Bismillâhirrahmanirrahîm;

BÜYÜK tahribatı olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 24 yıl geçerken; 6 Şubat depremi hâlâ tazeliğini koruyor. Biri yılın en sıcak günlerinden birinde meydana geldi; diğeri yılın en soğuk, karlı, sert bir kışın yaşandığı günde! Birine gecenin 03.02’sinde; diğerinde gecenin 04.17’sinde yakalandık. Birincisine Gölcük, Kocaeli, Marmara depremi adı verilirken, ikinciye “yüzyılın depremi” dendi.

Özellikle 6 Şubat depreminin hafızalarımızdaki canlılığı hâlâ üzerimizde! O nasıl mahşeri andıran ana baba günüydü Ya Rabbi! Enkaz altından “Beni kurtarın” diye feryat eden insanlar… “Babamı, oğlumu, kızımı enkazdan çıkarın” diye yalvaran anneler… Küçük bir ümitle bile olsa günlerce beklenen çaresizlikler… Elinden bir şey gelmediği halde yakınının bulunduğu noktaya kilitlenen gönlü kırık insanlar… Bütün bu yaşananları unutmak mümkün mü?

Son büyük depremde insan yüreğinin dayanamayacağı kadar çetin faciaları birlikte yaşadık. Fakat bizi bekleyen yeni depremlere karşı hangi tedbirleri alıyoruz? Türkiye, deprem kuşağında bir ülkedir. Fay hatlarını gösteren haritaya baktığımız zaman, risksiz bölgeler o kadar o kadar az ki!

Son bir aylık mevsim normallerinin üstünde seyreden sıcak günleri hatırlayın! Her gün birden çok yerde deprem oluyor. 2 – 3 - 4 gibi şiddetlerde meydana gelen depremler bizi yoklayıp duruyor. Yarınların neler getireceğini hiçbirimiz bilmiyor. Bu görüntülere karşı somut tedbirler alındığını görmek hakkımız değil mi?

UZMANLAR UYARIYOR

6 ŞUBAT depremi öncesi günleri hatırlayın! Uzmanlar büyük İstanbul depremi konusunda uyarırken; toplumun gözü kulağı büyük Marmara depremi üzerindeydi. Fakat kamuoyunun hiç hesaba katmadığı 11 milyon insanımızın yaşadığı 10 ilimizde 7,7 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Suriye’deki kısmı da dikkate alınırsa 700 kilometrelik bir alan! Yüzyılın değil, belki yüzyılların depremi denilebilecek bir faciaydı.

Her gün 24 saat olmak üzere, günlerce TV’lerden canlı yayın yapılan ve gözlerimizin içine girecek büyüklükteki depremi nasıl göz ardı edebiliriz? Uzmanlar yine 7 şiddetinin üstünde bir İstanbul depremi konusunda uyarıyorlar. Tedbir alınmasını istiyorlar. Alman Yer Bilimleri Araştırma Merkezi, Marmara’da beklenen büyük depremin 7,4’ten yüksek olacağı açıklamasını yaptı. (16.8.2023)

Son uyarılardan birini de deprem uzmanı Prof. Dr. Süleyman Pampal yaptı. Yalova açıklarında meydana gelen depremin olası büyük İstanbul depreminin habercisi olduğunu söyledi. Hatta İstanbul depreminin çok yıkıcı olacağını anlatarak, “Ondan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; bu durum bizi tedirgin ediyor” (Millî Gazete, 8.8.2023) ifadelerini kullandı.

Deprem, yalnız bizim ülkemizde olmuyor ki! Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür; Çin, Hindistan, İtalya, Japonya gibi ülkelerde de deprem olduğunu belirterek, tedbirlerini sıraladı: “Böyle depremler olduğunda adamların günlük hayatı değişmiyor. Biliyor ki, çatı kafasına yıkılmayacak. Bunu modern dünya sağlamışsa, biz niye yapmayalım.” (10.4.2023)

TEDBİR İSTİYORUZ

6 ŞUBAT depremine hazırlıksız yakalandık. Hatay’da ilk 4; diğer illerde ilk 3 gün enkazlara ulaşamadık. Depremin yaşandığı ilk 10 saat, enkaz altındakileri kurtarmakta “ altın saatler”dir. “Âfet Yönetmeliği”nde, âfetin yaşandığı andan itibaren görevlilerin işinin başında olması istenir. İnsan canının söz konusu olduğu yerde ihmal ve gecikme affedilemez. Bunca depremin yaşandığı ülkemizde yeterli tedbiri almayacak mıyız?

Depremin genel koordinasyonunu İçişleri Bakanlığı’na bağlı AFAD yapıyor. Diğer görevliler, gönüllüler hep AFAD’ın kontrolünde çalışıyor. AFAD görevde değilse depreme müdahale yapılamıyor. Son depremin ilk günlerinde bölgeye ulaşanlar görevin koordinatörünü göremediler. Yurt içi ve yurt dışından yardıma koşan ekiplerin geri dönmek zorunda kaldıklarını öğrendik.

Depremlerin ülkemizi yoklayıp durduğu dönemde, kamuoyu; “AFAD depremde azami derecede insan kurtarabilmek için toplandı”; “Şu kurtarıcı tedbirleri aldı”; “Bu toplantılar genişleyerek sürecek” türünden haberler duymak istiyor. Her ilde AFAD görevlileri artırılmalı, arama kurtarma çalışması yapabilecekler belirlenmeli, gönüllüler aktif hale getirilmelidir. AFAD’ın sitesinde bazı bilgiler var; ama halk bugüne kadar gördüğü ihmal ve eksikliklerin giderildiğini görmek istiyor.

Deprem için alınan tedbirler halka duyurulmalı; arada bir sembolik ve sistematik uygulamalar yapılmalıdır. Son deprem öncesi camilerden de duyurulup aynı anda talimatla topyekûn uygulanan “çök”; “kapan”; “tutun” yöntemi amacına ulaşmamıştır. Depremde yapılacaklar, toplanma yerleri gibi tedbirler somut ve inandırıcı olarak halka anlatılmalıdır.