Gençlik zamanlarımızda… Saflar bütün hatlarıyla sokaklara, caddelere, şehirlere taşınınca… Saflara isimler takılınca, ortada kalanlar da kendilerince ot diye anılır oldular.

Hiçbir şeye bulaşmamışların ortak adıydı, ot… Yani, fikri, zikri, iddiası olmayan, suya sabuna dokunmayan… Bana ne diyen insanlara gruplara ot diye bakılırdı.

Doğrusu, dün de, bugün de, davası olan insanları seviyorum.

Elbet, dava tanımını kendilerince yapan birçok insana rastlarsınız… Kimileri için dava, bir günün dünyalık lezzetleridir… Kimisi için, bir duadır, duada gizli yakarıştır… Kimisi için, işe girmektir, para kazanmaktır… Vekil olmaktır, makam kapmaktır.

Kimilerinin davası zamanla sınırlı olduğu gibi, makamla sınırlı da olabilir.

Gelmiş, geçmiş birçok siyasi liderin davadan bahsettiğine tanıklık etmişizdir. Süleyman DEMİREL de davadan bahsederdi. Onlar için demokrasinin kendisi bir davaydı.

Dört başı mamur bir demokrat düzeni kurmak davanın kendisiydi.

Bu yüzden, altmış darbesinde asılanları demokrasi şehidi olarak ifade etmişlerdir.

Allah inancı olmayıp, kendilerince bir komünist düzeni hayal eden… Sosyalist bir toplum öngören nice guruplar da davadan bahsederler. Onlar için dava, komin hayatıdır.

Bu uğurda ölenlere de şehit dediklerini duymuşsunuzdur.

Ancak, Müslümanlar için dava, Allah’a kul olmaktır. Layıkıyla, sadece ve sadece Allah’a secde etmek, ondan medet ummak, ona dayanmak… O’na hizmet etmektir.

Müslüman için dava, yüce Allah’ın yarattığı insanı, yeryüzünde şerefli yaşatmaktır… Kimseye kul olmadan… Kimsenin boyunduruğuna girmeden… İnsan haysiyetinden ve onurundan taviz vermeden şerefli yaşamanın adı, davanın ta kendisidir.

Mal da, mülk de... Dünya da imtihan aracıdır.

Dünyaya geliş sebebimiz… Dünyada bulunma gayemiz de, iyilikleri çoğaltmak, rahmeti büyütmektir.

Onun için yaygın sözdür… Denir ki, duvara dayanma, yıkılır, insana dayanma ölür, ağaca dayanma çürür… Dayanacaksan, güç sahibi Allah’a dayan ki, arkan sağlam olsun… Yıkılmayasın.

İnsanı şerefli yaşatma davasının savunucuları, Allah’ın övdüğü ümmetin fertleridir. Bu uğurda yapılan fedakârlıkların karşılığı vardır.

Yine bu yolda… Allah için verilen her emeğin zerresinin manası tartışılmaz.

Onlar bilir ki, adaleti ayakta tutan toplumlar kazanırlar ve Allah’ın hoşnutluğuna ererler.

Zamana, mekâna, şartlara yenilmeyen iddiaları olanların davadan bahsetmeleri mümkündür… On senede bir değişen iddiaların dava olma özellikleri yoktur.

Müslümanlar için, bu yolda yaralanmak payedir, ölmek daha büyük bir madalyadır.

Ölerek yaşamak… Diri olmak, hayat kazanmak bu yüzden manalıdır… Şehitlik mertebesi bu anlamda mühimdir ve ahiret etiketlidir.

Dava adamı olmak ayrıcalıktır.

Hayatını günün sabahıyla akşamı arasına sıkıştırmış insanların, yaratılış gayelerini unuttuklarını söylemek yerinde olur.

O yüzden, hep Allah’ın ipine sarılarak kendilerine yol bulanlar… Davası için fedakârlık yapanlar, Allah’ın hoşnutluğunu, bütün dünyalık lezzetlerin önüne koyanlar kazanacaktır.

Selam da onlara olsun.