Seçim öncesinde iktidar ile kıyasıya bir mücadele içine giren cemaat mensupları “Oylarınızı hangi partiye verdiniz ” sorusuna cevap verirken “Hangi parti güçlüyse oyumuzu ona verdik” diyorlar!

Ortada seçim heyecanı da kalmadığına göre şimdi rahatça “Doğru tercih bu mu olmalıydı ” sorusunu tartışmaya açabiliriz!

Önce şu sorunun cevabını arayalım:

Müslüman “güçlüden yana” mı olmalıdır yoksa “haklıdan yana” mı

“Bu vilayette Sosyal Demokratlar güçlü” diye Sosyal Demokratların peşine takılmak ya da “Falan vilayetimizde milliyetçiler güçlü” diye Milliyetçilerin peşine takılmak Müslüman’a yakışır mı

Müslüman’ın “kendine has bir görüşü” yok mudur da böyle önüne gelenin peşine takılmaya kalkışır

Ve nasıl peşine takıldığı kişilerde “hak ve hakikate bağlılık” şartı arayacağına “güçlü olup olmadığına” bakar!

Doğru tercihin bu olup olmadığı elbette tartışılmalıdır!

Ancak şu gerçeği de hemen ifade etmeliyiz ki cemaat mensupları yıllardır bu politikayı izlemektedirler!

Kim güçlüyse ona yanaşmakta ve onlarla “iyi geçinerek” ileriye dönük hesaplarını işletmektedirler!

Mevcut iktidar ile kapışıncaya kadar da bu politikayı izlemey devam ettiler!

Aralarında ne olup-bitti de böyle birbirlerine düştüler şimdilik bilemiyoruz!

Şunu görüyoruz ki yıllardır birbirlerine karşı epey bilenmişler!

Hep birbirlerinin “yüzlerine gülmüşler” ama yüze sahte gülmelerin yanı sırada birbirlerinin “kuyusunu” kazmışlar!

Seslerini kaydetmişler!

Görüntülerini çekmişler!

Ses kayıtlarını çözmüş, tapeler hazırlamışlar!

Bütün bunlar neyin sonucu ortaya çıkmıştır, biliyor musunuz

Bütün bunlar hak ve hakikati destekleme yerine güçlünün yanında yer alma sonucu ortaya çıkmıştır!

Müslüman’a yakışan tavır şüphesiz hak ve hakikatin yanında yer almaktır!

Güçlülerin yanında yer almak, sırf güçlüler diye hak ve hakikat düşmanlarının yanında saf tutmak Müslüman’a yakışan bir tavır olabilir mi Pek tabii bu bizim değerlendirmemiz!

Başka türlü değerlendirmelerde bulunanlarda elbette olabilir!

Seçimlerde güçlünün yanında yer almayı tercih ettiklerini ifade edenler dış politikada da aynı mantıkla hareket etmiyorlar mı

Mavi Marmara olayında da benzer bir politika izlemediler mi

Mavi Marmara ile yola çıkanları suçlayıp onları öldürenleri masum ve mağdur göstermeye çalışmadılar mı

Yaşadıklarımıza bakıp “Doğru tercih bu mu ” ya da “Doğru tercih bu mu olmalıydı ” sorusunu bir kez daha kendi kendinize sorun!

“Güçlünün yanında yer alma” doğru tercih olabilir mi