Yunanistan, açık denizde tespit ettiği düzensiz göçmenleri ya lastik botlara aktararak denize itmek suretiyle ölüme terk ediyor, onları kurtarmak da Türk Sahil Güvenlik ekiplerine düşüyor. Çoğu zaman Türk Sahil Güvenlik ekipleri yüzlerce düzensiz göçmeni ölümden kurtarıyor ve ülkelerine gönderiliyor. Sanki Yunanistan’ın görevi düzensiz göçmenlerin Avrupa’ya çıkmasını engellemek için ya öldürmek ya da ölüme terk etmek. Yaşananlara Batı dünyasının seyretmekten öte bir tepki vermiyor oluşu da Yunanistan’ın sadece kendisi adına değil, Haçlılar adına da hareket ettiğini gösteriyor. Bu olayların çoğu zaman görüntüleri de medyaya yansıyor. Özellikle son olarak geçtiğimiz günlerde Yunanlıların denize ittiği 73 düzensiz göçmen Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarılırken 2’si bebek, 3’ü çocuk, 1’i kadın 6 düzensiz göçmenin cansız bedenlerine ulaşıldı. Hemen belirtelim ki, bu yaşanan ilk olmadığı gibi son olmayacağa da benziyor. Çünkü bugüne kadar binlerce düzensiz göçmen naylon botlarla açık denize ölüme itilirken dünya üzerinde barışı ve huzuru sağlamak için kurulduğu ileri sürülen uluslararası kuruluşlardan hiçbir tepki gelmiyor. Bu sessizliğe bakıldığında işlenen cinayetlere BM, NATO ve AB gibi kuruluşların sessiz kalarak Yunanistan’a destek verdiklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bakımdan olayları değerlendirirken sadece Yunanistan’ın insanlığını sorgulamakla kalmayıp sessiz kalan tüm ülkelere hitaben, “Lanet olsun insanlığınıza” demek gerekiyor. Bu arada özellikle de yeryüzünde barışı ve huzuru sağlamak için oluşturulduğu söylenen Birleşmiş Milletler (BM), NATO ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların da yüksek sesle yargılanması, ya söyledikleri gibi olmaları ya da kendilerini feshetmeleri gerektiğini hatırlatmak, hatta bu yönde uluslararası baskı oluşturmak gerekir.

Caniler, işledikleri cinayetler karşısında hiçbir tepki görmezken Türkiye olarak parasını verdiğimiz savunma sistemlerini ve uçakları vermedikleri için de Rusya’dan S-400 aldık diye yaptırım uygulayanlar, ülkemizi sıkıntıya sokmak için çaba sarf edenlerin sözlerinin dinleniyor olması, hatta yukarıda sözünü ettiğimiz örgütler ve ABD gibi ülkelerin ciddi bir tepki ile karşılaşmaması artık dünyanın acilen yeni bir düzene kavuşmasını zaruri hale getiriyor. Belli ülkeler kendilerini her türlü eşkıyalık ve zulüm konusunda hak sahibi görürken, mazlumların kimse yardımına koşmuyor. Böyle bir dünyada yaşamak sanıyorum böyle sürüp gitmez, gitmemeli.

Bu arada Yunanistan nasıl Haçlı ittifakının desteğini arkasına aldığı için katliamlarını sürdürüyor ise Ermenistan da benzer bir desteği arkasına almış olmanın küstahlığı ile ikide bir Azerbaycan’a saldırıyor. Dikkat edilirse sanki Yunanistan ve Ermenistan arkalarına aldıkları Haçlı desteğine güvenerek saldırıyor, insanları denize atıyor, katlediyorlar. Böyle olunca da insan ister istemez yeryüzünde adı konulmamış bir Haçlı hakimiyeti mi var diye sormadan edemiyor. Aslında böyle bir soruya gerek de yok, açıktan özellikle Müslümanlara yönelik bir Haçlı ittifakı yüzyıllardan beri yeryüzünde var. Bu varlığa birtakım uluslararası örgütler eliyle hukukilik kazandırılmaya çalışılmış. Haçlılar bu cesareti mazlumların ayağa kalkmayışından alıyorlar: Bir gün gelir İslam Birliği sağlandığında mazlumlar ayağa kalkacak, zalimler ise diz çökecektir. Aksi halde yeryüzünde zulüm hükmünü sürdürmeye devam edecektir. Böyle bir dünyada yaşamaktansa mazlumların ayağa kalkışını sağlamaya katkı vermek daha doğru olmaz mı?