Cihad, gerçek hürriyet yolunu açacak; izzetli, şerefli, haysiyetli yaşayışa zemin hazırlayacak; yeryüzüne emniyet, huzur ve saadet getirecek İlâhî bir emir ve akledenler için büyük bir nimettir. Cihadı inkâr eden, Mü’min ve Müslüman olamaz. Zira nassla sâbittir. Cihadla ilgili 350’den fazla âyet-i kerime ve pek çok mütevatir hadis vardır. Ayrıca Peygamber Efendimizin (s.a.v.), Hulefâ-i Râşidin’in uygulamalarıyla sâbittir. Tarihe Şanla geçmiş İslâm devletleri ve onların idarecileri, kumandanları ve askerleri cihad etmişlerdir. O şanlı devirlerde bütün Müslümanlar cihadı arzulamışlardır. Zaten cihadı düşünmeyen, arzulamayan, ciğeri beş para etmez bir adam demektir. Ona adam demek sözün gelişi olduğu içindir.

Şu anda bizim askerlerimiz ve polislerimiz cihad etmektedirler. Şayet onların cihadı olmamış olsa, yurdumuz düşmanla dolar, haramiler dört bir yandan yurdumuzu talan eder. Ne hürriyet kalır, ne de namus… İşte bunu bilen düşmanların en büyük hedefi, cihaddır. Cihad ruhunu ortadan kaldırmak için yaklaşık elli yıldır hummalı bir faaliyet içerisine girmişlerdir. Bunun için yüz milyarlarca dolar sarf etmişlerdir. Ülkemizde ortaya çıkan FETÖ terör örgütünün ana fikri, cihadı yok etmeye dayanmaktadır. Diyalog, hoşgörü, Hıristiyan ve Yahudilerle kardeşlik, vs. hep cihad ruhunu köreltmeye yönelik çalışmalardır. Amerika 1990’lı yıllarda sufizme el atmış, Sünnet-i Seniyyeye dayanmayan Sufiliğe yönelenler arasında faaliyet göstermiştir. Onlardan ve onların “başlarından” istediği tek şeydir: “Sizden sorulduğunda: ‘Cihad devri geçmiştir. Kur’ân-ı Kerim’deki beyanlar o devre aittir. Müslüman hoşgörülü olur vs.’ deyin!” Bunun için çuvallarla para dağıtmıştır. 3 helikopter dolusu para Pakistan’a, 2 helikopter dolusu para Afganistan’a, 3 helikopter dolusu para Irak ve Suriye’ye, 3 helikopter dolusu para Türkiye’ye taşınmış ve dağıtılmıştır. Bu faaliyetlerin neticesinde Irak kolayca işgal edilmiştir. Afganistan’ın, Pakistan’ın, Suriye’nin hali ortadadır. Ülkemizde 15 Temmuz darbe teşebbüsünde olanlar gözler önündedir. 

Filmi 15 Temmuz’dan geriye sarıp izlendiğinde, ortaya dehşet verici bir manzara çıkar: Belki yüz koldan cihad ruhunu öldürme operasyonları yapılmış, hain yetiştirme taktikleri uygulanmıştır. Bir Doçentin bir sempozyumda yaptığı konuşmayı okumuştum. Şöyle diyordu: “Avrupalılar, Amerikalılar başımıza bomba da yağdırsalar, biz mukabele etmeyeceğiz. Sonunda onlar, ‘Bunlar ne güzel insanlar! İslamiyet ne güzel dinmiş!’ Diyecekler ve hepsi Müslüman olacak!” Bu sözü söyleyene yalnızca “ahmak!” demek yeterli midir? Aslında bu konu, en hayatî gündem maddesi olmalıdır. Dört bir tarafımız ateş çemberi ile sarılmış durumda. Düşman on bin kilometre ötede değil, burnumuzun dibinde. Kurtlar sofrası kurulmuş, canavarlar, ağızlarının suyunu akıtarak ülkemize bakıyor. Saflığın lüzumu yok. Bakınız “Kurtuluş Savaşı Serisi” için hazırladığım iki kitabı; “İşgal Yılları” ve “İşgal Yıllarında Yunan Zulmü” kitabını gözyaşları içerisinde yazdım. Beni en çok kahreden de, on binlerce vatan evladının hunharca katledilişi, kadınlara, kızlara tecavüz edilişi, bu şenaat karşısında onlara mukabele edilemeyişi idi. 

Âcizâne kanaatim şudur: Devlet bu millete dinini, yani İslâmiyeti öğretmelidir. Devlet bu milletin tamamına cihad eğitimi vermelidir. Hem askerlerimiz ve polislerimiz bu eğitimi teorik olarak, sahih kitaplardan almalı, ondan sonra fiilî eğitimi yediden yetmişe bütün vatan evlatlarına öğretmelidir. Meselâ lise çağlarında yaz tatilinin iki ayında gençlerimize cihad eğitimi verilmelidir. (Bu müddet askerlikten düşülebilir) Kadın subaylar, astsubaylar ve kadın polisler de kadınlara bu eğitimi vermelidir. 80 milyon öylesine yetişmelidir ki, dünyada ne kadar düşmanımız varsa, niyetini bozmuşsa, bize saldırmayı düşünüyorsa, yanında tabutunu da alıp öyle gelmelidir. Nureddin Mahmud Zengi, Selahaddin Eyyubî ve Hayat-ı Harrânî, el ele vermiş, bütün halka, en başta da uyuşmuş vaziyetteki medrese ve tekke ehline cihad eğitimi verdirmiş, beş senelik hummalı bir çalışmanın ardından, Kudüs düşman işgalinden kurtarılmıştı. Hem yurdumuzun emniyeti, hem İslâm yurtlarının işgâlden kurtarılması, cihad eğitimine bağlıdır.