Koalisyon ve tek parti iktidarı dönemler olarak ele alındığında, 1960, 1980 ve 2000 sonrası birbiriyle benzerlik göstermektedir. 1965-71 arası tek başına iktidarla geçmişken, 1971-1983 yılları arası 12 yıl koalisyonla geçmiştir. 1983-1991 arası 8 yıl tek başına iktidar dönemi yine 12 yıllık 1991-2003 dönemiyle sonlanmıştır. 2003 sonrası yaklaşık 13 yıllık tek başına iktidar dönemi de 7 Haziran seçimleriyle son bulmuş, yeni bir koalisyon dönemi başlamıştır. 1 Kasım sonrası bu dönemin daha uzun süreceği ortadadır.

Önümüzdeki on yılların koalisyonla geçecek olması, Saadet Partisi’nin mecliste olup olmamasıyla şekil alacaktır. Çünkü koalisyon ortağı olmadığı dönemlerde; 5 Nisan 1994 devalüasyonu gibi, Şubat 2001 krizi gibi ekonomik ve buna bağlı olarak sosyal sıkıntıların yaşandığı acı bir gerçektir. Bu sıkıntıların zihniyet farkı olmadan çözülmesi bir tarafa azaltılması bile mümkün görünmüyor. Hele hele, ötekini anlamak, empati yapmak yerine nefret söylemine varan, hiyerarşik sıralama yapan, buyurgan ve sert bir siyasi üsluptan çözüm beklemek hayal olacaktır.

Ülkemizin taze kana ihtiyaç vardır. Bu açıdan içinde biraz da olsa vicdan bulunan her seçmen, kendi talebiyle seçtiği siyasi partinin eylemi arasında bir çelişki olduğunu görüyor ve giderek bir hayal kırıklığına sürükleniyor. Bir dönüşüm, bir makas değişikliği yapmak istiyor. Bu yüzden yakın gelecekte, yeni görüşlere ve çözüm önerilerine kapı aralayabilen, halkı güncel yanılgılarla aldatmayı engelleyebilen siyasi becerilere daha fazla ihtiyaç duyulacak. Daha etkin ve dinamik hâle gelerek yeni bakış açıları sağlayacak siyasal cazibe atılımları hız kazanacak. İşte bunun için, sahip olduğumuz insan kaynağını, ülke meselelerine daha fazla kafa yoran, çözümlere daha fazla odaklanan bir yapıda çalıştırmak önemlidir. Bunun temini 1997 ruhuna dönmektir. 

İnsanımız sağlam bir zemin, şerefli bir duruş arıyor. Bunun makam, mevki ve para karşısında imtihanı kaybedenlerle olmayacağını görüyor. 2002’de mecliste 2 parti, 2007’de 3 parti, 2015’de 4 parti olmasına rağmen sonuç değişmemişse, Saadet Partisi’nin varlığı bugün daha anlamlı daha asil bir konuma ulaşmıştır. Çünkü denenmiş denenmez! Yapılacak tek şey, yeni bir tercih yapılması ve yeni bir sayfanın açılmasıdır. Bu seçimlerde “bireysel başvuru hakkı” bu yeni sayfayı açmak için yeterli, güç temelli yozlaşmayı sonlandırmak için geçerli bir sebeptir. Son yıllarda o kadar çok şey kaybettik ki, Allah korusun biraz daha geç kalırsak ülkemizi kaybetmekle karşı karşıya kalabiliriz. Türkiye son kale, Saadet tek çaredir!