Caber Kalesi ve Süleyman Şah Türbesi
Bugünlerde Türkiye ile Güney sınırındaki kan ve gözyaşı deryası haline getirilen komşusu Suriye arasında gerginliğe sebebiyet veren ve hatta belki de savaş sebebi olacak olan Caber Kalesi, Suriye toprakları içerisinde olmasına rağmen neden Türkiye burayı kendi toprağı saymakta ve oraya düzenli olarak askeri birlikler göndermektedir Bu soruların cevabını vermek için hadiseye tarihi bağlamda bakmak ve işin tarihi köküne inmek gerekmektedir.
13. ve 14. yüzyıllar boyu Asya ve Ön Asya topraklarında terör estiren Moğolların Anadolu’ya vahşi bir biçimde ilerlemesi bölgede bulunan bütün Türkmen aşiretleri gibi Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Kayı Aşireti de Ahlât’tan Erzurum-Erzincan taraflarına yönelmişlerdir. Fakat bir süre burada kaldıktan sonra türlü sebeplerden ötürü eski vatanlarına geri dönmek niyetiyle Halep’e kadar inmişler ve bir süre Suriye’de kalmışlardır.
Osmanlı kaynaklarının belirttiği bu coğrafi güzergâh, 13. yüzyıl Selçuklu tarihçisi olan İbn Bibi’nin uzun uzadıya naklettiği tarihinde de zikredilir.1 Osmanlı toplumunun bu tür bir maceraya sürüklenmesi noktasında ise kronik tarihçiler tarafından ilk zikredilen isim bugün türbesinin bulunduğu Suriye ile Türkiye’yi savaşın eşiğine getiren Süleyman Şah’tır. Ancak bu tarihleri konu alan Âşık Paşazade, Oruç Gazi ya da Hoca Saadettin gibi kronik kaynakları incelediğimizde bu bilginin çok da doğru olmadığı kaynaklara sonradan eklenen bilgiler olduğu anlaşılmaktadır.”2 3 4
Osmanlı tarihçileri Süleyman Şah’tan ziyade ata kriteri olarak daha çok Gündüz ve Kaya Bey’leri saymaktadır.5 Kayıların Anadolu’ya geldikten sonra ne suretle dağıldıkları hakkında değişik rivayetler mevcuttur. Fakat en meşhur olana göre ise Kayı Aşireti’nin reisi olan Süleyman Şah, Caber Kalesi civarında Fırat’ı geçerken nehre düşmüş ve boğularak ölmüştür.6 İşte tam olarak burada yani Suriye Halep’te bir kısım Kayı Aşireti mensubu bu yüzden yerleşmiş ve bugüne Suriye’deki Türkmen azınlık olarak gelmiştir. Süleyman Şah Türbesi ve bulunduğu alan Suriye’nin Halep ilinin Karakozak köyü sınırları içerisinde bulunan ve Türkiye’nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak parçasıdır. Türbede, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk padişahı Osman Gazi’nin dedesi ve Ertuğrul Gazi’nin babası olan Süleyman Şah’ın naaşı bulunmaktadır.
Osmanlı tarafından ata olarak kabul edilen Süleyman Şah, yeni yurtlar aramak amacıyla idare ettiği Kayı Boyu ile birlikte Fırat kıyısına gelmiş ve Kayı Boyu’ndan iki asker ile Caber’e gitmek için Fırat Nehri’nden geçerken boğularak hayatını kaybetmiştir. Süleyman Şah, ölümünden sonra beraberindeki iki adamı ile Caber Kalesi’nin eteklerindeki bir kümbete gömülmüştür. Türbe ve Caber Kalesi, Osmanlı Devleti yıkılınca Fransız Suriye Mandası sınırları içerisinde kalmıştır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin Sakarya Savaşı’ndan sonra 1921 senesinde Fransa ile yaptığı Ankara Antlaşması ve Lozan Antlaşması’na göre kale ve türbe Türkiye’nin toprağı sayılmıştır. Akabinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dayanağı ve felsefesi olan 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Konferansı’nda da Fransa ile Türkiye arasında yapılan Ankara Antlaşması gereği Hatay ve Suriye Fransız toprağı kabul edilmiş ancak içindeki Süleyman Şah’ın mezarı ve Caber Kalesi Ankara, Yozgat, Aydın kadar Türkiye Cumhuriyeti toprağı sayılmıştır. Tarihler 1938’i gösterdiğinde türbe yanına Jandarma Karakolu inşa edilmiş ve tamamen sahiplenilmiştir. Toprağın ve türbenin korumasını ise bugüne kadar hâlâ Türk askeri yapmaktadır.
Gelgelelim 1973 yılında Suriye Hükümeti kalenin ve türbenin bulunduğu yere yani Fırat Nehri yakınlarına Süleyman Şah’ın boğulmasına sebebiyet veren Fırat Nehri’nin sularını biriktirecek olan Tabka Barajı’nın yapımının bitirileceğini ve türbenin Esed Baraj Gölü’nün suları altında kalacağını bildirmiştir. Bu yüzden türbe ve karakol Halep iline bağlı Karakozak köyündeki 10.096 m²’lik yeni yerine taşınmıştır. Yani bugün türbe ne yazık ki, asıl olması gerektiği yerde değil Suriye Hükümeti tarafından belirlenmiş yerdedir.
Türbe, yüksek duvarlar ve tipik Türk stili ile çevrilidir. Kaledeki eski türbe ise, 1144 yılında Halep Emiri Zengi Atabek tarafından başlatıldı ve oğlu Nureddin tarafından tamamlandı. Selahaddin Eyyubi, türbeyi koruma altına aldı. 1260 yılında Moğollar tarafından yıkıldı. Daha sonra kaledeki türbe, 1510’lu yıllara kadar bakım görmedi. Yavuz Sultan Selim, bölgeyi fethettikten sonra tekrar düzenlenip restorasyon yaptırdı. Suriye’nin 1973’teki baraj inşaatının yükselen suları bölgeyi tehdit edince, Suriye ve Türkiye ortak çalışması ile türbe Halep’in Karakozak köyü yakınına taşınmıştır. 2003 yılında Teşrin Barajı’nın inşası ile birlikte yükselen su seviyesinin yeniden türbeyi tehdit etmesi üzerine türbe ve karakol alanı etrafına suya karşı destek dolgular inşa edilmiştir. Günümüzde türbe Caber Kalesi’nde değil Halep’in Karakozak köyü yakınındaki yerindedir.7
Mezarın bulunduğu bölge, I. Dünya Savaşı sonrasında Suriye Osmanlı Devleti’nden ayrılınca, Fransız Suriye Mandası sınırları içerisinde kalmıştır. Ancak Ankara Anlaşması ve Lozan Antlaşması’na göre Türkiye’nin toprağı sayılmıştır. Günümüzde Caber Kalesi’nde Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın mezarının yanında bulunan türbesinde Türk askeri nöbet tutmaktadır.
Süleyman Şah kimdir
Ertuğrul Gazi’nin babası, Osman Gazi’nin dedesidir. Oğuzların Kayı Boyu’ndandır. Doğum yeri ve tarihi hakkında kesin bilgiler yoktur. Süleyman Şah veya Süleyman Şah Kaya Alpoğlu (1178 - 1227, Fırat), Kaya Alp’in (Kutalmış) oğlu, Ertuğrul Gazi’nin babası, Osman Gazi’nin dedesidir. Oğuzların Kayı Boyu’ndandır. Doğum yeri ve tarihi hakkında kesin bilgiler yoktur. 12. yüzyılın sonlarında doğduğu ve Kayı Boyu’nun reisi olduğu bilinir. Moğol Hükümdarı Cengiz Han’ın Orta Asya’daki istilâsı üzerine, 13. yüzyılda Türkistan’dan Batı’ya doğru göç etmeye karar vermiştir. Türkistan’dan 50.000 kişiyle Kuzey Kafkasya üzerinden Doğu Anadolu’ya gelerek, 1214’te Erzincan ve Ahlât taraflarına yerleşti. Aynı boya mensup bazı aşiretler de Diyarbakır, Mardin ve Urfa’ya yerleştiler. Dikkat edilmesi gereken bir husus, Süleyman Şah’ın, Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah ile karıştırılmaması gerekliliğidir.
Türbedeki Türk Karakolu
Türbenin muhafazasını sağlamakla görevli olan Jandarma İhtiram Kıtası’nın ikameti için 30 Mayıs 1938 tarihinde modern bir karakol yaptırıldı. 1939 yılında da eski türbe tamiri imkânsız hâle geldiği için tarihî önem ve özelliğine uygun olarak karakolun yanında yeni bir türbe inşa ettirildi ve mezar buraya nakledildi. Türkiye ile Suriye heyetleri arasında 1956 yılında Halep’te yapılan üst seviyede bir toplantıda düzenlenen tutanağın 13 ve 14’ncü maddelerinde türbe için gönderilecek ihtiram kıtasının her ayın 7’sinde değiştirilmesi kabul edilmiştir. İşte bu yüzden günümüzde her ayın 7 ve 20’sinde karakolun ikmali sağlanmakta ve personel değişimi yapılmaktadır. Bu türbeyi korumakla görevli birlik ise Türkiye Cumhuriyeti 20. Zırhlı Tugayı 3. Hudut Alay Komutanlığı 4. Hudut Taburu’na bağlı bir manga askerdir.8
Komşu iki ülkeyi bu denli karşı karşıya getiren kale ve türbe ne yazık ki bugün bizim tarafımızdan tam olarak tanınmıyor ve neden bize ait olduğu bilinmiyor. Bu durum Türkiye’de yaşayan bizlerin tarih bilgisi hanesine eksi bir puan olarak yazılmasına yeter de artar bile… Hâlbuki Süleyman Şah Türbesi ve Caber Kalesi 24 Temmuz 1923’te imzalanan ve 11 Ağustos 1923’te TBMM’de kabul edilen Lozan Barış Antlaşması gereği İstanbul’dur, Konya’dır, Van’dır, Trabzon’dur. Velhasıl tüm Türkiye’nin tabii bir parçasıdır ve bu parçanın Suriye ya da herhangi bir üçüncü devlet tarafından işgali Edirne’nin, Antalya’nın ya da Isparta’nın işgali gibi vahim bir durum ve anında tepki gösterilmesi gereken bir İŞGAL durumudur…
Muhabbetle...
Kaynaklar:
1) İbni Bibi, Selçukname, Kitabevi yayınları, 45-49
2) Aşıkpaşazade, Tevarih-i Âli Osman, Türk Tarih Kurumu, 18
3) Tacüt-Tevarih Hoca Saadettn Kültür Bakanlığı, 25
4) Oruçbeğ tarihi, Tercüman Gazetesi, 22
5) Ahmedi TArihi, Türk Tarih Kurumu, 35
6) Prof Dr. Ahmet Şimşirgil, Kayı, Şems Yayınları, 18
7) Vikipedi, Süleyman Şah Maddesi
8) http://www.osmanli.org.tr/haberler-11-173.html