen milli gelirin yükseldiği, daha fazla zenginleştiğimiz, borç stokumuzun milli gelire oranının azaldığı gibi iddia ve söylemlerin bir anlamı olabilir mi Bir başka ifade ile rakamlarla halkın kandırılması anlamına gelmez mi
Lafı uzatmanın anlamı yok. Sosyal Güvelik Yasa tasarısı ile sosyal güvenlik kurumlarının içinde bulunduğu sıkıntıya çözüm bulmaya çalışılıyor, bunun için emeklilik yaşı yükseltiliyor, pirim ödeme gün sayısı artırılıyor olabilir. Ama tüm bunlara karşılık mevcut emekliler ile ileride emekli olacaklar yine de insanca yaşama hakkına kavuşamıyor, buna dair bir ışık görünmüyorsa bu memleketin emeklileri kendilerini ikinci hatta üçüncü sınıf vatandaş konumundan nasıl kurtaracaklar
Artık iktidar kendilerini sadece ister devlet ister özel sektör olsun işverenlerin Hükümeti olarak görmekten vazgeçip, toplumun esas gövdesini oluşturan dar ve sabit gelirlilerin problemlerine çözüm bulmak durumundadırlar. Sadece işverenleri rahatlamak için çalışan kesimlerden keserek çalışanlara hayatı çekilmez hale getirmek hiçbir derde çözüm olmaz. Artık biraz da işverenlerden fedakarlık isteyerek çalışan kesimin rahatlatılması gerekiyor.
Meseleyi sadece yeni Sosyal Güvenlik Yasa tasarı etrafında düğümlemekten vazgeçerek sosyal içerikli yeni politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. İşveren ve rantiyeciler için zaten hiçbir zaman kemer sıkmak söz konusu olmadı. Ama, çalışan kesimlerin hayat şatlarının giderek zorlaştığını bu ülkeyi yönetenler artık görmek durumundadır.