Din başlı başına bir disiplindir. İçine dahil olanları eğitir bir nizama sokar. Hayatı düzenler. Günü beş ayrı vakte ayırır. Bu vakitlere göre insan kendisini programlar. Nefsi ruhu düşünce ve fikirleri şekillendirir. Dine uzak olanların ruhu bir sonbahar yaprağına benzer oradan oraya savrulur nereye varacaklarını bilemezler. Oysa din başlangıcı ve sonu da açıklar.

Kişinin benliğini saygı kriterini yani insanlığını din oluşturur. Hitabı üslubu düzgünleştirir. Dili terbiye eder. Büyüklere büyük oldukları için itibar edilmesini sağlar. Kendi yurdunu bulmuş ruh gideceği yönü duracağı yeri söylenecek sözü iyi tartar ölçer seçer. Kalp kırmadan çözümler getirir.

Din en ziyade kalbe önem verir. İnsanın aklı kalbindedir. Kimi seversen en ziyade onu düşünürsün çünkü kalptedir o ve düşündüren akıl. Gönül ehli insanların yekdiğerini tanımadan sevme sebebi de budur.

Din kadına değer verir onu üstün tutar. Cahiliyede kısıtlanan ne kadar kölelik hali varsa din ile giderilmiştir. O dönemde 80-90 eşi olan kavimlere din azalta azalta en fazla 4 demiştir hayırlısı ise tek. Bunu şarapta da görürüz. Gecede 40-50 varil şarap içen kavme önce sarhoşken namaza yaklaşma demiştir din. Sonra azaltmış azaltmış ve tamamen yasaklamıştır. Bunlar bir terbiye sürecidir. İnsanların bedensel ve ruhsal durumlarını din bir hekim gibi sürece koymuş ve terbiye etmiştir. Bizim için en sağlıklısını da hüküm olarak belirtir. Bebeklikten bu yana o hükümleri uygulayabiliriz zira yeni doğmuşuz ve önceden gelen bir bağımlılığımız alışkanlığımız hastalığımız yok. Her şeye sıfırdan başlıyoruz ve bu vücut bu ruh bu kalp bize emanet. Onlara iyi bakmak onları sağlam ve temiz tutmak elimizde. İrade ile bunları sağlayabiliyoruz. Kendimizi bir at gibi dizginlemeyi öğreniyoruz.

Dinin en büyük çağrısı ve vurgusu gençlere. Namaz kılan gence aşığım diyen sahabenin mensup olduğu bir dinimiz var. Gençlik yıllarının güzel geçmesi din ile iç içe geçebilmekle mümkün. Kalbi namaz korur bedeni ve nefsi arzuları oruç. Bizim gençlik dönemimiz ve hâlâ da yirmili yaşlarda olduğumuza göre yaşlı da sayılmayız, din sayesinde yarasız beresiz geçmiştir. İnsan gençlik yaralarını hiç unutamıyor.

Gençliğinde kazandığın alışkanlıklar gelecekteki yaşamını belirler. Senin karakterin üslubun tavrın kazanım ve kayıpların tam da bu mühim çağda gençlik çağında çizilir yoğrulur maya tutar. Yaşlı bir ağacı bükmen mümkün müdür? Tutar eğersin kırılır. Fakat gencecik bir filizi eğsen kolayca eğrilir sonra doğrulur. Gençliğimizi güzel yoğuralım ki ihtiyarlayınca vah demeyelim. Buranın imtihan olduğunu zihnimize çivilersek çoğu şeyin aslında bir hiç olduğunu görebiliriz. İşte o vakit aldatmak bu kadar kolay olmaz evlilikler sağlam olur boşanma oranı azalır insanlar topluluk halinde saygı ile yaşayabilmeyi öğrenir.

Dünyanın bir ucundan gelen Müslüman Hint aktör Aamir Khan maraş dondurmacısı ile yaşadığı anın videosunu şu yorumla paylaştı: Sabar ka phall meetha. Hintçe olan bu sözün anlamı “sabrın meyvesi tatlıdır.” Ayetle yazıyı bitirelim:

İnsan muhakkak ki ziyandadır, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.