2600 YILLIK PLANIN HEDEFİNDEYİZ
Son otuz beş yılda etrafımızda cereyan eden hâdiselere bakınız: Birinci Körfez Savaşı, İkinci Körfez Savaşı, Irak’ın işgali, Afganistan’ın işgali, Suriye iç savaşı, Libya iç savaşı, Yemen iç savaşı, ülkemize yönelik terör saldırıları, terör örgütlerine binlerce TIR silah, cephane ve mühimmat verilmesi… Bütün bunlar Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) sahneye konulan yönüydü. BOP’a, BİP de diyebiliriz. Yani “Büyük İsrail Projesi.” Bu proje öyle 30-40 yıllık değildir, yaklaşık 2600 yıllık bir projedir. Tarihteki büyük hâdiseler hep bu proje ile iltisaklıdır: Madem yakın tarihten başladık, öyle gidelim: İkinci Dünya Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, Balkan Savaşı, Osmanlı Devleti’ndeki sosyal gelişmeler (Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı, 1. Meşrutiyet, II. Meşrutiyet) 93 Harbi, Fransız Devrimi ve daha öncelerde mühim tarihî hadiseler… Hepsi işte bu 2600 yıllık planın tarih sahnesindeki yansımalarıydı. “Bu müthiş bir plan!” diyebilirsiniz. Eee karşınızda Beni İsrail var. Kur’an-ı Azimüşşan’ın yüzlerce âyetle anlattığı bir kavim. Onları yakından tanıyınca, bütün bu hâdiseleri kotarmanın onlar için “çocuk oyuncağı” olduğunu anlayacaksınız.
İşte karşınızda Beni İsrail… Yani İsrailoğulları… Yani Yahudiler. Kökenleri peygamberlere ve peygamber evlatlarına dayanmakta. Hazret-i İbrahim’in (A.S.) oğlu Hz. İshak (A.S.), onun oğlu Hz. Yakup (A.S.), onun 12 oğlu (Hz. Yusuf da (A.S.) o 12 kardeşten biri)… İşte Beni İsrail, bu 12 kardeşten çoğalıp geliyor. İlk başlarda Mısır’da refah içerisinde yaşıyorlar. Sonra gelen firavun, Beni İsrail’i köleleştiriyor. Hz. Musa (A.S.) o kavme mensup. Hem onları tevhid inancına davet ediyor, hem de kölelikten kurtarmak için çırpınıyor. Macera uzun. Beni İsrail, Hz. Musa ve Hz. Harun Aleyhimüsselam’a yapmadıklarını koymuyor. Daha sonraki tarihlerinde 35 bin peygamberi şehit ediyorlar. Hz. Zekeriya (A.S.) ile Hz. Yahya’yı şehit ettikten sonra, Hz. İsa’yı (A.S.) öldürmek için harekete geçiyorlar. Kur’an-ı Azimüşşan, onlara “peygamber katilleri” diyor. Bu son derece hilebaz, nankör ve şeytandan da tehlikeli kavim en büyük darbeyi Buhtunnasır’dan (Bâbil Kralı Nabukadnezar) alıyor. Buhtunnasır M.Ö. 586’da Kudüs’ü alıyor, bu şehri yakıp yıkıyor. Süleyman Mabedini de yıkıyor. Binlerce Yahudi’yi kılıçtan geçiriyor. Geri kalanlarını da esir alıp götürüyor. Kudüs’te bir tek Yahudi’yi bile bırakmıyor ve onların Kudüs’e ayak basmasını yasaklıyor. Yahudiler işte o tarihten sonra dünyanın dört bir tarafına dağılıyorlar. Ancak birbirleriyle irtibatı hiç koparmıyorlar. Bir komite kuruyorlar ve plan yapıyorlar. Hedef, ilk başta Kudüs, sonra Nil’den Fırat’a kadar büyük Ortadoğu, sonra bütün dünya hâkimiyetidir. Size hayal gibi geliyor değil mi? Ancak onlar bu hayallerine son derece bağlılar ve bu hayalin peşinde gidiyorlar. Bütün dünya devletlerinin kılcal damarlarına sızıyorlar ve sızdıkları devletleri ele geçirmek için çalışıyorlar. Ne mi yapıyorlar? Osmanlı Devleti’ne yaptıklarına bakalım, yeter:
Tarih 1492. Osmanlı tahtında Fatih Sultan Mehmed’in oğlu II. Bayezid oturmakta. O sıralarda bugünün İspanya’sında dehşetli katliâmlar olmakta. Endülüs Emevi Devleti son demlerini yaşamakta. Yüz binlerce Müslüman ateşe atılmakta, hunharca katledilmekte. Müslümanlar Osmanlı Devleti’nden yardım istiyor, yardım ulaşmıyor. Müslümanların nefesi tamamen kesildikten sonra sıra Yahudilere geliyor. Haçlılar Yahudileri katletmeye başlıyor. Bu defa onlar Osmanlı Devleti’nden yardım istiyor. Bayezid, Kemal Reis komutasında bir donanma gönderiyor ve 150 bin Yahudi’yi kurtarıp getirtiyor. İspanyollar Yahudilerin mücevher ve değerli eşya almasına izin vermemişti. Yani bunlar, elbiseleriyle geliyorlar. Osmanlı Devleti bu Yahudileri; İstanbul, Edirne, Selanik, İzmir, Manisa, Bursa, Gelibolu, Amasya, Patros, Korfu, Larissa, Manastır gibi devletin bayındır yerlerine yerleştiriyor ve bunlara çok geniş araziler ve sanat erbâbına sermaye veriyor. Bunlara, İbranice, İspanya anlamına gelen “Sefarad Yahudileri” deniliyor. Osmanlı bünyesindeki bu Yahudiler de dünyanın diğer bölgelerindeki Yahudiler gibi teşkilatlanıyor. Orduya, hariciyeye, diğer devlet teşkilatlarına sızıyorlar. Selanik’teki komiteleri; İttihat ve Terakki’nin, Hareket Ordusu’nun kurulmasında önayak oldu. Neticede Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinde, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında ve sonraki gelişmelerde hep bu komitenin parmağı vardır. Hedef, Kudüs’e ve sonradan adına İsrail denilen sun’i devletin kurulacağı topraklara giden yoldaki en büyük engel olan Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldırmaktır.